Ayşegül Özkonak

Sosyolog ve Aile Danışmanı

Author: Ayşegül Özkonak (Page 10 of 36)

İLİŞKİLERDE ÇÖZÜM ARAYIŞI

İLİŞKİLERDE ÇÖZÜM ARAYIŞI
Kendini bitmiş, tükenmiş değersiz, çaresiz ve kullanılmış hissetmeye mi başladın?
Yüreğinin sesine ne zamandır kulak vermiyorsun?…

Hayatını paylaştığın eşinle ne zamandır sorunlar yaşıyorsun?Haykırıyorsun ama seni dinlemiyor, duymuyor?
Peki ya sen onun haykırışlarını?…

Onunla paylaştığın şeyler ne zamandır azaldı ya da bitti?

Eskiden o gelecek diye yaptığın makyaja, giydiğin güzel elbiseye, sıktığın parfüme artık son mu verdin?…
(Flört aşamasında randevuyu kaçırma pahasına da olsa, kadınının en sevdiği çiçeği almak için koşuşturmaların, ne zaman ‘boşveeer ne çiçeğiymiş’ e dönüştü?)
Unuttun mu, sırf onun için özenle hazırladığın sofrayı…Sürprizleri…
Çocuklarınız doğduğunda yaşadığınız mutluluğu?Hastalandıklarında, birlikte ağlamalarınızı?…
Unuttunuz mu okula ilk başladıkları o heyecanınızı?

Yıllar geçti çocuklar evden ayrıldı ve ikinizden biriniz zamanınızın çoğunu tamamen işinize mi verdiniz?

Sen eşinin /eşin senin anne- baba bağımlısı veya çocuklara aşırı düşkün olduğundan mı şikayetçi?

Belki de cep telefonu/alkol bağımlılığından…

Birbirinizi ikinci plana mı atıyorsunuz?

Ne zamandır önem vermiyorsunuz birbirinizin duygularına?

En önemlisi de kendininkine?…

Kendini ne kadar tanıyorsun?
Peki ya eşini?…
Eşinin sevgi dillerini biliyor musun?
Yoksa onu kendi diline göre mi seviyorsun?

İkiniz de esas sorununuzun ne olduğunu hiç düşündün mü?
(Görünen sorundan bahsetmiyorum.)
Belki biliyordun da duymazdan, görmezden mi geldin?

Başlangıçta her şey çok güzeldi de şimdi değişen ne?

İlişkinizi hiç değerlendirdin mi?…

Aklında olsun. Bir ilişkide bir sorun varsa tek taraflı değildir.

Papağan niye kafestedir?
Hep o çok övündüğü güzel tüyleri yüzünden değil mi?..

“Ben iyiyim, güzelim/yakışıklıyım.”
“İyi eğitime sahibim, iyi kazanıyorum. ”
“İyi bir anne/babayım” veya “iyi bir eşim” mi diyorsun?

Peki eşinin gözünden baktın mı hiç evliliğinize?

Sen ve eşin nerede hata yaptınız?
Eğer bunu dürüstçe kendine sorabiliyorsan çözüm arıyorsun demektir.

İlk adımı atan sen ol.

Her Şeyin Bir Çözümü Var.
Çözüm Sende…

Sevgiyle kal…
Ayşegül Özkonak

Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

Aile Danışmanı

SINAVDAN BİR GÜN ÖNCE YAPMANIZ GEREKENLER:

SINAVDAN BİR GÜN ÖNCE YAPMANIZ GEREKENLER:

1. Ders çalışmayı bırakın.

2. Dinlendirici bir müzik eşliğinde doğada yürüyün. (Mozart K. 448 dinleyebilirsiniz. )

3. Sevdiklerinizle ama sınav konuşmadan sohbet edin.

4. Akşam yemeğinde sağlığınızı bozabilecek ve alışık olmadığınız besinlerden uzak durun.

5. Uykudan önce korku filmi izlemekten uzak durun.

6. Uyumadan önce ılık bir duş alın; yatağa uzandığınızda sizi mutlu eden hayaller kurun.

7. Sınava belgelerini akşamdan hazırlayıp bir zarfa yerleştirin.
(Kimlik belgesi, en az iki adet koyu siyah ve yumuşak kurşun kalem, kalemtıraş, leke bırakmayan yumuşak silgi, bandajı çıkarılmış şeffaf pet şişe içerisinde şu).
Bunların dışındaki her şey yasak biliyorsunuz.
(Çanta, cüzdan, cep telefonu, telsiz, radyo, saat, bilgisayar, kamera, kablosuz iletişim sağlayan cihazlar, kulaklık, kolye, küpe, bilezik, yüzük, broş, her türlü elektronik ve mekanik cihazlar, databank sözlük, hesap makinesi, kâğıt, kitap, defter, pergel, açıölçer, kesici ve delici aletler.)

8. Sağ yanınıza yatarak ve sağ burun deliğini kapatarak, sol burun deliğiyle nefes alıp verin. Böylece parasempatik sinir sistemi devreye girer. O da iç organları rahat çalıştırır, daha kolay uykuya dalarsınız.

9. Çalar saati kurun.

10. ” Ya uyanamazsam?” Düşüncesi gelirse; “Düşündüğümü düşündüm. İptal iptal iptal” deyip, içinizden; “sabah 6:00 da kalkıyorum”. Talimatı verin. Bilinçaltınız sizi anlar. ( Bu uygulamaya 3 hafta öncesi başlamanız düzenli kalmanızı sağlar.)

