Ayşegül Özkonak

Sosyolog ve Aile Danışmanı

Category: Uncategorized (Page 11 of 13)

SEMİNERLERİN OLUMLU ETKİSİ

SEMİNERLERİN OLUMLU ETKİSİ

Önceki seminerlerime katılanlara soruyorum:

-Seminerden sonra hayatınızda olumlu olarak bir değişiklik oldu mu?

Bir katılımcım diyor ki;
“Ayşegül hocam, seminerinizdeyken affetme çalışmasında ” karşınıza kırgın olduğunuz kişiyi alın” demiştiniz, ben eşimi almıştım. Sonra eve gittim. Eşime kırgındım, birbirimizle 1 aydır konuşmuyorduk. Dediklerinizi uyguladım. Eşimi güler yüzle karşıladım. Ben daha hiçbir şey demeden eşim benden özür diledi, konuştuk. Sizin söylediklerinizi ona da anlattım. Daha önce danışmana karşıydı ama kendiliğinden bana “Danışmana gidelim” dedi.
Allah sizden razı olsun hocam .”

Bir diğeri ;
” Hocam, kocam çok uyuşuktu. Seminerinizden önce ona çok kızardım. Söylenirdim. Sizden öğrendim ki yeşilmiş. (Yeşil kişilik renginden bahsediyor) Artık kızmıyorum. Söylenmiyorum. Onu olduğu gibi kabul ettim. Böylece öfkelenmiyorum da. Allah sizden razı olsun.”

Bir diğeri ;
” Hocam ben eskiden çok laf çarpıştırırdım. Sert konuşurdum. Artık güzel konuşuyorum. “Hayatım” falan diyorum. Bugün seminerinize yetişmek için saat ikiye kadar işleri yetiştirmeye çalışıyordum. Eşim
diyor ki,” Sen seminere gideli çok değiştin. Bırak bulaşıkları ben yıkarım. Her işi de yaparım. Sen yeter ki Ayşegül Hanım’a git”
Kızım da çok memnun hocam. Sayenizde çok iyiyiz. Sağolun.”

Bir başka katılımcım;
” Hocam eskiden kocamla çok kavga ederdik. Annesigile çok öfkelenir, eve gelmelerini istemezdim. Hakkını aramıyor diye de kocama kızardım. Affetme tekniği öğrettiniz ya, onları sayenizde affettim. Artık tartışmıyoruz bile. Allah sizden razı olsun.”

Bir diğeri;
” Ayşegül hocam, biz 15 yıllık evliyiz. İki oğlumuz var. Sürekli tartışırdık. Seminerinizden sonra öğrendim ki kocamı hiç tanımamışım, ne çok hatalar yapmışım. Annem sessizdi.Kendini babama karşı ezdirirdi hep. Ben annemi savunurdum. Annem gibi olmayayım dedim. Sanki beni anlattınız. Siz anlatırken evliliğim gözümün önünde sıralandı. Ama hatanın neresinden dönersek kârdır değil mi hocam? Artık kocama karşı farklı davranıyorum. O da çok memnun. Sağolun. Kendimi tanıttınız bana. İyi ki varsınız.”

Bir diğeri;
“Ayşegül hanım dünkü seansına bayıldım. Aynısını kızım ve eşime uyguladım, kuş sesleri ile sakinleştik. Lütfen bir daha bekliyoruz.”

Bir diğeri;
“Günaydın Ayşegül Hocam, eşim daha sakindir. Ben aceleciyim. İki oğlum var ellerinizden öper. Onlara hiç sarılmazdım. Sarılacakları zaman da iterdim. Sizin seminerden sonra eve gittim. Sırayla hepsine sarıldım. Şaşırdılar.” hayırdır?! ” diye sordular. Sizi anlattım. Karar aldık birbirimize daha çok sarılmaya. Sarılıyoruz ve sarılırken de gülüşüyoruz. Artık ilişkimiz çok güzel. Bizim evde idol oldunuz. Sonsuz teşekkürler… ”

