Ayşegül Özkonak

Sosyolog ve Aile Danışmanı

Category: Evlilik ve Aile (Page 2 of 7)

BOŞANMAK SON ÇAREDİR

BOŞANMAK SON ÇAREDİR
Evliliğinizde boşanma kelimesinden uzak durun. Önce çözüm arayışlarına girin. Bir danışmana gidin. “Her yolu denedim. Olmuyor” derseniz o zaman boşanın. Aksi halde değişimin kolay olduğu ve gözünüzün önünde olduğu o mutluluğu kaçırırsınız.

Sevgiyle kalın. Ayşegül Özkonak

Daha öncesi bireysel sıkıntılarla birlikte, evlilik sorunları, huzursuzluk, iletişimsizlik ve boşanma aşamasına gelmişken; görüşmelerimiz sonrası sonuçtan benim de mutlu olduğum ailemiz…

– Merhaba Ayşegül hanım öncelikle size çok teşekkür ederim. Sizin seanslarınız sayesinde evime huzur geldi. Eşim şimdi daha mutlu kafası daha rahat şimdi, gülüyor şakalaşıyor. “Ben iyiyim” diyebiliyor. Bizimle daha çok vakit geçiriyor, beni mutlu etmeye çalışıyor. Bu olumlu gelişme beni ve çocuklarımı da olumlu yönde etkiledi. Önceden hayata küsmüştü. Hayatla barıştı artık. İntiharı bile düşündüğünü söylüyordu. Kendisini hiç sevmiyordu. Şimdi bu olumsuzluklardan kurtuldu diyebiliyorum. Her şey için tekrar çok teşekkür ederim.

– Canım benim. Sizlerin mutluluğu benim de mutluluğum.  Bu muhteşem gelişmelerden beni haberdar ettiğin için ben çok teşekkür ederim. Mutluluğunuz daim olsun.

Not: Paylaşım izin alınarak ve adı soyadı gizlenerek yapılmıştır.
Bütünün hayrına olsun.
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
05052509633
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak
https://instagram.com/kisiselgelisimdansman/
www.aysegulozkonak.com
aysegulozkonak@gmail.com

ÖFKE DUYGUSU, İLİŞKİ SORUNLARI, TAKINTILAR

ÖFKE DUYGUSU, İLİŞKİ SORUNLARI, TAKINTILAR

Geçen gün bir danışanımla görüşmelerimiz sonrasındaki olumlu gelişmeleri konuştuk.

Benle görüşmeden önce öfkeli, korkuları olan, ağrıları olan, takıntıları olan ve eşiyle boşanma noktasına gelmiş bir bayandı.
Değişim ve dönüşüme muhteşem.
Her sorunun çözülebileceğine inanın.
Yeter ki isteyelim.
Bütünün hayrına olsun.

Not: Paylaşımlar kişinin izni alınarak ve adı soyadı gizlenerek yapılmıştır.

Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak

– Ayşegül Hanım merhaba nasılsınız? Size kendi gelişimlerimden bahsedeyim.  Eskiden sinirlenince ciddi bir gerginlik yaşıyordum. Şimdi mesela çocuğuma kızsam bile bu kalıcı olmuyor, o sinir bozucu gerginliğim gitti… İnsanların gözlerine baktığımda yaşadığım korku gitti…
Sanki mideme kelepçe takılmış gibi… O gereksiz iştahım kesildi… Canım çok yemek yemek istemiyor… Enerjim arttı…
Şu an kafa dengi bir komşum var çocuklarımız birlikte oynuyor ve biraz yüküm azaldı…
O temizlik takıntım daha azaldı… Habire bir yerleri temizlemeye çalışma halim de gitti… Çok şükür…
Söylediklerinizi yapmaya devam.

– Böyle olmasını bekliyordum. Senin için harika bir durum canım . Devamı da gelecek.