#SINAV SABAHI YAPMANIZ GEREKENLER:

1. Sınav günü sabahı uzun zincirli glikozdan oluştuğu için haşlanmış patates yemeniz, enerjiyi artırır. Şekerden uzak durun. Şeker kan şekerini birden yükseltir ve uyku geririr. Besleyici gıdalar alın. Gazlı içecek ve kafeinden uzak durun. ( Patates yemeye 1 hafta önce başlayabilirsiniz. Sindirimi de rahatlatır.)

2. Trafik olabileceği için yola erken çıkın.
En geç sınavdan yarım saat önce okulda hazır bulunun.

3. Sınav stresinizin yükseldiğini fark ederseniz; nefes egzersizi yaparak gevşeme durumuna gelin.

4. “Ya başaramazsam, heyecanlanırsam? Kodlamayı yanlış yaparsam? ” Düşüncesi gelirse; “Düşündüğümü düşündüm. İptal iptal iptal” deyip,
“Sınavı başarabilirim” diye düşünün ve içinizden bu cümleyi tekrarlayın. Sizin durumunuzda olan herkes, şu an sizin gibi; aklınızda olsun.

5. Sınav başlarken saatinizi ayarlayın.

6. Talimatları dinleyin.

7. Sınavda, deneme sınavlarında izleyip de başarılı olduğunuz sırayı izleyin.

8. Soru köklerine dikkat edin; “… değildir?”,
“…. yoktur?”,
“… olamaz?” şeklinde olumsuz olarak verilir önce bu kelimelerin altını çizerek okuyup cevaplayın.

9. Uzun ve karışık görünenleri sonraya bırakın.

10. Paragraf ya da bir parçaya bağlı sorularda, paragrafı ya da parçayı okumadan önce, alttaki soruyu okuyarak zaman kazanın.

11. Doğruluğundan emin olduğunuz şıkları dikkatle kodlayın.

Hepinize başarılar diliyorum.

Not: Sınava gireceklere faydalanmaları için paylaşabilirsiniz.

Sevgiyle kalın…

Ayşegül Özkonak
Eğitim Koçu

Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

05052509633

www.aysegulozkonak.com
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak
https://instagram.com/kisiselgelisimdansman

İKİNCİ EVLİLİĞİ YAPMAYI MI DÜŞÜNÜYORSUN ?

İKİNCİ EVLİLİĞİNİ YAPMAYI MI DÜŞÜNÜYORSUN?

İlk eşini kaybettin ya da boşandın…Belki çok acı tecrübe yaşadın. Onu atlatmaya çalıştın. Aylar, hatta belki de yıllar geçti… Her şey geride kaldı. Çektiğin acılar, sıkıntılar seni daha da olgunlaştırdı. Yalnız da yaşanmıyor…
Hayatı beraber paylaşabileceğin; bir çay ya da bir kahveyi karşılıklı yudumlayabildiğin, seni anlayabilen bir eşe ihtiyaç duyuyorsun…Dolayısıyla da yeni bir evliliği düşünüyorsun. Belki de aradığın eş, eski eşine benzer özellikte ya da tamamen farklı olsun istiyorsun…

Bununla birlikte, öncelikle kendini tanımalısın.

1. Sen hangi özelliklere sahipsin?
2. Bir eş olarak nelere cevap vermeye hazırsın?
3. İlk evliliğinde yaptığın hataların ayırdına varabildin mi?
4. Bunlar nelerdi ve ikinci eşe bu hatayı yapmamayı göze alıyor musun?
5. Evlilikten ve eşten beklentilerin neler?
6. Nereye kadar evet diyebilirsin?
7. Kırmızı çizgilerin neler?
8. Nereye kadar hayır diyorsun?
9. Nasıl özellikte bir eş istiyorsun?
10. Eş kriterin çok mu yüksek?
11. Diyelim ki bir adayın var.
İkinci eş adayını ne kadar tanıyorsun?
12. Onun hangi özelliklerini biliyorsun?
13. Eğer onun da ikinci evliliği ise içsel sorunlarını çözmüş mü, geçmişiyle hesaplaşmayı bitirmiş mi?…
14. Yaş uygunluğunuz var mı?
Bil ki, bunlar da çok önemli unsurlar.
15. Sence nelere sinirlenir, nelere çok fazla tepki verir?
16. Senin beklentilerine ne kadar cevap verebilir?
17. Hizmet davranışını yapar mı,
onay sözcükleri kullanır mı,
birlikte vakit geçirmekten hoşlanır mı, dokunsallıkla arası nasıl, sürprizlerden hoşlanır mı hoşlanmaz mı?
Yani sevgi dili sıralaması ne?
18. Senin hoşlandığın şeylerden hoşlanır mı?
19. Aranızdaki uyum nasıl?…Her anlamdaki uyum… Eğitim, kültür, fiziksel, ruhsal, tensel, dini inanç, siyasi görüş, aile yapıları vb.

Diyelim ki tüm bu sorulara cevap verdin ve adayının evlilik teklifine evet dedin…

Şunu da hatırla. Dört dörtlük insan yok bu hayatta.

Her insanın kusurları olabileceğini kabul et. Yani fazla beklenti içine girmekten ve en önemlisi; evlenmiş olmak için evlenmekten uzak dur.