Bir diğeri;
” Merhaba hocam bende sizi dinledikten sonra hayatımda iyi şeylerin yolunda gitmesi için, bazı şeylerin yerini değiştirdim. Sizden duyduklarımla hayatıma yön vermeyi ögrendim. Kişilere yaklaşımım daha da güzel oldu. Sabaha kadar değil her gün dinlesem bıkmam sizden. Sonsuz teşekkürler iyi ki tanıdım sizin gibi kanatsız meleği. Canımsın. ”

Bir bayan katılımcım;
” Hocam merhaba, seminere bir arkadaşın davetiyle geldim. Sizi dinledikçe hayatım gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti. Meğer ben eşime ne hatalar yapmışım. Kendimi bir aynada görmüş oldum. Ağzınıza, yüreğinize sağlık.”

Bir başka katılımcım. Bayan;
” Hocam sizi bir saat değil, üç saat değil, saatlerce dinlerim. Sizi sık sık buraya davet etsek gelir misiniz? ”

Bir erkek katılımcım;
” Ayşegül hanım, keşke eşim de burada olsaydı. Babası hasta olduğu için onun yanında. Gelemedi. Burda olmasını çok isterdim. Kadınlara erkekleri tanıttınız. Erkekleri de kadınlara. Çok teşekkür ederiz. Genelde çok öfkeliyimdir. Sizden çok şey öğrendim. Hepsini uygulayacağım. 😊 ”

Bir bayan katılımcım;
” Hocam seminerinize hayran kaldım. Çok bilgi ve donanımlısınız. Konuları birbirine bağlamanız ve örnekleriniz hepsi bizim yaşadıklarımız. Sizi iyi ki tanımışım. ”

Tüm katılımcılarıma teşekkür ediyorum.
Birilerinin hayatına olumlu yönde dokunabilmek, anlatılmaz güzel bir duygu. Mesleğimi de, insanlarımızı da çok seviyorum.
İnsanlarımız ilişkilerinde farkında olmadan yaptıkları hataları fark edip, doğru davranışlara geçtiğinde; ilişkisi de yavaş yavaş düzeliyor. Seminerlerimin amacı da bu.
Dönüşlerden anlıyorum ki doğru yoldayım…Hepinize kucak dolusu sevgiler. 😊

Sevgiyle kalın 🙂
Ayşegül Özkonak

Aile Danışmanı
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN

ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN

Öncelikle başöğretmen Atamızı yad ediyorum.
Sonrasında, benim ben olmamda emeği sonsuz; öğretmen olan canım babamın;
tecrübelerinden, sohbetlerinden yararlandığım ve çok sevdiğim öğretmen Hikmet babamın,
Beni yetiştiren, yaşamımda mihenk taşı olan saygıdeğer öğretmenlerimin..
Şimdi öğretmenlik yapan değerli öğrencilerimin…
Sayfamdaki bütün saygıdeğer öğretmen arkadaşlarımın öğretmenler gününü kutluyorum..
Ebediyete intikal etmiş öğretmenlerime ve şehit düşen öğretmenlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

ÖĞRETMEN
Öğretmen “Örnek” demek,
alabilene.
“Işık saçmak ” demek,
görebilene.
“Emek” demek,
fark edebilene.
“Başarmak” demek,
yolundan gidebilene.
“Umut” demek,
yılmayana.
” Coşku” demek,
hissedebilene…
“Bir topluma şekil vermek ” demek anlayabilene…
” Lider yetiştirebilmek” demek,
farkedebilene…

Ayşegül Özkonak

Sevgiyle kalın… 😊
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

KARAR AŞAMASINDA MISIN?

KARAR AŞAMASINDA MISIN?
Araba sürerken şerit değiştirmeye
karar verdiğinde dikiz aynasına bakarsın öyle değil mi?

Hayatında her zaman değil ama, önemli bir karar vereceğin zaman da geçmişine bir bak.

Geçmiş ve şimdiyi kıyasla.

Önemli bir karar aşamasındasın ve
karar vermekte zorlanıyor musun?
O halde şimdi sana sorduğum aşağıdaki soruları bir kağıda yazarak yanıtla. Karar vermen daha kolaylaşacak.
1. Şu an hayatının neresindesin?

2. Eski senle şimdiki sen arasında ne fark var?

3. Neleri başardın şimdiye kadar?

4. Şimdi ne yapmak istiyorsun?

