Ayşegül Özkonak

Sosyolog ve Aile Danışmanı

Category: Yaşama Dair (Page 4 of 17)

DEPRESYONDA MISINIZ ?

DEPRESYONDA MISINIZ ?
Schkade David, mutlu insanlarla mutsuz ve depresyonda insanları karşılaştırarak onlar üzerinde deney yapıyor.
Amaçsız, hedefsiz olan, hayatı monoton yaşayan insanların depresyona girdiğini tesbit ediyor.

Bugün hayatınızı düşünün…
“Her günüm aynı, tekdüze bir hayatım var” diyenlerden misiniz?

Sizce nasıl renklendirebilirsiniz?
Monotonluktan nasıl kurtulabilirsiniz?
Kendinizin ve başkalarının hayatına nasıl bir katkıda bulunabilirsiniz?

Şimdi hayatınızı tekrar düşünün.
Bugün dünden farklı ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Hadi başlayın…
Bugün hayatınızda olumlu, değişik, güzel bir fark yaratmayı deneyin.

Ayşegül Özkonak

BEDENİNİZLE BARIŞIK MISINIZ?

BEDENİNİZLE BARIŞIK MISINIZ?
Ramazan ayından yeni çıktık. Kimimiz orucunu tuttu. Kimimiz tutmadı ya da tutamadı.
Bayramda eş dost ziyaretlerinde ikram edilen tatlılara bazılarımız “HAYIR” diyemiyor. Siz de hayır diyemiyenlerden misiniz?
Kendinize içinizden şunu sorun:
-Bu benim bedenim için sağlıklı mı? Bedenime yarar mı?
Bunu yemem elzem mi?
Cevabı size gelecektir.

Bir ay bedenimiz farklı bir tempodaydı. Enzimlerimiz hormonlarımız, hücre ve dokularımız farklı tempoya alıştı. Üç gün boyunca bize sunulan aşırı tatlı, yağlı gıdalara hazır değil.
Size tavsiyem; doktorunuza, diyetisyeninize kulak vermeniz ve tabi ki bana da. 😊
Akşam sessiz, sakin bir ortamda gözlerinizi kapattığınızda bedeninizle konuşun. İki elinizi kalp bölgenize koyun. Derin nefesler alıp verin. Sadece bedeninize; kendinize odaklanın.
-Sevgili bedenim, seni şimdiye kadar hor kullandığım için senden özür dilerim. Seni önemsemediğim için, saygı duymadığım için, küçük gördüğüm için, beğenmediğim için, unuttuğum için, başkalarıyla kıyasladığım için, yetersiz gördüğüm için, güzel ve güçlü bulmadığım için, sevmediğim için (kendi bedeniniz hakkında ne düşünüyorsanız ilave edin) senden özür dilerim. Seni seviyorum, lütfen beni affet. Bundan böyle senin için uygun olan besinleri yiyip, senin için uygun davranışları yapacağım. Yürüyüş yapacağım. Egzersiz yapacağım.( Vb.) 😊 🙏 😇
Bu uygulamayı 21 gün yapın.
Böylece bedeninizle barışacaksınız.
Hiç bedeninizle konuştunuz mu? Deneyin ve farkı farkedin….
Sağlıkla ve sevgiyle kalın… 😊
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

GÖRSELLERİN ETKİSİ

GÖRSELLERİN ETKİSİ
Kaçırılan, katledilen çocuklar ve katledilen hayvanlar bizleri anlatılmaz derecede üzerken, bu tür haberlerle ilgili görselleri toplumumuzu uyarmak adına paylaşanlara seslenmek istiyorum. Niyetinizin iyi olduğundan eminim. Bununla birlikte bu tarz görselleri paylaşmak, haberleri izlemek, toplumda duyarsızlaşmaya neden olur. Hatta bazı kişilerde bilinçaltında bastırılmış duyguları bile harekete geçirerek bu olumsuz olayların artmasına neden olabilmektedir.

Size psikolojik bir deneyden bahsetmek istiyorum.
Kitty Genovese cinayeti ve seyirci kalma etkisi:
1964 yılında New York’ta bir kadın sokak ortasında bıçaklanarak öldürülür. Kitty Genovese adlı kadının cinayetinde sokakta yaşayan birçok komşu sesleri duymuş hatta cinayeti görmüş olmasına rağmen kimse polisi aramaz.
Kitty Genovese olayında komşular bir başkasının polisi aramış olduğunu düşünerek sorumluluk almamayı tercih etmiştir.
Latané ve Darley bunu seyirci kalma etkisine dayandırmıştır.
Bir olaya şahit olan kişi sayısı ne kadar çoksa verilen tepki de o kadar az olmaktadır.