Ayrıca evlenirken de çocuklarına bir anne/baba seçmek yerine; kendine sevip saygı duyduğun ve sevilip saygı gördüğün bir eş seçmelisin.
Çocuğunun zaten bir anne / babası var.

Eğer ikinizin de çocukları varsa çocuklara durumu belirtmelisin. onay almak demiyorum dikkat et. Sadece belirt.

Adayınla onları tanıştır. Onlarla önceden konuş ki sorun olmasın. Kesin net çizgileriniz olmalı her iki tarafla ilgili.
Sizin dışınızdakiler, sizin kişisel ve evlendiğinizde; ailesel sınırlarınızı aşmamalılar. Aksi halde, çıkabilecek olumsuzluklar durumunda siz iki arada kalıp bunalmamalısınız.

Eş adayınla ilgili olarak; çocuklar ve ikinci evliliğinle ilgili paylaşmak istediğin ne varsa (eski eşle, çocuklarla ne zaman görüşülmeli, nafaka durumu, bütçe ayarlanması vs.)baştan konuş. Bu durumlar sonradan sorun olmamalı.

Bir danışanım demişti ki: ‘Hocam eşimin eski eşinden iki çocuğu var. Ben onlara merhametle yaklaşıyorum. Ama onlar ne zaman annelerine gidip gelseler, bana düşmanca davranıyorlar. ‘
Aklında olsun. İlk evliliklerden olan çocuklar ikinci evliliği sabote etmek isteyebilirler. Anne-babalarının zamanla yeniden biraraya gelecekleri hayalini kurabilirler. Sen ne kadar iyi ebeveyn olmaya çalışsan da senin sabrını zorlayacak davranışlarda bulunabilirler. Buna hazırlıklı olmalısın.

İlk zamanlar eski eşe kıskançlık duyabilirsin. Belki de onun çocuklarını gördüğünde bu durum seni rahatsız bile edebilir. Çocukların sana tutumu da bu durumu pekiştirebilir. Eğer öyleyse çocuklara onların anne/babasının yerini almadığını, onun bir anne/ babasının zaten olduğunu, ancak anlaşamayan ailelerde boşanmalar ve yeniden evlenmeler olabileceğini, hayatın devam ettiğini, yalnız yaşanmayacağını, fakat birlikte uyum içinde onlarla yaşayabileceğinizi, her sorununda seninle paylaşmak istediği herhangi bir şey olursa; onun yanında olduğunu uygun dille anlatman ve de senin mantıklı davranman onun korkularının da yok olmasına neden olabilir.

Çocukları sana anne/baba demeye de zorlamamalısın.
Bunu da açıkça dile getir ki ileride çocuğun ya da onun çocuğu seni eşinden ayırma çabalarına girmesin. Her iki tarafa laf getirip götürme davranışı sergilemesin.

Ve şunu da unutma.
Siz birbirinizi seçtiğinizi ve bu konuda kararlı olduğunuzu vurgular ve tutarlı davranışlar sergilerseniz, bir süre sonra çocuklar da bu duruma ayak uyduracaklar, sizi kabulleneceklerdir.

Ayrıca eski eşinin hiç ama hiç bir şeyiyle kıyas yapmamalısın. ‘O olsaydı ne yapardı? Nasıl davranırdı ?’ vs. Düşüncesinden uzak durmalısın. Eğer böyle düşüncelerin varsa, eski eşinle ilgili ruhsal ve enerjisel bağını koparmamışsın demektir.

Bazen onun ya da senin ilk eşiniz pişmanlık duymuş ve zaman zaman da çocukları görme bahanesiyle samimiyeti sürdürme çabasına girebilir. Hatta bunu açıkça da dile getirebilir. Bu konuları baştan ayrıntısıyla konuşmalı, birbirinizin güvenini kazanmalısınız.

Yeni eşin, eski eşle gizli görüşme yapmamalı; ya da senin eski eşin varsa, sen de yapmamalısın. Hayatında yeni bir sayfa açtın unutma.

Onun eski eşini kıskanmana da gerek yok…

Eğer kıskançlık yaşıyorsan bil ki, kaybetme korkusu yaşıyorsun.

Düşün. Eğer eşin önceki eşini isteseydi onunla evli kalır, seninle evlenmezdi. Şu an senle evli öyle değil mi?
Yani seni seçti. Bu durumda olmadık sorunlar çıkararak evliliğinde de sıkıntı yaratmamalısın.
Eğer aşırı bir kıskançlık varsa; bu konuda bir destek alabilirsin.

Bir önemli ayrıntı da şu. İlerleyen dönemlerde de eşinle tartışmalarda onun canını acıtacak, eskiyi hatırlatacak sözlerden de uzak durmalısın.

Ayrıca eski evlilikte yaptığın hataları da yapmamalısın. Belki buna bile gerek kalmayacak. Yine de insanlar olarak bazen ders almayı da bilmeliyiz öyle değil mi?…

Onun da senin de ayrı geçmişiniz var. Bunu bilerek, onu her şeyiyle, olduğu gibi kabul etmen en doğru davranış biçimidir.