5. Yeteneklerin neler?

6. Yapabileceklerin neler?

7.Başarabileceklerin neler?

8. Alacağın kararda kazandığın tecrübelerinden ne kadarı sana yardımcı olacak?

9. Hangi deneyimleri kazandın?

10. Alacağın kararı uygularsan ne olur, uygulamazsan ne olur?

11. Sana ne kazandıracak ya da ne kaybettirecek?

12. Vereceğin karar seni şimdiki ya da geçmişteki durumuna kıyasla
daha mutlu
daha huzurlu
daha başarılı
ekonomik yönden daha refah edecek mi?

Cevabın net mi?…Hazır mısın?

O HALDE HEMEN BAŞLA!
Sevgiyle kal… 😊
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

ŞİDDETİ AZALTMAK MÜMKÜN MÜ?

NELER ŞİDDET SAYILIR?
ŞİDDETİ AZALTMAK MÜMKÜN MÜ?

Toplumumuzda “şiddet” deyince sadece kaba kuvvetin olduğu “fiziksel şiddet” anlaşılıyor. Oysa; kadının da, erkeğin de birbirine şiddet uyguladığı davranış şekilleri mevcut. Bu doğrultuda şiddetin kavramı da değişmekte.
O halde hangi durumlarda şiddetten bahsedebiliriz?

1.Bir erkeğin ya da kadının; eşinin ailesinin kendi evine gelmesine izin vermemesi veya anne babasının evine gitmesine yasak koyması psikolojik bir şiddettir.

2. Eşini ekonomik gelirden mahrum bırakması, kazancını elinden alması, aşırı harcama olmadığı halde cimriliğe varan kısıtlamalar getirmesi ya da çalışmak istediği halde çalışmasına yasak getirmesi, ekonomik şiddettir.

3. Eşinin sokağa çıkmasını dahi yasaklaması, sosyalleşmesini engellemesi, sosyo kültürel şiddettir.

4. Rızası olmadan cinsel birliktelik sağlama, cinsel şiddettir.

5. Yok saymak, küsmek, reddetmek, terketmek, önemsememek; duygusal ve psikolojik şiddettir.

6. Erkekliğine ya da kadınlığına hakaret ve küfür etmek;
kişiliğiyle, fiziksel bedeniyle, mesleğiyle, zekasıyla ilgili küçük düşürücü ifadeler kullanmak, rencide edici sözler sarfetmek, anneliğine ya da babalığına; veya karşısındakinin anne babasına dil uzatmak sözel şiddettir.

7. Cinselliği reddederek kadınını ya da erkeğini cezalandırmak; duygusal ve bedensel şiddettir.

8. Dayak, tokat atma gibi fiziksel şiddetin yanında, karşısındakinin bedenine zarar vermese bile; elindekileri yere çarpma, vurma davranışı sergileme, öfkesini kontrol edememe; fiziksel şiddettir.

Kadın bedenen güçlü olmasa da, erkeğini alt edebileceği bir gücü var. O da dilidir.
Kadın bu gücünü, her öfkelendiğinde eşini alt etmeye harcadığında; çaresiz kaldığını hisseden erkek, en etkili gücünü kullanmaktadır. Yani kaba kuvvetini…
Böylece karşılıklı şiddet kaçınılmaz olmakta; sonuç ne yazık ki 3. Sayfa haberleriyle gözler önüne serilmektedir.

Şiddeti yok etmek mümkün. Nasıl mümkün?

1. Kadın ve erkek en etkili silahlarını farklı şekilde kullanır, güç savaşına girmekten uzak durursa; kendini tanır, iletişim yöntemlerini öğrenir ve duygularını saygı çerçevesinde ifade etmeyi bilirse;
gerektiğinde bir uzmandan destek alır; böylece öfke yönetimini de öğrenir, erkeğine ya da kadınına nasıl davranması gerektiğini bilir, karşılıklı dinleme, anlama, saygı, ilgi, empati, karşısındakinin de kendisinin de duygusal ve bedensel ihtiyaçlarını fark edip, bu ihtiyaçları sevgiyle harmanlayarak karşılıklı dengelerse;
şiddet de, boşanma da ortadan kalkar.
2. Aileler hem evlenme öncesinde hem de sonrasında “evlilikte nasıl mutlu olunur nasıl mutlu edilir?” konusunda eğitilirse,