Bir diğer deney şöyle:
Gerçek insanlar bir görüşmeye alınacaktır. Denekler durumdan habersiz. Deneyde görüşmeye gelenler için; görüşme merkezine gelene kadar yollarda onların görebileceği noktalara bilinçli olarak bazı görsel mesajlar yapıştırılır. Sonuç şu; denekler konuşmalarında (görüşmeye gelene kadar yollarda bilinçli olarak oluşturulan mesajlarla ilgili), gördükleri ama farketmedikleri yazı ve görsellerle ilgili sözcükleri, cümleleri kullanmışlardır.

Tıpkı reklamını izleyip bir ürünü almak, denemek isteyen insanın durumu…

Neyi, nerde, nasıl kullanmamız gerektiğini bilmeliyiz.
Toplumun en küçük birimi olan aileden başlayıp, tüm alanlar bu konuda eğitilmelidir.
Çünkü tüm bilinçaltımız ne görüyorsak onu alır ve kullanır.

LÜTFEN olumsuz görselleri paylaşmaktan uzak duralım.
Ayşegül Özkonak Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

MUTLU OLMAK İÇİN 20 NEDEN

MUTLU OLMAK İÇİN 20 NEDEN
1. Nefes alabiliyor ve aldığınız her nefesi kolaylıkla ve farketmeden verebiliyor musunuz? (Solunum sisteminiz düzgün çalışıyor mu?)
2. Çevrenizdeki her şeyi algılayıp görebiliyor musunuz?
3. Şu an benim yazılarımı okuyabiliyor musunuz?
4. Koku algınız var mı? Bir çiçeği koklayabiliyor musunuz mesela?
5. Aklınız, zekanız var mı?
6. Düşünebiliyor musunuz?
7. Hissedebiliyor musunuz?r
Hislerinizi tanımlayabiliyor musunuz?
8. Düşüncelerinizi söze ve yazıya dökebiliyor musunuz?
9. İşitme algısına sahip misiniz? Sesleri ayırdedebiliyor musunuz?
10. Konuşabiliyor musunuz?
11. Besinleri ağzınıza götürebiliyor ve çiğneyebiliyor musunuz? (Motor sisteminiz düzgün çalışıyor mu?) Çiğnediğiniz besinleri de farkında bile olmadan, kolayca yutabiliyor musunuz?
12. Besinler sindirim sisteminizde sindirime uğruyor ve kanınıza karışıyor mu? (Sindirim sisteminiz düzgün çalışıyor mu?)
Sindirime uğraması için uğraşmıyorsunuz değil mi?
13. Atık maddeler bedeninizden kolaylıkla uzaklaşıyor mu?
14. Boşaltım sisteminiz kolay çalışıyor gereksiz maddeleri bedeninizden arındırıyor, böbrekleriniz zararlıları süzüyor, yararlı maddeleri kana geri alıyor mu? (Boşaltım sisteminiz düzgün çalışıyor mu?)
15. Kaslarınız, kemikleriniz, eklem bağlarınız sizi ayakta tutabiliyor mu? (Kas ve iskelet sisteminiz düzgün çalışmıyor mu?)
16. İstediğiniz her yere yürüyebiliyor, hatta koşabiliyor musunuz?
17. Elinize aldığınız bir şeyi istediğiniz yere koyabiliyor ya da kaldırabiliyor musunuz? Elinizi kolunuzu kullanıp, istediğiniz her işinizi kendi başınıza kimsenini yardımı olmadan yapabiliyor musunuz?
18. Kalbiniz anne karnında 2 aylıktan beri tüm bedeninize kanı pompalıyor mu?
19. Karaciğeriniz biyokimya fabrikası gibi tüm zehirli maddeleri temizliyor ve yararlı maddeleri üretiyor, bir kısmını depolayabiliyor mu?
20. İnsanlarla iletişim kurabiliyor musunuz?

Bunları bilinçsizce, bazılarını bilinçli olarak gerçekleştiriyoruz. Aslında ne kadar çok zenginiz hiç düşündünüz mü?
(Not;: Bizim hiç farkında olmadan gerçekleştirdiğimiz; ama hastanelerde organları tam işlevini yapamadığı için dua eden o kadar çok insanımız var ki… (Hepsine şifalar diliyorum.))

Mutlu olmamız ve şükredebilmemiz için alın size 20 neden… 😊
Bir de benim bilmediğim, sizin bildiğiniz aileniz, geliriniz, sevdikleriniz, sevenlerinizi de ekleyin…Mutlu olmanız için nedenleriniz belki 30 ‘u da geçer.
Ne dersiniz?
Mutlulukla, sağlıkla, sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

ÖFKELİ BİRİNE NASIL DAVRANMALIYIZ?