NOT: Eski eşle ilgili, ruhsal, zihinsel, enerjisel bağını koparmadan, travmalarını çözmeden; ruhsal, zihinsel dinginliğe erişmeden; yeni bir evliliğe adım atmak, risk almak demektir. Yeni evliliğinde mutluluk istiyorsan hem sen, hem evlenmek istediğin adayının eski eşlerinizle olan ruhsal, zihinsel enerjisel bağlarınızı koparmanız, eski travmalarınızı bitirip yeni tertemiz bir sayfa açarak evlenmeniz; mutluluğunuzu artırır. Aksi halde, risk almış olursun.

Yeni evliliğinde mutluluklar dileğiyle sevgiyle kal…

Ayşegül Özkonak

Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

05052509633

www.aysegulozkonak.com
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

https://instagram.com/kisiselgelisimdansman

ANLAMLANDIRILAMAYAN DUYGULAR

ANLAMLANDIRILAMAYAN DUYGULAR

Birey, bebeklik ve çocukluğunda anneyle ya da kendisine bakan kişiyle; fiziksel, duygusal anlamdaki doyumu yeterince alamadıysa,; güvensiz ya da kaygılı bağlanma yaşadıysa; yetişkinlik döneminde bu yoksunluğu hep çekecektir.

Ebeveynlerinden, alması gerekli sevgiyi, ilgiyi yeterince alamadıysa, ya da kardeşler arasındaki sevgide adaletsizlik yaşadıysa; bebekliğindeki bu yoksunluk, bireyde sevilmediği, istenilmediği, ötelendiği, kabul edilmediği hisleri ve duygularına neden olabilir.

Birey anlamlandıramadığı bir mutsuzluk, huzursuzluk içinde, yabancılaşma duygusuyla beraber; bu dünyaya ait değilmiş gibi hissedebilir.
Bazen hislerini, duygularını da ifade edemez.
En kuvvetli duygu, öfke duygusudur.

Anne-babaya öfke, kırgınlık; hayata öfkeyi, kendine öfkeyi, ufak şeylere patlamayı beraberinde getirir. Buna Yaradan da dahil olmak üzere herkese öfkelidir ya da kırgındı. Devamında isyankardır, sevgisizdir, çaresizdir, işleri hep ters gider, ilişkilerinde ve işlerinde hep sorun yaşar, sorunlu insanları hayatına çeker.
Bekarsa, ikili ilişkilerinde; evliyse, evliliğinde sorunlar yaşayabilir.
– Bu bana yapılır mı?
– Neden bu dünyaya geldim?
– Herkes kötü, bencil, artniyetli.
– Adaletsiz dünya.
– Böyle yaşamanın da…gibi düşüncelere kapılır veya sözler söyler.

Öfkeli insanın hayata bakış açısını değiştireceği bir yardım alması; sakinleşmesini, mutlu ve huzurlu olmasını sağlar.

Sevgiyle kalın…
Ayşegül Özkonak

Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

05052509633

www.aysegulozkonak.com
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

https://instagram.com/kisiselgelisimdansman

İLETİŞİM SORUNU

İLETİŞİM SORUNU
İletişim sorunu varsa; birbirini anlayamama, kendini karşıdakine doğru ifade edememe, karşıdakinin ne söylediğine odaklanamama ve onu dinleyememe sorunu vardır.

Karşınızdaki insanı önce dinleyin; sonra, empati yapmaya ve anlamaya çalışın.

Karşıdakinin açıklamalarını zihninizde anlamlandırın…

Öfkeliyse, öfkesinin altında yatan nedeni araştırın.
Belki sizin verdiğiniz sözü yerine getirmediğinize kızdı ya da daha önce söylediğiniz bir söze ya da davranışa alındı.
Belki de hiç beklemediğiniz bir nedenden dolayı öfkeli.
Daha önceki yazılarımda söylediğim bir şey var biliyorsunuz.
Öfke duygusunun altında çok çeşitli duygular, kayıtlar bulunur.

Durumu tam olarak anlamadan sizin de fevri davranmanız, iletişimi bozabilir. Kırgınlıklara; hatta belki de güzel giden bir ilişkinizin bitmesine neden olabilir.

İletişimi devam ettirmek mi önemli, yoksa haklı olduğunuzu ispat etmek için ani tepki vermeniz mi?

Hangisi?…

Bugün anlamaya, dinlemeye ve kendinizi doğru anlatmaya niyet etseniz nasıl olur?…

Sevgiyle kalın…
Ayşegül Özkonak

Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

05052509633

www.aysegulozkonak.com
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

https://instagram.com/kisiselgelisimdansman

RUHU ARINDIRMAK

RUHU ARINDIRMAK
Kırıldıklarımızla helalleşmek, ruhu ve zihni arındırır. Bedeni rahatlatır. Huzur ve dinginlik sağlar…

Hadi hepimiz helalleşelim. (Tabi istiyorsanız. Önce isteyip istemediğinizi kendi içinize sorun.)
Derin nefesler alıp vererek gözlerinizi kapatın.

Şimdiye kadar kırıldığınız, kin duyduğunuz ve kırdığınız, bir şekilde kendisine zarar verdiğiniz kim varsa, Hayalinizde karşınıza alın.

“Doğumumdan bugüne kadar, tanıdığım tanımadığım, bilerek ve bilmeyerek beni kıran, üzen, inciten, hatırladığım ya da unuttuğum tüm insanlar; hayatıma girdiğiniz ve verdiğiniz öğretiler için teşekkür ediyorum, sizleri bağışlıyorum. Bedenimdeki olumsuz duyguları serbest bırakıyor ve affediyorum, haklarımı helal ediyorum.