-Öyle de oldu çok şükür Belimde bu ara ciddi bir ağrı vardı bir de sağ dizimin arkasında.
Belimdeki ağrı da gitti. Çok teşekkür ederim.
Sizle görüşmeden önce sizi Facebooktan takip ediyordum. O gün messengerden görüştük ya. Ama tevafuk olduğunu biliyorum o günkü konuşmamızın. Çünkü ben artık geçmişimden arınmak istiyordum.
Çok teşekkür ederim.
Yüreğinize emeğinize sağlık.

– Değişim istemekle başlar. Rica ederim canım.

– Ayşegül Hanım  ben size iyi bir şey daha söyleyeyim. Birincisi eşim bana dokunduğunda özellikle karnıma dokunduğunda ona aşırı tepki veriyordum demiştim ya hakikaten şu an o tepkim de yok bu çok ilginç.
Ve dün bize ve kendisine epey bir alış veriş yaptı.
Şaşkınım.
Bu gün çocuk hastaydı özel hastaneye götürdü.
Normalde 1 tl yi hesaplar bazen.
“Kendimi düzeltmek istiyorum.
Seni kaybetmek istemiyorum.” dedi.
Şaşkınım şu an.

– Terapiler bu kadar etkili canım. Ben şaşırmıyorum.

– Tamam çok teşekkür ederim her şey için Allah razı olsun… Samimiyetimle söylüyorum.

Mutluluk ve huzur. Yanı başımızda. Her şey istemekle mümkün.
Sevgiyle kalın
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

KARAMSAR, MUTSUZ , UMUTSUZ MUSUNUZ?

KARAMSAR, MUTSUZ, UMUTSUZ MUSUNUZ?

Görüşmeye gelmeden önce, mutsuz, umutsuz, karamsar, her şeye öfkeli, her şeyi kafasına takan, kendisiyle ve çevresindekilerle iletişim sorunu olan bir durumda iken; görüşmemizden sonraki hali aşağıdadır.

Tüm bu olumsuzluklardan kurtulmak, özgürleşmek mümkün. Yeter ki isteyelim.

Çok güzel bir söz. “Güzel şeyler paylaşmaya değer.”

Not: Konuşmayı olduğu gibi aktarıyorum. Kişiden izin alınmış ve adı soyadı gizlenmiştir.

Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak

– Hocam merhaba. Yaşamımda birkaç gündür olumlu gelişmeler var. Örneğin ben araç kullanırken müzik dinlemeyi severim. Her tarz müzik dinlemeyi severim. Genellikle dinlediğim müzikler o andaki ruh halime göre değişiyor. Birkaç gündür telefonuma sözlerinde yaşam sevinci olan, sevgi dolu müzikler yükledim. Onları dinliyorum. Bugün iş arkadaşlarımda benim hakkımda olumlu eleştiriler yaptılar. Bu aralar yüzün daha çok gülüyor dediler, eskisi gibi öfkelenmiyorsun dediler, kafanı bir şeye takıp o taktığın olayı düşünüp gününü berbat etmiyorsun dediler. Bu olumlu gelişmeleri sizinle paylaşmak istedim hocam.

– Çok sevindim. Böyle olmasını bekliyordum.
Bu sizin adınıza olumlu bir gelişme. Çok teşekkür ederim geri dönüş yaptığınız için.

– Asıl ben teşekkür ederim, bu gelişmeler de katkınız büyük.

– Olumlu değişime devam

– Devam hocam. Bu gelişmeler beni daha da heyecanlandırıyor.

–  Harika.

