Ayşegül Özkonak

Sosyolog ve Aile Danışmanı

Category: Evlilik ve Aile (Page 3 of 7)

HEP EVLİ -OLGUN KİŞİLERE ÇEKİLİYORUM

HEP EVLİ -OLGUN KİŞİLERE ÇEKİLİYORUM
Hep evli erkeklere ( ya da evli kadınlara) ilgi duyuyor ya da çekiliyorsanız;

1. Anne babayla alakalı bitmemiş bir ilişkiniz olabilir.
2. Onlardan birini ya da ikisini affetmiyorsunuzdur.
3. İstenmeyen bir bebek olabilirsiniz.
4. Anne babaya karşı öfke duyuyor olabilirsiniz.
5. Baba/ annenizin karakteri ile partneriniz benzeşmiyor olabilir.
6. Onlardan biri ya da her ikisi tarafından bir dönem travma yaşamış olabilirsiniz.
7. Biri yada her ikisi tarafından sevilmediğinizi sanıyorsunuzdur.
8. Size karşı adil olamadıklarını ya da olmadıklarını düşünüyor olabilirsiniz.
9. Aşk ve sevgiyi gerçek anlamda yaşamamış ya da yaşamışsınız ama bu hikaye bir travma ile sonuçlanmış olabilir.( Ayrılık, aldatma, taciz vb..)
10. Anne/ babanız sizin algınıza göre çok üstün niteliklere sahip olabilir.
11. Bebeklikten gelen sevgi açlığınızı giderme çabasında olduğunuz için; karşı cinsin size karşı (belki iyi niyetle) gösterdiği ilgi, destek, saygı, hayranlık, sahiplenme, imrenme, merhamet duygularını sevgi ya da aşkla karıştırıyor olabilirsiniz. O kişinin size, sizin ona aşık olduğunuzu sanıyorsunuzdur.
Bu duyguların; sevgi ve aşkla ilgisi olmadığını, ayrı duygular olduğu inancını yerleştirmelisiniz.
Tüm inançların değişikliği ile doğru partneri bulma ve bu çekilme sorununun çözümü de mümkün.
Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak

BAĞIMLI ÇOCUĞA MI SAHİPSİNİZ?

BAĞIMLI ÇOCUĞA MI SAHİPSİNİZ?

Bağımlı olan bireylerin ebeveynlerinin davranışları inceleniyor. Çocuklarına şu şekilde davrandıkları tesbit ediliyor:
1. Sınırsız özgürlük tanımak.
2. Çocuğun her istediğini yapmak.
3. Çocuğunu suçlu hissettirmek. Ceza vermek.
4. Çocuğun değil, ebeveyn olarak kendi seçimlerini dayatmak.
5. Çocuğunun öfkesini ifade etmesine fırsat tanımamak.
6. Çocuğun olur olmaz her işine karışmak.
7. Onu sürekli kontrol etmek.Baskıcı davranmak. Aşırı disiplinli olmak.
8. Sürekli dırdır etmek.
9. Sürekli eleştirmek, yargılamak, kınamak.
10. Reddetmek, varlığına tahammül edememek. (sevilmediğini, istenmediğini hissettirmek)
11. Çocuğu umursamamak.
12. Onunla diyalog kurmamak. Sohbet etmemek, paylaşmamak.
13. Değersiz, yetersiz, beceriksiz hissettirmek.
14. Sorumluluk vermemek.
15. Güvenmemek.
16.Tutarsız davranmak. Anne baba arasında tutarsızlık olması.

Şimdi kendi davranışlarımızı uzaktan inceleyelim. Bizler çocuklarımıza nasıl davranıyoruz?
Sevgiyle kalın. 😊
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