ÖFKELİ BİRİNE NASIL DAVRANMALIYIZ?
Öfke normal bir duygu. Her insanda olması gereken bir duygu. İçe atmak da; vurucu, kırıcı tavırlar gösrermek de doğru değil. Öfkeliyken arka beynimizle hareket ederiz.
Dolayısıyla öfkeli her insan, kendisinden umulmayan bir davranış gösterebilir. En doğrusu, öfkeyi yönetebilmektir.
Öfke duygusunun altında pek çok neden var. Anlaşılamadığını hissetmek bunlardan yalnızca biri.
Eğer size karşı öfke duygusu olan biriyle karşı karşıyaysanız; ona anlaşıldığını hissettirin.
“Haklısın” deyin.
Ne çok tepki gösterin ne de tamamen sessiz kalın.
Sessiz kaldığınızda da önemsenmediğini, baştan savulduğunu, anlaşılamadığını hisseder.
Sadece “Seni anlıyorum. İkimiz de sakinleşelim. Bu konuyu ikimiz de sakinken konuşmaya devam edelim.” Deyip, dikkatini başka tarafa çekin.
Gününüz sakinlikle, mutlulukla ve huzurla geçsin.
Sevgiyle kalın…
Ayşegül Özkonak Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

DEĞİŞİMİ İSTİYOR MUSUN?

1. İş
( İşini değiştirmeyi, geliştirmeyi, motivasyonu artırmayı istiyor musun? )
2. Kariyer yapmayı istiyor musun?
3. Aile
(Evliliğinde mutluluğu istiyor musun? )
4. Aşk
( Ruh eşini bulmayı istiyor musun? )
5. Sağlık
( Organik kökenli olmayan sorunlarından kurtulmayı istiyor musun? )
6. Para
(Daha fazla parayı hayatına çekebilmeyi istiyor musun? )
7. Zamanı yönetebilmeyi istiyor musun?
8. Öfkeni yönetebilmeyi istiyor musun?
9.Sevdiğinle azalmış olan aşkını, karşılıklı sevginizi artırmak, ilişkinizi düzeltmek ister misin?
Bu ve bunun gibi hayatında daha iyi neler olsun istiyorsun?
İsteklerine kavuşabilmenin mümkün ve çözümünün kolay olduğunu bilseydin bu nasıl olurdu?
Bunun için neler yapmaya gönüllüsün?
Neleri kabul edersin?
Neleri değiştirmek, geliştirmek, dönüştürmek istiyorsun?
Sevgiyle kal .:)

KENDİNİ BULMAK

KENDİNİ BULMAK
Minicik, korunmasız bir bebek olarak geliriz dünyaya. Anne babamız bize kendi anne babalarından ne öğreti aldılarsa aktarırlar.
O öğretilerin içinde belki de bizi kısıtlayan, hayatta adım atmamızı engelleyen, kişiliğimize, yeteneklerimize uygun olmayan aktarımlar da vardır. O öğretileri biz seçemeyiz. Bununla birlikte, yanlışı fark ettiğimizde; kaldığımız yerden başlayıp, bizim için doğru olanı seçtiğimizde; mutluluk da gelir, huzur da, sevgi de, sağlık da, başarı da, maddi manevi bolluk bereket de.
“Böyle gelmiş böyle gider” demek yerine kendi yolumuzu çizebilme şansına sahip olduğumuzu bildiğimizde ise, hayatımızdaki olumsuzluklar yerini; olumluluklara bırakır.
Eskiden sinirlendiğimiz, öfkelendiğimiz şeylere eskisi kadar kızmadığımızı, kapana kısılmışlıkların aslında zihnimizden kaynaklandığını da far kederiz.
Korkular, kaygılar, endişeler, suçluluklar, suçlamalar, kin, nefret, öfke serbest kaldığında; hayatın aslında nasıl da yaşanılacak bir yer olduğunu da fark ederiz.
Bir danışanımın “Hocam seans bitip, ofisin kapısından çıktığımda; yıllardır sanki ilk defa nefes aldığımı fark ettim. Tıpkı bir kuş kadar özgürleştim.” dediği gibi… Zihnimizdeki olumsuz düşüncelerden özgürleşince dünya da özgürleşir.
Biz değişince dünya da değişir.
Sevgiyle kalın. 😊
Ayşegül Özkonak

KENDİNİ SORGULA

KENDİNİ SORGULA
1. Kendi hayatını mı yaşıyorsun, başkasının sana dikte ettiği hayatı mı?
2. Şimdiye kadar olan hayallerini gerçekleştirebildin mi?
3. Gerçekleştirebildiysen ne kadarını gerçekleştirebildin?
4. Bu sana ne kazandırdı?
5. Hedeflerine ulaşabilmen için daha başka neler mümkün?
Ayşegül Özkonak