Tanıdığım ve tanımadığım tüm insanlar, canlılar; ( zarar verdiğiniz hayvan ya da bitki de olabilir.) Şimdiye kadar bilerek ve bilmeyerek; eleştirdiğim, yargıladığım, suçladığım, kınadığım, kırdığım, üzdüğüm, incittiğim, farkında olarak ya da olmayarak zarar verdiğim için; n’olur siz de beni affedin, bağışlayın, haklarınızı helal edin.”

Bu duayı içinizden gözleriniz kapalı okuyun.
Sevgiyle kalın…

Ayşegül Özkonak

Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

05052509633

www.aysegulozkonak.com
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak
https://instagram.com/kisiselgelisimdansman

EŞLER ARASI İLETİŞİM NASIL GÜÇLENİR ?

EŞLER ARASI İLETİŞİM NASIL GÜÇLENİR?

Sayın Beyler, siz eve geldiğinizde her şey hazır olmalı değil mi?…
Çamaşırlar yıkanmış, ütülenmiş, yemek, temizlik yapılmış ortalık toplanmış…Çocukların ödevlerine yardım edilmiş, sorunları giderilmiş, hertaraf çiçek bahçesi…
Market-pazar alışverişi de yapılmış. Komşuluk -akraba ilişkileri düşünülmüş. İnce ayrıntılar unutulmamış. Eve geldiğinizde hiçbir sorun yok.

Peki bütün gün evde bu işleri yapan kadınınız biraz işleri aksatsa ne olur?…Hani bazı erkekler vardır çalışmayan eşlerine şunu söyler: ‘Bütün gün evdesin ne yapıyorsun ki?’…

Siz de bu düşüncede misiniz?

Eşiniz bu saydıklarımın birini yapamasa gününüz nasıl geçer?

Bir kadın demişti ki; ‘Hocam bütün gün işyerinde yoruluyorum eve geliyorum iki çocuğun zırıltısını, çekiyorum. Ben eşimden önce geliyorum…Tam sofrayı hazırlayacağım eşim eve geliyor. Salata yapılacak. İşten gelince bana yardım etmesi için biraz söyleniyorum. Beyimiz parmağını kıpırdatmıyor. Çocukların biri yanımda, biri kucağımda.
Neymiş?!
Onlarla oynuyormuş ya.
Bu yetmezmiymiş?
Küçük 7 aylık.
Babayla oyundan sıkılınca beni istiyormuş… İşten gelmiş, yorgunmuş…

Peki ben boş mu oturuyorum? İnanın hocam yorgunluktan ölüyorum. Ondan sonra al-tut bir kavga. O yemeği yiyebilirsen ye… Büyüğün ödeviyle ilgilen, yatana kadar mutfağı toparla, çocukları yatır; küçük gece uyanır. Mamasını hazırla, ısıt, yedir, altını temizle, yatır, sabaha karşı tam dalacağım, işe gitme saati gelmiş. Haydiii kalk bakalım kahvaltı faslı.’

Erkeğe soruyorum. ‘ Siz bu durum için ne söylersiniz?’
‘ Hocam, biz ailede öyle görmedik. Kadın dediğin her işi yapacak. Ben evlenirken söyledim. Benden iş bekleme dedim. O da öyle kabul etti!… Kadının işini de ben mi yapayım?…Bakıcı ve temizliğe yardımcı parasını ben veriyorum. Çocuklarla işten gelince oynuyorum. Bu bile ona yetmiyor.’…

Değerli erkek okurlarım, bu örnek bir çalışan bayandan. İnanın çalışmayan bayanlar da aynı dertten muzdarip.

Siz eşinize destek oluyorsanız size sözüm yok. Ancak olmuyorsanız şunu bilin ki; eşiniz ister çalışsın ister çalışmasın ona ev işlerinde mutfakta sohbet ede ede birbirinize destek olmak; iş bölümü yapmak, mesela; biriniz yemekleri ısıtırken, diğerinizin salatayı yapması veya çocukların yükünü bir süreliğine almanız; çocuk anneyi isteyince yarım kalan işi tamamlayıvermeniz; birbirinizin arasında huzur, dinginlik ve mutluluk sağlar.
Yardımlaşma ile birbirinize daha çok zaman ayırabilirsiniz.
Bu da evliliğinize, cinsel hayatınıza olumlu yönde etki sağlar.

Ayrıca evhanımı=çalışmayan bayan bile demek doğru değil. Onlar bana göre gizli çalışan kadınlar. Yeri geliyor hemşire, yeri geliyor öğretmen, yeri geliyor terzi, yeri geliyor temizlik elemanı vb. oluveriyorlar evlerinde.

Evde akşama kadar 7/24 çalışıyor ve yaptığı işin değeri asla görülmüyor. Ne zaman görülüyor biliyor musunuz?

Evin hanımı hastalanıp o her gün yaptığı işleri aksatınca…
Hele bir de tüm bu işleri yaparken dışarda bir işte çalışıyorsa, üzerinde iki kat yük var demektir bu kadının.

O yüzden sayın beyler birazcık eşlerinizin serzenişlerine kulak verin. Onlara yardım edin demiyorum. Çünkü o iş eşinizin değil yalnızca. Aile bireyleri olarak hepinizin…

Sevgi ile, ilgi ile, tatlı dil ile aşılamayacak engel yoktur inanın.