– Ayrıca anı yaşamanın keyfi de başka. Facebookta paylaşımlarım değişti. Artık pozitif paylaşımlar yapıyorum. Bir de anı daha çok yaşamaya başladım. Gün içinde mutluluk zamanlarım daha da çoğaldı. Dün gece kızıma masal okudum. Masalı kendim uydurdum. Sürekli mutsuz olan ve sürekli mutlu olan iki çocuk karakter oluşturdum kafamda. Mutluluğu tercih eden çocuğun hayatında hiç aksilik olmadığını ama mutsuzluğu tercih eden çocuğun hayatında hep terslikler olduğunu anlattım. Kızım çok mutlu oldu. Ve sabah benle uyandı. Baba ben dün akşam mutlu uyudum ve sabahta her zamankinden daha erken ve mutlu kalktım dedi. Bu da haliyle bizi mutlu etti. Güzel şeyler paylaştıkça çoğalır demiştim. Mutluluğumuzda öyle. Ne kadar hayata gülüyorsak o kadar hayatta bize gülüyor. Bundan sonra felsefelerimden bir tanesi de bu olacak : “Mutlu ol, mutlu et”. Tabi bu süreçte sizin emeğiniz çok fazla. Bundan dolayı size şükranlarımı, sevgimi sunuyorum. Çok teşekkür ederim hocam. Bu arada eğer sizin için uygunsa Perşembe günü saat 19:00 ya da sonraki saatlerde yine görüşelim hocam. Bana çok iyi geldiniz, eksik olmayın hocam. İyi ve mutlu günler dilerim .

– Bu geri dönüşünüz muhteşem…  Hele de minik yavruya sirayet etmesi ayrı bir sevinç. Sizler mutlu olduğunuzda ben daha çok mutlu oluyorum inanın. Ne mutlu bana.
İlk konuşmamızda söylediğim gibi. “Sen değişince dünyan da değişir”. Bakış açımızı değiştirmek muhteşem bir değişim sağlar.
Rica ederim. Tabi ki görüşürüz. Selamlar.
…..
Değişim ve dönüşümü yeter ki isteyelim. Mutluluk içimizde.
Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
05052509633
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak
https://instagram.com/kisiselgelisimdansman/
www.aysegulozkonak.com
aysegulozkonak@gmail.com

ÇOCUKLARA YAPILAN CİNSEL İSTİSMARA KARŞI BİZLER NELER YAPMALIYIZ?

ÇOCUKLARDA CİNSEL İSTİSMARA KARŞI BİZLER NELER YAPMALIYIZ?

Son günlerde artan taciz olaylarını üzülerek izliyor, kızıyor, hatta isyan ediyoruz. Bununla birlikte kolluk görevlileri ve adalet gerekeni yaparken, biz hangi önlemleri almalıyız bunları biliyor muyuz? Acaba bize düşen görevler yok mu?
Bizler de sevdiğimiz, gözümüzden sakındığımız, canımız varlıklarımıza farkında olmadan kötülük ediyor olabilir miyiz?
Çocuğunuzun belli bir yaşa geldi. Bir yandan da neler yapabileceğiniz konusunda kaygılısınız öyle değil mi?

Öncelikle bu vakaları önleme konusunda yapılacaklara bakalım:.

a. Çocuk kendi başına yıkanabilecek duruma geldiğinde, kendisinin duş almasını öğretebilirsiniz.

b. Cinselliği öğrenmeden önce de öğrendikten sonra da çıplak olarak birlikte duş almak doğru değil.

c. Odasına izinsiz girmek, kişisel sınırının ihlal edileceğine inanmasına neden olur.

d. Özel bölgelerine kimsenin dokunmasına izin vermemeyi öğretebilmelisiniz.

e. Onunla sorunlarını paylaşabilmelisiniz. Küçük hatalarda cezalandırmaktan kaçınmalı. Öyle yaparsanız, tacize uğradığında size söylemekten kaçınabilir.