Kişisel gelişim eğitmeni ve sosyal iletişim danışmanı

BAKIŞ AÇINI DEĞİŞTİR

BAKIŞ AÇINI DEĞİŞTİR
Bir olaya çözüm bulamadığında bazen yalnız kalmak istersin. Kendinle baş başa kalmak…
Yalnız kalıp, bir karar almak…
Belki de anlaşılamadığını düşünür, hatta birilerine öfke bile duyarsın. Kendisi tarafından anlaşılamadığını sandığın o biri; senin sesini duysun istersin.
Bazen de konuşmak, dertleşmek…
Her ne yaparsan yap, en doğrusu; konuşmak, o kişiyle duygularını paylaşmaktır.
Konuş… Konuşmanın yanında onu da dinle. Onun sesini de işit. Ne söylediğine kulak ver.
Bilmediğin, yalnız kendi açından baktığın olayın, bir de diğer tarafından bak.
Daha sonra fark edersin ki, senin doğru sandığın bazen yanlış, yanlış sandığın da doğru olabilir.
Ufkunu biraz daha genişlet.
O zaman bir de bakmışsın ki, sana yeni bir pencere açılıvermiş.
Onunla konuşmaya mı korkuyorsun?… Olacaklardan mı?
Dene, ne kaybedersin?… Konuşarak sorunların çözüme kavuşsun ister misin?
Konuşsan en kötü ne olur?
Bakış açını değiştir. Hayatın değişsin.
Sevgiyle kal…

Ayşegül Özkonak

Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

KURBAN OLMA, KURBAN ETME PSİKOLOJİSİ

KURBAN OLMA, KURBAN ETME PSİKOLOJİSİ
Anne ya da baba, yaşadığı mutlulukları değil; geçmişte yaşadığı yoksullukları, travmaları, üzüntüleri, aldatılmışlıkları, cefaları, (hayatta tek acı çeken oymuş gibi) sürekli dile getirdikçe çocuğu; onların mutluluğuna katkıda bulunabilmek için rolleri değişir. Çocukluktan çıkar, onların ebeveyni(ana-babası) rolüne girer. Anne babasının hayatı; eskiye göre bolluk bereket dolu, daha refah olsa bile aldığı rol değişmez. Çocuk anne babasının huzur ve mutluluğundan kendini sorumlu tutar. Hele de küçükken onlardan yeterli sevgiyi, ilgiyi alamadığını hissediyorsa… Çocuk bir yetişkin olup evlense bile; kendi hayatını ve çekirdek ailesini yok sayar. Hayatını erteler; dolayısıyla, eşi ve çocuklarına da yetemez. Tüm kanallarını anne ya da babanın mutluluğuna açmıştır. Odak noktası onlar olmuştur. Çocuğun amacı, anne babanın üzülmesine son vermektir. Ama anne baba ne yazık ki tatmin olmaz. Neden? Çünkü, ikincil kazanç vardır. Evladı her şekilde nasıl olsa, ona ilgi gösteriyordur. Ebeveyn bencil olduğunun, evladına ve onun ailesine zarar verdiğinin farkında olmaz. Ortada bağlılık değil, bağımlılık vardır. Anne ve/veya baba, kurban psikolojisindedir. Çocuk da onlara kurban olmuştur.
Böyle bir ebeveyne sahipseniz; bilmelisiniz ki, kendisinden daha sıkıntılı hayatları olanları göstermeye, dolayısıyla kendi kazançlarını fark ettirmeye çalışsanız da, yaptığınız her söz boşa gider.
Önce kendinize dönün. Bu ebeveyn size ne öğretiyor?
1. Artık kendinize önem vermeniz gerektiğini öğretiyor olabilir mi?
2. Sizin de bir hayatınız, bir aileniz olduğunu bilmeniz ve ona bildirmeniz gerektiğini öğretiyor olabilir mi?
3. Ebeveyn değil, evlat olduğunuzu; şimdiye kadar yaşadığı her ne varsa, onun kendi öğretisi(imtihanı) olduğunu öğretiyor olabilir mi?
4. Yeri geldiğinde ‘hayır’ demeyi bilmeniz gerektiğini öğretiyor olabilir mi?
5. Ebeveynin yanında ihtiyacı olduğunda, gerektiğinde ve gerektiği kadar olmanız gerektiğini öğretiyor olabilir mi?

Not: Evlatlık görevini fazlasıyla yerine getirdiğiniz halde, yine de sanki eksik kaldığınızı hissediyor, yetemediğinizi düşünüp bir vicdan azabı duyuyorsanız; inançlarınızı tekrar gözden geçirmeli, gerektiğinde bir yardım almalısınız..
Sevgiyle kalın. 😊
Ayşegül Özkonak

Aile Danışmanı

Page 4 of 17

Ayşegül Özkonak