Huzur ve mutluluk rüzgarları essin yuvanızda…

Dolayısıyla da işyerinizde…

Sevgiyle kalın…

Ayşegül Özkonak
Aile Danışmanı

EŞİNİZLE İLETİŞİMİNİZ NASIL ?

EŞİNİZLE İLETİŞİMİNİZ NASIL?

Bütün gün evi, eşi, çocukları için çalışıp yorulmuş, acıkmış bir vaziyette evine gelen erkek ne ister?

Tabii ki kapı ilk açıldığında güler yüzlü, sevgi dolu bir eş ister.

Eşinizi sabah işe gönderirken de akşam işten karşılarken de güler yüz gösterdiğinizde ne olur?

Güler yüzle davranırsanız, o sizin eşinize verdiğiniz pozitif enerji, mutluluk hissi iş yerinde gün boyu devam eder.
Sizin enerjinizi alan eşinizin iş yeri bile güzelleşir. Kişi evinde mutlu, huzurluysa bunu her şekilde farkettirir…

Asık suratla, öfke, kırgınlıklar işe gönderdiğinizde ne olur?

Tabi ki mutsuz ve agresif olur. Ve bu mutsuzluğu; hatta öfkesi kendisinde kalmaz. Bu olumsuz duyguları işyerinde patronu ve iş arkadaşlarına yansıtır. Bu durum katlanarak devam eder. Kişi işyerini de huzursuz eder kendisini de…Öfkesini kontrol edemediğinde ise; belki de işinden olabilme ihtimali bile vardır.

Peki katlanarak artmış bu olumsuz duygu ve durum kime döner?…

Alternatifsiz hem de mutlaka ve mutlaka size…

O halde eşinizin hangi davranışına kızarsanız kızın; bunu istemeden yaptığını, sizle ilgisi olamayabileceğini de düşünün.

Öfke ve kızgınlık duygusunun altında başka temel duygular vardır. Anlaşılmama gibi, endişe gibi, üzüntü gibi, kıskançlık gibi, kaybetme korkusu gibi, önemsenmeme gibi, değersizlik, yetersizlik gibi vs.

Empati yapın ve de verdiğiniz her olumsuz mesajın yine dönüp dolaşıp size geleceğini düşünüp öyle hareket edin.

İnsanlar mutlu ve huzurlu oldukları yere gitmek; kendisini mutlu ve huzurlu hissettiren kişilerle bir arada olmak isterler.

Eşinizi evinize geldiğinde öyle bir karşılayın ki; dünyanın en güzel yerine geldiğini hissetsin.

Sorunun temeli ne olursa olsun; bu sorunun çözülebileceğini, düzelebileceğini düşünerek ve buna gerçekten inanarak; eşinize sımsıkı sarılın. Onunla bir ve bütün olun.

Aklınızda olsun. Her sorunun bir çözümü var.
Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak

Aile Danışmanı

Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
05052509633

SENİN AİLEN-BENİM AİLEM VE BAYRAM…

SENİN AİLEN-BENİM AİLEM VE BAYRAM…

Bayram geldi. Genellikle kayınvalide-gelin sorunu olan ailelerde; “senin ailen-benim ailem” kavgası da en çok bu zamanlarda alevlenmekte.

Bana gelen bir mesajı belki binlerce ailenin ortak sıkıntısı olduğu için; danışandan izin alarak aynen paylaşıyorum.
Çözümünü de beraberce paylaşalım.

“Ayşegül hanım her bayram geldiğinde çok strese giriyorum çünkü kayınvalideme gitmeyi hiç istemiyorum.
Gitmesem; (bizimkiler eşime karşı çok iyi olmasına rağmen) eşim bana kısasa kısas yapıyor. Oysa benim ailemle aralarında hiç bir sorun yok. Bu defa da böyle davrandığı için tartışıyoruz.
Hadi sorun çıkmasın diye, sinir olsam da gidiyorum ama annesi her şeye maydanoz oluyor. Laf çarpıştırıyor. Eltimle, ya da komşusunun geliniyle kıyaslıyor.
Kendimde 2 yıldır birşey keşfettim. Kayınvalideme ne zaman gitsem ya da onlar bize gelecekleri zaman ya kolum ya bacağım ağrıyor, ya midem ağrıyor, ya da hemoroidim azıyor. Ya alerji oluyorum. Onların bana yaptıklarına tahammül edemiyorum. Ama eşimin umru değil. Bu durum beni çok üzüyor. Beni anlasın diye eşime her anlattığımda her defasında tartışıyoruz. Eşim beni anlamıyor ve anlamadığı için, bu defa da iki kat üzülüyorum. Ne yapmalıyım?”

Bilişimizi; gelinler, kayınvalideler ve damatlar açısından içsel sorularla güçlendirelim mi?

KAYINVALİDELERE:
Gelininizin bugüne kadar yaptığı her davranış ve tavrı; sizin düşünce ve davranışlarınızın da yansımasıdır.

1. Gelininizden beklenti içine girmeseniz, ona her işi yapması gereken gelin gözüyle değil; evinize gelen bir misafir gözüyle baksanız en kötü ne olur?