f. Tacize ve kaçırılmaya karşı nasıl davranacak? Bunu ailece yaptığınız bir mizansenle öğretebilirsiniz. Yani oyun oynar gibi…Böyle bir oyun kurgulayıp, o anda nasıl da kuvvetle bağıracağını da yaşatarak. Ama öğretirken insanlardan korkan, çekinen tavır sergilememesine de dikkat etmelisiniz. Hayata güvensiz olmamasına dikkat etmelisiniz.
Ayrıca çocuğumuzun başına birşey gelir mi düşüncesinden kurtulun.Çünkü ne düşünürsek onu hayatımıza çekeriz. Aklınıza kaçırılabilir düşüncesi geldiğinde hemen başka bir düşünceye geçin. Kaçırılma korkusunu aşamıyorsanız bir uzmandan destek alın. Aksi halde bu korkunuzu, hayata olan güvensizliğinizi çocuklarınıza da aktarırsınız.
Bu yapmamız gereken davranışın bir tarafı.
Diğer taraf ise, çocuğumuzu severken nasıl sevdiğimizle alâkalı. Her anne baba çocuğunu sever ancak bazı anne babalar bu sevmeyi abartmakta hatta dudaktan öpmektedir. Bu davranış son derece yanlış. Nedenine gelince; 3-5 yaşlarını kapsayan cinselliği tanıdığı (fallik) dönemde çocuk; cinselliği öğrenir; karşı cinsten ebeveynini paylaşmaz hatta sahiplenme davranışı gösterir… Bu yaş döneminde annesiyle evlenmek istediğini söyleyen çok erkek çocuk görülmektedir mesela…Ya da babasıyla evlenmek istediğini ifade eden kız çocukları…Bu dönemin sonunda ise, babasına ya da annesine karşı hissettiği cinsel dürtüler baskılanır. Yine bu dönemlerde cinsel uyarılar içeren mesajlardan uzak durulması gerekmektedir. Örneğin dudaktan öpme, poposuna dokunma, şaplak vurma, öpme davranışı gerçekleştirirken, çocuğunuzu cinsel istismara açık olmasına neden olabilirsiniz.
Bir takipçim demişti ki “Ben çocuğuma diyorum ki; “dudaktan popondan öpüyorum ama benden başka kimseye öptürme. Dedene, babana, amcana, yabancıya…” Fakat bir gün amcası poposuna hafifçe şaplak vurmuş, çığlık çığlık bağırıyor, ağlıyor kendisine dokundu diye. Ne yapmalıyım bu durumda hocam?”
Yapacak tek şey kendinize mübah saydığınız davranışı yapmamak çocuğunuza…Zira çocuğa yapılmaması gereken davranışı yapıp, sonra da öğüt verirseniz; baba ya da amcadan gelen küçük bir davranışı çocuğun yanlış anlayıp zihninde fırtınalar esmesine neden olabilirsiniz…O yüzden çocuk, karşısındaki kişi kim olursa olsun, kendi bedeninin özel olduğunu bilmeli. Ayrıca da kendine ve bedenine saygı duymayı da…

Eğer dudaktan öperseniz neler olabilir?

a. Normal Ebeveyn-çocuk ilişkisinden çok, sapkın(ensest)ilişkiyi çağrıştırabilirsiniz çocuğunuzun bilinçaltında farkında olmadan.

b. Öyle olmasa bile, çocuk bilinçaltında kendisinin böyle bir sapkınlığı yaşadığı düşüncesi geliştirebilir. Ya da tacize uğradığı düşüncesini…

c. Ergenlik ve yetişkinlikte, bu erkek çocuklar aşık olamaz, sevemez, sevgili değiştirip durabilir. Anneye benzer birilerini arar hayat boyu ve mutlu olamayabilir. Ayrıca böyle kız çocuklarında da aynı durum geçerli baba-kız arasındaki ilişkide…

d. Dudaktan öpüşmenin doğru olduğuna inanıp, erkek-kız kardeş arasında da bu davranışı gerçekleşebilirler ve siz ensest ilişki tohumları atmaya neden olabilirsiniz farkında olmadan…

e. Ya da başkasının dudağından öpmesinin sevgi gösterisi olduğuna inanıp ses çıkarmaz ve tacize kapı aralamış olursunuz,
hem de istemeden.