EVLİLİKTE KARARSIZLIK

EVLİLİKTE KARARSIZLIK

“Annem ve babam çocukluğumdan beri sürekli kavga ederlerdi. Çünkü babam alkolikti.
Akşamları sarhoş bir halde eve geldiği zamanlar, annemle tartışırlar, birbirlerine hakaretler ederlerdi. Anneme müthiş kızardım.
Babam normalde sessiz sakin bir adamdı. İçe kapanıktı. Ama alkol kullandığı zamanlarda tamamen farklı bir insan olurdu. Bu defa da babama kızardım. İkisi kavga ettiklerinde
ben ve kardeşim, bir kenara siner, o azab dolu anların geçmesi için gözlerimizi kapar, dua ederdik.
Şimdi büyüdüm ama evliliğe karşı gel gitlerim var. Alkol kelimesinden bile tüylerim diken diken olurken; her nedense evlilik amaçlı karşıma çıkan tüm erkekler alkol kullanıyor. Bir yanım yuva kurmak istiyor, diğer yanım aklını kullan diyor. Bu açmazdan kurtulmak istiyorum. Kararsızlık ve ikilem beni yiyip bitiriyor. ”

Çocuklukta ” Ben babam gibi bir erkekle evlenmeyeceğim/ annem gibi bir kadınla evlenmeyeceğim .”diyen birisi; tıpkı istemediği özellikteki biriyle evlenebilir.
Nedeni şu:
1.Bilinç kabul etmese bile, bilinçaltı öğrenilmiş olanı güvenilir buluyor. Kuantum çekim yasası; reddettiğin sana yapışıyor. Bilinçli halinle,
” Onun gibi biriyle evlenmeyeceğim” dersin. Bilinçaltında olumsuz ek atılır. “Onun gibi biriyle evleneceğim.” şekline dönüşebilir.
2. Evlilikten korku varsa, önce o korkunun nedeni tespit edilip kök inanç bulunup, korkmakla ilgili travmanın temizlenmesi gerekir. Mutlu bir evliliğin; mümkün, güvenilir, kolay, buna hakkı olduğu, layık olduğu, izinli olduğu inançlarının ve hislerinin yüklenmesi gerekir.
Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak
Aile Danışmanı

ÇOCUĞUNU TANIYAMIYOR MUSUN?

ÇOCUĞUNU TANIYAMIYOR MUSUN?

Eşinle tartıştığında ya da boşanma noktasındayken; çocuğun seni desteklesin, sana hak versin istersin. Çocuğuna babasını/ annesini şikayet edersin ya da kötülersin.
“Asla kötülemiyorum” desen bile bir arkadaşına, yakınına dert yanarken çocuğun senin tüm beden dilini okur ve sözlerini takip eder.
Anne/ babasını her kötülemende çocuğunun ruhundan sevgi tuğlası azalır. Öfke tuğlası artar. Ve öyle bir an gelir ki; hiç beklemediğin bir anda sana da sıkıntı yaratacak sözler eder. Tavır ve davranışlar gösterir. Önceden beri birikmiş öfke, sevgisizlik tuğlaları, ince ince işlenen kötüleme sözleri öyle bir şeydir ki, bumerang gibi sana geri döner.
Eğer böyle bir durumla karşı karşıyaysan, çocuğunun öfkesini kontrol edebilmesi, en aza indirebilmesi, boşanma travmasını kolayca atlatabilmesi açısından inandığın, güvendiğin bir uzmandan destek alabilirsin.
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

ANNE OLABİLMEK

ANNE OLABİLMEK
Tüm denemelere rağmen anne olamayan kadının kök inançlarına ve duygularına bakılması gerekir. Eşine karşı öfke, kin, nefret duygusuyla kaplı olan anne adayının bedeni; bebeği reddeder.
Kök inançlar da, bebeğin anne rahminde tutunmasına engel olur.
Olumsuz inançlar şunlar:
1. Ben doğurmaktan korkuyorum.
2. Bedenimin genişlemesinden, kilo almaktan korkuyorum.
3. Kilo alınca eşim beni sevmezse?
4. Bebek, işimde kariyerimde ayak bağı olur .
6. Bu adama çocuk mu doğurulur?
7. Bu dünyaya çocuk mu getirilir?
8. Hayat güvenli değil. Ben güvende değilim.
9. Çocuk bakamamam. Çocuk yetiştiremem.
10. İyi anne olamam.
11. Eşimi sevmiyorum.
12. Çocuk doğurursam rahatım bozulur.
13. Çocuk yüktür.
14. Anne olmak zordur.
15. Kadın olmak zordur.