3. Sorun yaşayan aileler, gerektiğinde terapi görürse,

4. Öfke kontrolü seminer ve eğitimlerine katılırlarsa; katılmalarına rağmen öfkelerini yönetemiyorlarsa ve yönetebilmek ve destek için terapi alırlarsa

5. TV. dizileri, bilgisayar oyunlarında şiddet içerikli bölümlere izin verilmezse, gerekli yaptırımlarla, evet; şiddeti azaltmak mümkündür.

Sevgiyle kalın… 😊

Ayşegül Özkonak

Sosyolog ve Aile Danışmanı
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

ÇOCUKLAR NEDEN SORUNLU?

ÇOCUKLAR NEDEN SORUNLU?
Eğer bir anne ya da baba;
1. Eşini çocuklarına kötülerse ( – anneniz şöyle / babanız böyle)
2. Onların yanında başkalarına, eşinin arkasından atarsa
3. Çocuklarını; eşine karşı aracı olarak kullanır, aralarında geçen bir olayda onları tanık ya da yargıç durumuna getirirse…
Olabilecek sonuçlar;
1. Çocuk her iki ebeveyne karşı güvensiz olur ve öfke duyar. Daha çok mağdur olan tarafı destekler. Yani bumerang gibidir. Kötü sözler, şikayetçi ebeveyne döner.
2. Çocuklar sorunlu birey olabilir.
3. Evlenmekten ve karşı cinsle yakınlaşmaktan çekinebilir.
4. Kendine, hayata karşı güvensiz olabilir.
5. Asosyal olabilir.

Ayşegül Özkonak Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
Sevgiyle kalın.

BUGÜN FARKLI NE ÖĞRENDİN?

BUGÜN FARKLI NE ÖĞRENDİN?
Yıllar önce ben ortaokula, ablam liseye giderken; okuldan geldiğimizde annem bize ‘ Gününüz nasıl geçti? Bugün ne öğrendiniz yavrum?’ diye sorar, biz de heyecanla o gün dikkatimizi çeken bir dersin konusunu aklımızda kaldığınca anlatırdık. Ve farkında olmadan o öğrendiğimiz konuyu tekrar etmiş olurduk. Hatta annem İngilizce kelimeleri, cümleleri, ablamla birlikte tekrar ederken öğrendi. Öğrenmeyi ve öğretmeyi sanırım bu yüzden ÇOK seviyorum…Annem ilkokul mezunu bir annedir. Anneannem, dayımın tüm ısrarlarına rağmen annemi okula göndermek istememiş ‘O benim tek kızım, körün bir değneği (bu arada rahmetli çok da iyi görürdü. 😊 ) diyerek okumasına engel olmuş, annem de bu yüzden ancak ilkokulu okuyabilmiş. Üniversite okuyamamasına rağmen, ailede tam bir psikolog gibidir. Bir çocuğa nasıl davranılır, toplum içinde nasıl rencide edilmez. Hatası varsa, kızmadan bağırmadan, eleştirmeden, şiddet uygulamadan, küçük düşürmeden nasıl kenara çekip konuşulur?..
Bir çocuk nasıl eğitilir?…
Fazla şımartmadan, fazla sıkmadan, baskı uygulamadan…
Konuşarak…
Bir insan nasıl dinlenir?…
Bir insanın gözüne bakarak gerçek anlamda dinlemeyi ben annemden öğrendim. Öyle güzel, anlamlı bakışları vardır ki…Bakışlarıyla konuşur. (Bu özelliğimi de annemden almak isterdim. ) 😊
Ben annemin bizi yetiştirirkenki davranışının öneminin ayırdında değildim.Ta ki Öğretmen olup, 1986’da Leo Buscaqlia’nın bir kitabını okuyana kadar. O da kitabının başında babasının kendisine ‘ Leo bugün farklı ne öğrendin? ‘ diye sorduğunu kaleme almış…
Sonrasında da oğlumu yetiştirirken farkında olmadan annemi taklit etmişim. Eğitimci olduğumda da öğrencilerime uygulamışım. Yani bende bu öğreti, davranışa dönüşmüş. Eskiden velilerime, şimdi de çocuklarına öğrenci koçluğu yaptığım anne babalara söylediğim birşey var: Çocuklarınız okuldan eve geldiklerinde onlara “okulun nasıl geçti?” derseniz alacağınız cevap “iyi” ya da “berbat’ olur. Bunlar kapalı uçlu sorulardır. Yani konuşmanın arkası gelmez. Onun yerine;
” Gününüz nasıl geçti? Bugün farklı neler öğrendiniz? ” diye sorun. Bu soru açık uçlu bir sorudur. Konuşmanızı, iletişiminizi güçlendirir. En önemlisi de, siz bu şekilde sordukça ama gerçek anlamda ilgilenerek sordukça; yeni bir şey öğrenmek için can atacaklardır…
Not: Varsa çocuklarınızda, torunlarınızda, çocuklarınız yoksa; yeğenlerinizde farkı fark etmek için en az 21 gün deneyin.
Sevgiyle kalın… 😊
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