Ayrıca dudaktan öpmek; tükürük ve boğaz salgıları aracılığıyla bulaşan;
yüksek ateş, halsizlik, boğaz ve baş ağrısı, ilerlemiş durumda tedavide geç kalınırsa dalak yırtılmasından menenjite, zatürree’den kalp zarının iltihaplanmasına neden olabilen; “Enfeksiyöz Mononukleoz”a da neden olabilir., (bknz. Enfeksiyon mononükleaz)

Ayrıca ‘aşkım, sevgilim’ kelimelerinin kullanılması da doğru değil evlatlar için…Bu kelimeleri eşiniz için kullanın ama çocuklarınıza o kelimelerin yerine ‘yavrum, canım kızım ya da canım oğlum vb. sözler, ebeveyn-çocuk ilişkisini çağrıştırması bakımından daha doğru kelimelerdir.

Peki biz hiç mi çocuğumuzu, torunumuzu sevmeyeceğiz? Tabi ki seveceğiz. Ama samimi, içten, sevgi dolu ve de ŞEFKATLE…Cinselliği çağrıştıracak bölgelere dokunmadan…

Sevgiyle kalın…
Ayşegül Özkonak
05052509633
www.aysegulozkonak.com
aysegulozkonak@gmail.com
www.aysegulozkonak,com
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

ERGENLİK ÇAĞINDAKİ ÇOCUĞUM BENİMLE KONUŞMUYOR

ERGENLİK ÇAĞINDAKİ ÇOCUĞUM BENİMLE KONUŞMUYOR
Ergenlik çağındaki bir çocuğun içe kapanık olmasının pek çok nedeni vardır.
Bunlardan en önemlisi; eğer ergen anne babayla konuşmaktan kaçınıyor, kısa cevaplar veriyor, soruları geçiştiriyor, sır saklıyorsa; ebeveynine güven duymuyordur.
Anlık ya da geçmişte yaşadıklarını, duygularını, fikirlerini paylaşacağı zaman, ağzını her açtığında susturulan, eleştirilen, yargılanan, suçlanan, değiştirilmeye çalışılan, onaylanılmayan, anne baba tarafından dinleniyor görünüp, dinlenilmeyen, sürekli kontrol altında tutulan, gereksiz baskı uygulanan, yönlendirilmeye çalışılan, olduğu gibi kabul edilmeyen ergen; sır saklar, ebeveyniyle kendi arasına duvar örer.
Onunla arkadaş değil, DOST EBEVEYN olmak çözüm sağlar.
Sevgiyle kalın.

Ayşegül Özkonak

Aile Danışmanı
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
aysegulozkonak@gmail.com
info@aysegulozkonak.com

İLETİŞİMİNİZ NASIL?

İLETİŞİMİNİZ NASIL?

İnsanlarla iletişiminiz nasıl?
a. Sık sık sorun yaşıyorum.
b. Zaman zaman yaşıyorum.
c. Hiç yaşamıyorum.

Test yapmamın amacını, yazının tamamını okuduğunuzda bulacaksınız.

Güzel memleketimin güzel insanlarının konuşmalarına çok tanık olmuşluğum var. Belli bir süre görüşmediği bir arkadaşıyla ya da bir komşusuyla karşılaştığında;
“Na’pıyon?”
Karşısındaki cevap verir.
“İyiyiz valla sen Na’pıyon?”

Sorduğu soru “ne yapıyorsun?” dur…
“nasılsın?” demiyor yani.
Aslında soru da, cevap da gerçekçi değildir. Sormak için sorulmuş, ya da cevap vermiş olmak için cevap verilmiştir.