Anne olmak istiyorsa, hem bu kök inançların hem de eşine ya da geçmişindeki başka birilerine hissettiği o öfke, kin nefret duygusunun çıkarılması, bedeninin huzurla ve sükunla kaplı olması; bedeninin bebeği kabul eder hale gelmesi gerekir.
Ayşegül Özkonak

ERKEK GÖZÜYLE

ERKEK GÖZÜYLE
Şimdiye kadar, tüm yazılarda, görsellerde, yayınlarda, karikatürlerde, skeçlerde hep erkekleri eleştirdik, suçladık, yargıladık, kınadık. Hiç de sormadık “bu erkekler nasıldır, ne hissederler? “diye.
Erkek dediğin şöyle olmalı, böyle olmalı dedik. Şöyle korumalı, böyle sahip çıkmalı istedik.
Bizdeki eksikliği, boşluğu doldursun istedik. Bazı gerçekleri ve onun da bir insan olduğunu unuttuk.
Kadının içinde nasıl küçük bir kız çocuğu varsa, her erkeğin içinde de küçük bir oğlan çocuğu var. İçinden neşelenen ama erkekliğe toz kondurmayan….
Bizler nasıl bir şeylere üzülüyorsak, onların da bizlere söyleyemediği üzüntüleri var. Zayıf ( güçsüz) görünmemek için duygularını sakladığı…
Bizler ağlayabiliyoruz ya özgürce her ortamda; onların da ” erkekler ağlamaz” inancıyla içine akıttığı gözyaşları var.
Bizlerin nasıl bir takım korkularımız varsa; onların da korkuları var. ” Sevilmeme, istenmeme, reddedilme, kabul edilmeme korkusuyla sevdiği kadına ” seni seviyorum” demekten çekinip belki de yıllarca keşkeler yaşadığı…
O patlamalarının, öfkelerinin altında ” parasız görünmek, değersiz görünmek, yetersiz görünmek, kaybetme” gibi korkuları var belki de.
Bir hikaye:
Günlerden bir gün, bir dişi kurbağa ile bir erkek kurbağa göletin birinde yüzerek keyif yaparlarken; gölete su içmek üzere gelen bir öküz görürler. Dişi kurbağa öküzün iriliğine hayranlık ve merakla bakar. Erkek kurbağa;
” ben de onun kadar iri olabilirim! ” der.
Dişi kurbağa ” yaaa? Ol da görelim” deyince, erkek kurbağa; kendini şişirir, şişirir; ” Oldu mu? ” diye sorar.
” Olmadı!” Cevabından sonra biraz daha şişer…
Her ” Olmadı! ” Cevabını aldıkça daha da çok şişirmeye devam eder kendini…En sonunda dayanamaz, patlar ve ölür.

İşte bu hikayedeki gibi gücünün üstünde isteklerde bulunduk erkeklerden. Bu istekler onda stres yarattı. Öfke yarattı. Öfkesinin nedenini anlayamadık. Sorgulamadık çünkü. Ve gereksiz her istek, olumsuz bir davranış olarak ailemize döndü. Kavgalara, patlamalara sahne oldu.

“Tanışma günümüzü unuttun, sözlülük günümüzü unuttun, nişanlılık günümüzü unuttun, evlilik yıldönümümüzü unuttun!!!???
İstediklerimi almayı unuttun!!!???” …tun, tun, tun…
Tamam unutmasın da, unutsa en kötü ne olur? Haklı mı olmak istersiniz, mutlu mu?…
Hani skeçlerle konu olmuş kadınlarda var olan genel bir tabir (/etiketleme) vardır ya,
” erkekler anlayışsızdır, (/odundur ) düşüncesizdir ” diye. İşte bu da değiştirilmesi gereken olumsuz bir inanç.
İnanç değişirse; duygu değişir, böylece çevreye yayılan rezonans da değişir.
Duygu değişince; davranış değişir, davranış değişince: durum değişir.
Durum değişmesi demek, karşı cinsle iletişimin değişmesi, gelişmesi, güzelleşmesi demek…
Erkekleri de biz kadınlar yetiştiriyoruz, eğitiyor, öğretiyor, tavır ve davranışlarımızla değişimlerine neden oluyoruz unutmayalım…
Kadınlar dünyayı güzelleştiren varlıklardır. Ama bir kadın; ne istediğini, ne kadar istediğini, nasıl istediğini, istediği kişinin özelliklerini ve ne zaman isteyeceğini bilebilirse, erkeğini olduğu gibi kabul eder, ona her anlamda destek olabilirse, onun eksik yanını kendi bütünlüğü ile tamamlayabilirse, gücüne güç katmış olur. Aşkına da aşk….:)
Sevgiyle ve aşkla kalın…