HAYAT ÜSTÜNE ÜSTÜNE Mİ GELİYOR?

HAYAT ÜSTÜNE ÜSTÜNE Mİ GELİYOR?

Çok mu mutsuzsun?…
Bu hayatta tek mutsuz sen misin? Senden daha mutsuz var mıdır bu dünyada?
Peki bu mutsuzluk hep devam mı edecek sence?
Tabi ki hayır.
Nasıl mı?…Algını değiştirerek…
Hayatın içinde bazen üzülür, ardından sevindiğimiz bir olayla karşılaşırız.
Gecenin ardından gündüz geldiğini biliriz öyle değil mi?
Kışın ardından, bahar geldiğini?
Donun ardından eriyen o buz parçalarından sonra, belki de çiğ tanelerinin oluştuğunu?…
Yorucu bir yokuş çıktıktan sonra keyifli bir iniş olduğunu?…
Çok minik bir örnek; çok sevdiğimiz birini kaybettiğimizde acı duyarak ‘ ben bir daha asla gülemem’ der; aynı anda etrafımızda gördüğümüz ufacık bir bebeğin yaptığı komikliklere farkında olmadan gülebiliriz. Doğru mu?
İyi ki de böyle…Yoksa aklı başında insan kalmazdı yeryüzünde… 😊
Bilinçaltımız aslında böyle davranmamızı sağlayarak bizi korumaya çalışıyor, ortama uymamıza yardımcı oluyor.
Hayatta acı olayı da tatlı olayı da yaşayabiliyoruz; olması gereken oluyor. Her ikisini de aynı olgunlukla karşıladığımızda ne tamamen kendimizi yıpratacak derecede üzülürüz, ne de abartılı mutluluktan uçarak herkesi şaşkına çeviririz. Ama tüm bunların farkına varıp dengeyi bulduğumuzda, huzur da kendiliğinden gelir.
Sen sadece kendine acımayı bırak. “Hayatta tüm olumsuzluklar beni bulur” inancını da.
Aklında uçuşan kendinle ve hayatla ilgili negatif tüm inançları da.
Tüm yaşadığın kötü durumlardan sonra “Yaradan bana ceza veriyor” inancıyla ilgili yarattığın senaryoları da tamamen durdur.
Hayat sana kucak açmış bekliyor. Sen yeter ki dengede kalmayı öğren…
Sevgiyle kal…:)
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

TEMİZLİK TİTİZLİK TAKINTISI

TEMİZLİK TİTİZLİK TAKINTISI
Temizlik ve titizlik takıntısı bireyin hem kendini, hem çevresindekileri rahatsız eder. Böyle olmasına rağmen; bazen bunun yanlış bir davranış olduğunun da farkında olmayabilir.
Birey, aşırıya kaçma davranışını elinde olmadan gerçekleştirir. Bu takıntılar, ailelerin boşanma sebebi bile olabilmektedir. Düzelebilir olduğunu bilmek ve yardım almak, aile birlikteliğinin devamını sağlar. Sevgiyle kalın. 😊
Ayşegül Özkonak