Eğer iletişim sorunu varsa genellikle yapılan bir hata; bireylerin gerçek duygularını değil, genellikle düşüncelerini söylemelerinden;
anlamsız sorularından, kaçamak ya da anlamsız cevaplar vermelerinden kaynaklanır.

Birisine;
” Şu an ne hissediyorsun?”
Dediğimizde, cevap olarak örneğin;
” Çıldırmak üzereyim. Sanki her şey elimden kayıp gidiyor gibi. Hiçbir şey benim isteğim şekilde gitmiyor.” Diye cevap verir. Yani düşüncesini söyler.
Duygusunu değil.

Oysa duygusu büyük ihtimalle şöyledir.
” Kontrol elimden çıktığı için kaygılanıyorum. / Endişe duyuyorum. / İsteklerime kavuşamamaktan dolayı korku duyuyorum. ”

Bir başka örnek;
Bir erkek ya da kadın, eşine ya da çocuklarına çok para harcadığı için kızıyorsa;
“Amma da müsrifsin. Sen ailemizi batıracak mısın? Kastın bu mu?”
dediğini varsayalım. Karşıdakiler de suçlandıkları için kendini savunmaya geçecektir. Tartışmalar, kavgaya dönüşebilir. Onun yerine, kendi duygularına odaklanıp, esas duygusunu da ifade etse; ” canlarım, bu ayki harcamalarımız çok artmış. Aylık yetişmeyecek gibi; borçları ödeyememekten korkuyorum” dese; hem karşıdakileri suçlamamış, hem duygusunu ifade etmiş olacak. Hem aile birliktelikleri artacak, hem de kavga oluşmadan, kırılıp incinmeden, küsmeden bireysel harcamalarına daha dikkat edecekler.

Örnekleri artırabiliriz. Peki bu tutumları nereden öğrendik? Düşünsenize… Duygularımızı ifade etmemiz çocukken kim bilir kaç kez engellendi. Yasaklandı, ayıp karşılandı.
” Sen ablasın/ abisin sus.”
” Çok güldük ağlayacağız”
” Erkekler ağlamaz”
” Üzülecek ne var?”
” Koca adamsın/ koca kızsın”
” Üzüldüğünü kimseye belli etme. Dost var düşman var. ” Kan kus, kızılcık şerbeti içtim de”…Gibi, gibi.
Bize bunları öğretenler de, daha önceki atalarından öğrendiler. Belki ortak bilinçten, belki korku kültüründen, belki de kısa süreliğine soruna çözüm sağlamak istedikleri için böyle söylediler ya da davrandılar.
Biz de duygularımızı saklamayı öğrendik. O yüzdendir ki kurduğumuz cümleleri ya yanlış ya eksik kuruyoruz ya kendimizi karşımızdakine anlatamıyoruz veya anlayamıyoruz. Çatışmalar ve iletişimsizlik de işte tam buradan kaynaklanıyor.

Karşımızdaki kişiyle iletişimi güçlendirmek için doğru soru sorabilmeli ve doğru cevap verebilmeliyiz.
Doğru iletişimi sağlamak için, partnerimizin, evli isek eşimizin, varsa çocuğumuzun duygularını öğrenmemiz, duygularını ifade etmesine izin vermemiz; çatışma varsa, onun öncesinde de kendi duygularımızı hissetmemiz gerekir. Duygular bir enerjidir. Bedenimizde hareket halindedir. O duyguya odaklanıp, hissetmeye çalışabiliriz.
Öfkeliysek; ” şu an öfkeliyim. Sakin kafayla düşünmek istiyorum. Bunu ikimiz de sakinken daha sonra konuşalım.”
Diyebilmeliyiz.
Not : A ve B şıkkını cevapladıysanız, duygunuzu daha fazla ifade etmeyi deneyin.
C şıkkını cevapladıysanız, ya her şeye ‘evet’ diyorsunuz, ‘hayır’ diyemiyorsunuz, duygularınızdan, kendinizden kaçıyorsunuz; ya da iletişiminiz muhteşem.
Sizce hangisi?…