2. Kendi kızınıza nasıl kıyamıyorsanız ona da öyle davransanız ve hiç kimseyle kıyaslamasanız en kötü ne olur?

3. Size karşı tavırlarını affetseniz ona sevgi gösterseniz en kötü ne olur?

4. Oğlunuza sorunları anlatmasanız, doğrudan gelininizle sakince konuşsanız en kötü ne olur?

5. Gelininize, ” Yavrum ben seni seviyorum. Aramızdaki bu sorunun çözülmesini istiyorum. Bir sorun varsa, farketmeden yaptığım bir hata varsa senden özür dilerim. Sen benim canımsın.” diyerek aradaki buzları eritseniz en kötü ne olur?

6.Onu affetseniz en kötü ne olur?

GELİNLERE:
Kayınvalidenizin bugüne kadar yaptığı her davranış ve tavrı; sizin düşünce ve davranışlarınızın da yansımasıdır.

1. Ona eşinizin annesi/kayınvalide gözüyle bakmasanız en kötü ne olur?

2. Size yapılanları affetseniz ona sevgi gösterseniz en kötü ne olur?

3. Onu kendi anneniz gibi görseniz, merhamet, vicdanla yaklaşsanız en kötü ne olur?

4. Kendi annenize nasıl kıyamıyorsanız ona da öyle davransanız ve hiç bir kayınvalideyle kıyaslamasanız, beklenti içine girmeseniz en kötü ne olur?

5. Yaşadığınız kırgınlık veren olay ya da durum her ne ise;
annesini eşinize her anlatmanız; onda kendisinin de reddedildiği ve eleştirildiği algısı oluşturur. Eşinizin annesini eleştirmeseniz, sorunu eşiniz aracılığıyla değil; kayınvalidenizle karşılıklı saygı çerçevesi içinde konuşsanız en kötü ne olur?

” Anneciğim ben seni seviyorum. Aramızdaki bu sorunun çözülmesini istiyorum. Bir sorun varsa, farketmeden yaptığım bir hata varsa senden özür dilerim. Sen benim canımsın.” diyerek aradaki buzları eritseniz en kötü ne olur?

6. Kök ailelerinizi tartışma içine almaktan uzak dursanız en kötü ne olur?

7. Kayınvalidenizle kendi aileniz arasında kıyaslama yapmaktan vazgeçseniz en kötü ne olur?

8. Onu affetseniz en kötü ne olur?

Not: Kayınvalidenize giderken ya da o size gelirken yaşadığınız ağrıların öfke, kin, nefret ve affetmemekten, karşıdakine ceza verme isteğinden, geçmişi bırakamamaktan kaynaklanır.
Kendinize bu konuda çalışmalar yapın. Özgürleştiğinizi ve hiç bir rahatsızlığınızın kalmadığını, hayatın ne kadar da hafif, sevgi dolu olduğunu, kuş gibi hafiflediğinizi farkedeceksiniz.

DAMATLARA:
Kayınvalide – gelin sorununda en büyük görev erkeğe düşüyor.
Anneyi destekleyip, eşinizi ötelediğinizde; eşinizi destekleyip anneyi ötelediğinizde onlar üzülür ama en çok üzülen siz olursunuz.
Anlaşıldıklarını hissettirin. Öfkenin nedeni anlaşılamamaktır. Sorunu sakince, saygı çerçevesinde kendi aralarında çözmelerine fırsat tanıyın. Ama taraf tutmadan.

Not: Bu yazımı okuduktan sonra bu bayramı bir değişiklik yapın. Kendi kendinize bir çözüm bulamıyorsanız, bu konuda bir destek alabilirsiniz.
Çünkü boşanma istatistiklerinde; boşanmaların % 20 sinin ailelerin etkisinden kaynaklandığı tesbit edilmiştir. Ailelerle aranızın iyi olması, mutluluğunuzu perçinler.

Hadi bu bayramı barışarak geçirin.
Bayramınız ağız tadıyla, sağlıkla, mutlulukla huzurla geçsin.

Sevgiyle kalın.

Ayşegül Özkonak

Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

05052509633

www.aysegulozkonak.com
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak
https://instagram.com/kisiselgelisimdansman

BİRİNE İNANIN GÜVENİN HAYATI DEĞİŞSİN

BİRİNE İNANIN GÜVENİN HAYATI DEĞİŞSİN…
Yıl 1994… Mesleğimin başlarındayım. İzmir’de bir ilköğretim okulunda 7/B sınıfına Fen Bilgisi dersine giriyorum…Arka sıralarda başarısız, yaşıtlarına göre oldukça gelişkin, biraz da anlama kapasitesi düşük, ağzı sürekli açık size bakan, bacaklarını ayırarak oturan, oturup kalkmasını bilmeyen, davranış sorunları olan Yağmur adında bir öğrencim var sınıfımda…Okulda herhangi sorun olan bir şey olsa; okul müdürü de dahil olmak üzere herkes ondan biliyor…Sınıf öğretmenleri değildim; sadece derslerine giriyordum. Bir gün arkadaşları onun başında bit olduğunu ve çok pis koktuğunu, onunla aynı sınıfta olmak istemediklerini dile getirdiler. Normalde sınıf öğretmenliği yaptığım öğrencilere otobiyografi yazdırır, sorunları olanları tesbit eder, çözümünü sağlardım. Bu sınıfa otobiyografi yazdırmadığım için sorunu fark etmemiştim. Şikayetler üzerine sınıf öğretmenleri olmamama rağmen, (ki her öğrencimi kendi evladım gibi gördüğüm için) bu öğrencimi de o gün yanıma çağırdım. Konuşmaya başladık. Kiminle nerde yaşadığını öğrendim. Annesi ve kızkardeşiyle yaşıyormuş. Babası hapisteymiş. Bedensel temizliği, bitten nasıl kurtulabileceği, arkadaşlarıyla iletişimin, oturuş ve kalkışın, beden dilinin nasıl olması gerektiği vb. konularında bilgilendirdim, derslerinde başarılı olması konusunda motive ettim. İki hafta belki geçti, öğrencinin davranışları olumlu bir şekilde düzeldi…Bitten kurtuldu. Yine de arkadaşları onunla oturmak istemiyordu. Öğrenciyi lavaboya gönderdim. O yokken diğerleriyle ayrımcılık yapmamaları konusunda özel olarak konuştum. Yağmur’a nasıl davranmaları gerekliliği üzerine…