Aile Danışmanı
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

BİRBİRİMİZE KATKIMIZ OLSUN

BİRBİRİMİZE KATKIMIZ OLSUN
Bugün Ankara’ya dönerken bir benzin istasyonunda durduk. Markete girdiğimde yorgun bir halde ve asık suratla yerleri silmekte olan bir bayan gördüm.
Gülümseyerek “Kolay gelsin.”dedim.
Yüzüme bakmadan
“Sağolun” diye karşılık verdi.
Gözlerine odaklanarak ve gülümsemeye
devam ederek ” İyi ki varsınız.
Sayenizde burada rahat ediyoruz. ” dedim.
Asık suratı hemen değişti ve O da aynı gülümsemeyle karşılık verdi.
Arkasından gülümsemesinin yerini birdenbire bir durgunluk aldı;
“Keşke her müşteri sizin gibi anlayışlı olsa. Kıymet bilse. ” diye karşılık verdi.
Gözlerine bakarak devam ettim;
” Şunu düşünün. Siz burda çok önemli bir iş yapıyorsunuz. İnsanların mutluluk ve huzuru için katkıda bulunuyorsunuz. Başkaları sizin kıymetinizi bilmeden önce, siz kendi kıymetinizi bilin. Buraya gelen müşteriler, işleri ve acelesi varsa, yorgunsa ayrıca farkındalık sahibi değillerse, çevrelerine bakmazlar ve dolayısıyla sizi de göremezler. Bir an önce çıkıp evine gitmek isterler. Hele de özüyle barışık değillerse, kendilerine değer vermiyorlarsa; size de, sizin yaptığınız işe de değer vermelerini beklemeyin.
Onların davranışını size yapılmış gibi algılamaktan da vazgeçin.
Bununla birlikte şunu da bilin; siz yaptığınız işi küçümsedikçe, başkaları da küçümser.
İçinizden “iyi ki varım” deyin. 😊
“İşimi seviyorum, insanlara katkı sunuyorum” deyin. Sonrasında siz kendinize ve yaptığınız işe değer verdikçe, onların da size değer verdiklerini fark edeceksiniz. ”
😊
“Çok doğru söylüyorsunuz. Tamam, bundan sonra buna dikkat edeceğim”dedi.
Ve “İyi günler” deyip ayrıldık.

1. Bize ve işimize (ev kadını olsak bile, ki ev kadınlığı gizli işçidir) değer verilsin istiyorsak, ilk önce biz kendi işimize ve kendimize değer verelim. İşimizi (küçük ya da büyük demeden), başkalarına katkı sağladığımızı düşünerek yapalım.
2. Çevremize, çevremizdekilere bakalım ve onları görelim. Farkındalıkla…Çünkü bakmak ayrı şeydir, görmek ayrı… Ve bize; bizim mutluluk ve huzurumuza katkı sağlayan insanlara; bizler de sevgi ve onay sözcükleriyle katkı sunalım. Sunalım ki yüzlerinde çiçekler açtığını görebilelim. O çiçekler açtığında ise öncesinde söylenerek, bıkkınlıkla yaptıkları işi bundan böyle; şevkle, sevinçle yaptıklarını fark edelim. Fark ettirelim.

Mutlu yıllar…

Sevgiyle kalın. 😊

Ayşegül Özkonak Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

FARKINDALIK

FARKINDALIK YAZILARIMA DEVAM…

Bazı insanlar vardır. Dışarıda güler yüzlü, tatlı dilli, hoş sohbet.
Evde ise; asık suratlı, tersleyerek konuşan, agresif, öfke dolu.

Şimdi kendi davranışlarını gözlemle.
Sen evdekilere nasıl davranıyorsun?…

Öfke duygun varsa, neden öfkelisin onu bul ve bu duygundan özgürleş. EFT yapabilirsin.

Mutluluk istiyorsan; önce dışardaki insanlara nasıl kibar ve naziksen, onları kırmaktan çekiniyorsan, tebessümle konuşuyorsan; unutma ki, evindeki bireyler bunun daha fazlasını hak ediyor. Sevgiyle kal…
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

Page 11 of 13

Ayşegül Özkonak