Duygularınızı doğru aktarabilmeniz dileğiyle. Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
05052509633
www.aysegulozkonak.com
aysegulozkonak@gmail.com
www.aysegulozkonak,com
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

SEVGİNİN ÖNEMİ

SEVGİNİN ÖNEMİ
Babandan almak istediğin kadar yeterli sevgiyi, güç ve güveni alamadığına inanıyorsan; ya kendinle ya da hayatındaki erkeklerle ilgili sorun yaşarsın.
Annenden ihtiyacın olan sevgi ve şefkati alamadığına inanıyorsan; ya kendinle ya da hayatına giren kadınlarla sorun yaşarsın. Çünkü bitirilmemiş ilişkiyi bilinçaltı tamamlamak ister. Evli ol ya da bekar ol fark etmez; sana yakınlık gösteren karşı cinse flörtöz davranıyorsan neden böyle davrandığını da anlamlandıramıyorsan, önce anne babanla ilişkine bak.
Geçmişe ait bu negatif duygular bitirildiğinde; ne kendinle, ne anne babanla, ne çevrendeki erkek ve kadınlarla yaşadığın; var olan, hissettiğin ama anlamlandıramadığın sorun da kalmaz.
Gününüz aydın olsun.
Ayşegül Özkonak

GERİ DÖNÜŞÜM ÖRNEĞİ

GERİ DÖNÜŞÜM ÖRNEĞİ

Dün bir danışanımla konuşurken çok mucizevi bir dönüt daha aldım.
Danışanım annesiyle hiç anlaşamıyordu. Ona büyük bir öfke duyuyordu. Bazı sorunları vardı. O sorunları daha önce çözmüştük. Artık anneyle çok güzel uzun uzun sohbetler ettiğini, bakış açısının tamamen değiştiğini, artık kendisini daha çok sevdiğini, daha mutlu olduğunu söylüyordu.
– Demek ki hocam, benim yaydığım frekans etrafıma da yansıyormuş .
-Aynen, yaydığımız frekans, çevrenizdekileri de etkiler. Demiştim.

Dün söylediği haber ise en güzeli.
Anne babasının da tartışmalı olduğunu biliyorduk. Babaanne ile anne de uzun zamandır küslermiş.
3 hafta önce aileye sevgi artırma bilinçaltı çalışması yapmıştım.
Danışanımla konuşuyoruz:
– Görüşmeyeli hayatında olumlu neler oldu? Diye sordum.
– Hocam babam ilk defa annemi yemeğe çıkardı. Araları düzeldi. Şimdi daha iyiler.
– Harika bir haber bu.
– Hocam daha iyi bir haberim var. Babaannem ile annemin arası da düzeldi. Şimdi birbirlerine selam gönderiyorlar.
– Ooo çok sevindim. Muhteşem bir haber bu.
– Çok teşekkür ederim hocam. Sizin sayenizde.
(Not: Biz sadece danışanla çalıştık. Yanımızda ne annesi, ne babası, ne babaannesi vardı.)
– Bilinçaltı dili bu kadar etkili işte.
Birilerinin hayatında olumlu değişim sağlayabilmek tarif edilemez bir duygu.