Ayşegül Özkonak

Aile Danışmanı

İKİLİ İLİŞKİLERDE İLETİŞİMİ BİTİREN İLK DAVRANIŞLAR

İKİLİ İLİŞKİLERDE İLETİŞİMİ BİTİREN İLK DAVRANIŞLAR

1. İlk tanıştığı kişiye SEN diye hitap etmek.
2. Yazışırken, ilk tanışmada karşı cinse flörtöz sözcükler kullanmak. Hemen iltifata başlamak.
3. Uyarılara ya da gönderilen mesajlara dönülmemesine rağmen, iletişim kurmakta ısrar etmek.
4. Karşıdaki kişiyi önemsemeden konuşmak.
5. Tanışma sırasında gözleri kaçırarak konuşmak.
6. Randevulaşma noktasını fikir almadan, kendi kararına göre vermek.
7. Tokalaşırken karşıdakinin elini çok kuvvetli, tamamen gevşek ya da ölü balık tutar gibi tutmak.
8. Ağızda ciklet ya da lokma varken konuşmak.
9. Kılık kıyafete özen göstermemek.
10. Kendini överek konuşmak. Soğuk espri yapmak.
11. Sürekli cep telefonuna bakmak.
12. Paradan fazlaca söz etmek.
13. Aşırı makyaj yapmak. Aşırı parfüm sıkmak. (Dekolte ve mini etek giymek ilk randevuda olumsuz etki yaratır. Gün ortasında gece kıyafetiyle dolaşmak da öyle).
14. Sürekli kararsız tavırlar sergilemek ve karamsar konuşmak.
15. Çok fazla konuşup, karşı tarafa fırsat tanımamak.
16. Emrederek, yönlendirerek, karşıdakini küçük düşürücü, değersiz hissettirici, iğneleyici konuşmak.
17. Kaba, küfürlü, argo söz ve davranışlar sergilemek.
18. Egosal konuşmak.
20. Sürekli onay vererek ya da onay alarak konuşmak. Kararsız olmak. Kendi fikrini, kendini, kendi duygularını ifade edememek.
21. Daha ilk buluşmada eski eş ya da partnerlerinden bahsetmek.
22. Agresif konuşmak.
23. Alıngan davranmak.
24. Küsmek. Tripler yapmak.
25. Gün içinde kontrol amaçlı nerede olduğunu ya da çevrim içi olduğunu öğrenmek için sık sık mesaj atmak ya da aramak.

İletişiminizin güçlü olması dileğiyle, sevgiyle kalın…
Ayşegül Özkonak Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