Yine o günlerde, konumuz fizik konularıydı…Örnekler çözüp farklı sorular soruyorum. Her problem sonrası kısa sürede Yağmur’un parmak havada…’Hocam, ben çözmek istiyorum’. Ben onu tahtaya kaldırıyorum kendine güveni gelsin diye, her seferinde de bakıyorum ki doğru çözüyor.

Başarmanın ve benim onay sözcüklerimi almanın sevinciyle gözleri bana ışıl ışıl bakıyor…İlk zamanlar başarısı konusunda yine de tereddütdeydim. Çevresindeki öğrencilere bakıyordum, acaba “sorduğum soruları çözerken onlardan yardım almış olabilir mi?” düşüncesiyle ve sonra; yardım almadığına kanaat getirdim. Arkadaşları daha soruyu çözmeye çalışırlarken Yağmur parmağını havaya kaldırıyordu. Bana ilk başlarda zekasında sorun var gibi gelen bu öğrencimin aslında zeki olduğunu işte o zamanlar anladım ve Fen Bilgisi dersinden sınavda başarısız olmasına rağmen sözlü notunu yüksek vererek geçer not verdim. Bir süre sonra davranışları da düzelen Yağmur’un başlangıçtaki davranış bozukluğunun, başarısızlığının, olumsuz davranışlarının, zekasında sorun var gibi davranmasının nedenini daha sonra keşfettim. Duyduktan sonra da büyük bir şok atlattım.
Yağmur ‘u tanıdığım o sıralarda; babası öz kızı olan Yağmur’a ve kızkardeşine ensest ilişkide bulunmuş; anne bu sebeple ruhsal dengesini bozmuş, baba hapse atılmış ve iki kız kardeş anneleriyle birlikte yaşam savaşı veriyorlardı…Ve ben bu durumunu daha önce neden öğrenmedim diye kendimi suçladım, öğretmenliğimden utandım. Daha önce onunla neden yakından ilgilenmedim diye keşkeler yaşadım.

O sene benim tayinim Erzincan’a çıktı. O günden sonra;
önceleri sadece sınıf öğretmenliği yaptığım sınıflara uygularken, Yağmur’un olayından sonra tüm sınıflarıma otobiyografi uygulamaya başladım. Daha sonra 25 yılda bu uygulamanın büyük faydasını gözlemledim. Gerçek şu; sevgi, ilgi, güven, motivasyon; öğrencilerimin olumsuz davranışlarını her anlamda değiştiriyordu.

Genç öğretmenlere tavsiyem, eğer öğrencilerine yardımcı olmak istiyorlarsa önce onların güvenini kazanmaları… Otobiyografiyi tüm sınıflarında uygulamaları…O masum öğrenciler; birinin onlara güvendiğini, gerçek anlamda dinlediğini farkedince öyle güzel açıyorlar ki size kendilerini, duygularını. İşte o an, yardım etmeniz gereken ne varsa yardım edebiliyorsunuz. İşiniz daha da kolaylaşıyor. Bir çocuğu kayıp gidiverecekken; bataklıktan çekip çıkarıveriyorsunuz.

Öğretmenlik işte bunun için kutsal. Sadece konuyu anlatıp çıkmak, maaşını alıp yoluna devam etmek değil.

Öğretmenlik, toplumu şekillendirmek demek.Tıpkı koruyucu aile hekimliği gibi sorunları zamanından önce farkedip zamanında önlemek demek.

İyi ki öğretmen olmuşum, mesleğimi yıllarca severek yaptım. Şimdi de Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı olarak toplumumuzdaki ilgiye, sevgiye, desteğe ihtiyacı olan canlara eğitmenlik ve danışmanlık yapmaktayım.

Araya yıllar girmiş olsa da zaman zaman aklıma gelen, adını gizleyip değiştirerek Yağmur diye sizlere tanıttığım öğrencim, umarım hayata tutunabilmiştir.
Çünkü başarmanın tadını, sevilmeyi, onaylanmayı, olduğu gibi kabul edilmeyi, takdir edilmeyi, güveni; derslerine girdiğim dönemde çoktan keşfetmişti…

Sevgiyle kalın…

Ayşegül Özkonak

Aile Danışmanı
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

05052509633

www.aysegulozkonak.com
aysegulozkonak@gmail.com
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

Page 10 of 36

Ayşegül Özkonak