Ayşegül Özkonak

BABAYA ÖFKE

BABAYA ÖFKE
Babaya küfredecek derecede öfkeli; ayrılmış ebeveyn çocuğu olan danışanıma seanstan bir süre sonra soruyorum:
– Nasılsın?
– Daha iyiyim.
– Görüşmelerimizden bu yana, hayatında hangi olumlu gelişmeler oldu ?
– Çok şey değişti. En bariz olanı, babamla ilişkim düzeldi.
-Düzelme derken, nasıl bir düzelme oldu?
– Annemle boşandıktan sonra beni bir kere bile aramadı, babalık yapmadı. Yıllarca baba kelimesini bilmedim. Anlatmıştım size…Onunla ilk kez 22 yaşında karşılaşmıştım. Tıpkı bir yabancı gibi…
-Anlatmıştın evet.
-Aklıma her geldiğinde öfkeden çıldıracak gibi olurdum. Birilerinin yanında adı geçse, küfretmemek için kendimi zor tutardım. Sizle görüştükten sonra hiçbir sorun kalmadı. Hatta artık görüşüp sohbet edebiliyoruz. Ben onu, o beni tanımaya çalışıyor.
-Harika bir gelişme bu. 😊
– Onu affettikten sonra sanki sırtımdan büyük bir yük kalktı. Yıllarca boşuna öfkelenmişim. Kendi hayatımı mahvetmişim. Artık daha sakinim. Eşime karşı da, çocuklara karşı da… Çok teşekkür ederim. Sizi tanımak hayatımda bir milad oldu.

Eşinizden boşansanız bile evladınızla etkili iletişimi sürdürmeniz; onun zihninde, hayata güvenebileceği duygusu oluşturur. Sarsıntı yaşasa bile olayı daha çabuk kabullenir.
Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak

RUH EŞİMİ ARIYORUM

RUH EŞİMİ ARIYORUM
Ruh eşini arayıp bulamayanların, ortak duygusu…

“38 yaşıma geldim. Bu zamana kadar hiç flörtüm olmadı. Ailem ve çevremdeki herkes evlenmem için baskı yaptı. “Hadi ne zaman evleneceksin? Tohuma mı kaçacaksın?
Seni falancayla tanıştıralım. Evlilikte keramet vardır.
Başta sevmesen de zamanla alışırsın… ”
Ben her söze kulak tıkadım. Dış görünüş olarak fena da değilim, idare ederim diyordum.
Ta ki, geçenlerde arkadaşımın bebeği bana” teyze” diyene kadar.
Eve geldim. Ağlamaya başladım. Ama nasıl ağlamak? Hem de hüngür hüngür…
Ağlamam kesildiğinde şunu farkettim. Aslında şimdiye kadar tüm sorunlarımın üstünü örttüğümü ve karşı cinsten sürekli kaçtığımı…
Beni ne geri çekiyor? Hayatımda her şeye sahip oldum. Ama şimdi nedense yalnız olduğumu hissediyorum. Tüm arkadaşlarım evlendi, çocuk sahibi oldu. Onlarla ortak noktamız da kalmadı.
Annemi de kaybedersem, tamamen yalnız kalacağım.
Bir de şunu fark ettim. Ben hiç istenmemişim…”

Eğer anne/ baba, bebeğini illa erkek(kız) bebek olsun demişse,
Doğması istenmemişse,
Taciz/tecavüz yaşanmışsa,
Anne baba sürekli çatışmalıysa,
Cinsiyetini kabul etmiyor, reddediyorsa,
Kendini sevmeye ve sevilmeye layık görmüyorsa,
İstenilmediği inancı varsa,
Kabul edilmediği inancı varsa,
Değerli olmadığı inancı varsa,
Cinsel birlikteliğin pis, kötü, iğrenç olduğu kodu varsa,
Evliliğin çok zor olduğu inancı varsa,
Evliliğin özgürlüğü kısıtlayacağı inancı varsa,
Evlilik hamallık inancı varsa,
Evlilik sorunlar demek inancı varsa,
Bekarlık sultanlıktır inancı varsa,
Annesi evlilikte ezilen birey olmuşsa,
İyi birini asla bulamam inancı varsa,
Evlilik sorumluluğunu alamam inancı varsa,
vb. kişi evlilik ve ruh eşini bulmakta sorun yaşar.
Olumsuz duygular çıkartılıp, sorunlar bitirildiğinde; ruh eşi de kolay gelir. Sevgiyle kalın. 😊 Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

Page 2 of 7

Ayşegül Özkonak