MUTLU OLMAK İÇİN 20 NEDEN

MUTLU OLMAK İÇİN 20 NEDEN
1. Nefes alabiliyor ve aldığınız her nefesi kolaylıkla ve farketmeden verebiliyor musunuz? (Solunum sisteminiz düzgün çalışıyor mu?)
2. Çevrenizdeki her şeyi algılayıp görebiliyor musunuz?
3. Şu an benim yazılarımı okuyabiliyor musunuz?
4. Koku algınız var mı? Bir çiçeği koklayabiliyor musunuz mesela?
5. Aklınız, zekanız var mı?
6. Düşünebiliyor musunuz?
7. Hissedebiliyor musunuz?r
Hislerinizi tanımlayabiliyor musunuz?
8. Düşüncelerinizi söze ve yazıya dökebiliyor musunuz?
9. İşitme algısına sahip misiniz? Sesleri ayırdedebiliyor musunuz?
10. Konuşabiliyor musunuz?
11. Besinleri ağzınıza götürebiliyor ve çiğneyebiliyor musunuz? (Motor sisteminiz düzgün çalışıyor mu?) Çiğnediğiniz besinleri de farkında bile olmadan, kolayca yutabiliyor musunuz?
12. Besinler sindirim sisteminizde sindirime uğruyor ve kanınıza karışıyor mu? (Sindirim sisteminiz düzgün çalışıyor mu?)
Sindirime uğraması için uğraşmıyorsunuz değil mi?
13. Atık maddeler bedeninizden kolaylıkla uzaklaşıyor mu?
14. Boşaltım sisteminiz kolay çalışıyor gereksiz maddeleri bedeninizden arındırıyor, böbrekleriniz zararlıları süzüyor, yararlı maddeleri kana geri alıyor mu? (Boşaltım sisteminiz düzgün çalışıyor mu?)
15. Kaslarınız, kemikleriniz, eklem bağlarınız sizi ayakta tutabiliyor mu? (Kas ve iskelet sisteminiz düzgün çalışmıyor mu?)
16. İstediğiniz her yere yürüyebiliyor, hatta koşabiliyor musunuz?
17. Elinize aldığınız bir şeyi istediğiniz yere koyabiliyor ya da kaldırabiliyor musunuz? Elinizi kolunuzu kullanıp, istediğiniz her işinizi kendi başınıza kimsenini yardımı olmadan yapabiliyor musunuz?
18. Kalbiniz anne karnında 2 aylıktan beri tüm bedeninize kanı pompalıyor mu?
19. Karaciğeriniz biyokimya fabrikası gibi tüm zehirli maddeleri temizliyor ve yararlı maddeleri üretiyor, bir kısmını depolayabiliyor mu?
20. İnsanlarla iletişim kurabiliyor musunuz?

Bunları bilinçsizce, bazılarını bilinçli olarak gerçekleştiriyoruz. Aslında ne kadar çok zenginiz hiç düşündünüz mü?
(Not;: Bizim hiç farkında olmadan gerçekleştirdiğimiz; ama hastanelerde organları tam işlevini yapamadığı için dua eden o kadar çok insanımız var ki… (Hepsine şifalar diliyorum.))

Mutlu olmamız ve şükredebilmemiz için alın size 20 neden… 😊
Bir de benim bilmediğim, sizin bildiğiniz aileniz, geliriniz, sevdikleriniz, sevenlerinizi de ekleyin…Mutlu olmanız için nedenleriniz belki 30 ‘u da geçer.
Ne dersiniz?
Mutlulukla, sağlıkla, sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

KADININIZLA / ERKEĞİNİZLE AŞKINIZIN YENİDEN TAZELENMESİ İÇİN

KADININIZLA / ERKEĞİNİZLE AŞKINIZIN YENİDEN TAZELENMESİ İÇİN

Yaşanılan tüm olumsuzlukları bir kenara bırakıp, zaman zaman bütçenizin elverdiği ölçüde sadece ikinizin (anne, baba, kardeş, çocuk olmadan) baş başa bir tatil yapmanız; olumlu yeni kararlar almanız; hayatınıza yeni bir renk, bir mutluluk, bir sevinç, bir coşku, bir umut, bir huzur getirir.
Sevgiyle kalın.😊 😊 😊
Ayşegül Özkonak

Aile Danışmanı

Aile Danışmanı
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

ÇATIŞMA YAŞIYOR MUSUN?

ÇATIŞMA YAŞIYOR MUSUN?
Çatışmalar yaşadığın kim ya da kimler var hayatında?
Kadının, erkeğin, (oğlun, kızın, gelinin, torunun, damadın) annen, baban…?
Şimdi düşün;
1. Kimin hayatına hangi sıklıkla ve hangi konularda müdahale ediyorsun?
2. Ya da kimler senin hayatına müdahale ediyor?
3. Sen kendin olmaya çabalarken; kimden ya da kimlerden dolayı engellenmişlik duygusu yaşıyorsun?
4. Ya da birileri kendisi gibi olmaya çabalarken; sen o birilerine engel oluyorsun?

Aklında olsun. Kendi olmayan insan mutsuzdur. Mutsuz insan da, mutsuzluğunu en yakınındakilere bulaştırır.
Sevgiyle kal. 😊 Ayşegül Özkonak Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

Page 3 of 7

Ayşegül Özkonak