ÖFKE DUYDUĞUN İNSANI (kadını/erkeği) YENİDEN SEVEBİLİR MİSİN?
Öfke duyduğun insanın bırak yüzünü görmeye; adını duymaya, onunla bağlantılı olan hiçbir şeye, hiçbir eşyaya bile tahammül edemezsin.
“O insanı affet” deseler; sen de affetmen gerektiğini bilsen bile, hemen ve kolayca affedemezsin.
Affedebilmen için önce öfke duygundan özgürleşmeli; sırtında, bedeninde, ruhunda, zihninde taşıdığın o yükten kurtulmalısın.
Öfke tek başına bir duygu değildir. Aslında,; öfkenin altında yatan duygular öfkeye neden olur. İşte bu duygulardan da özgürleşmelisin. Bu duygular; aldatılmak, ikinci plana atılmak, reddedilmek, enayi yerine kullanılmak, değersizleştirilmek, yetersiz hissettirilmek, terk edilmek, istenmemek, önemsenmemek, çaresizlik, gibi gibi…
Yaşamının herhangi bir döneminde; başka birileri, başka olaylar ya da durumlar, sana bu duyguları daha önceden yaşatmış da olabilir. Zihninde açılmış bir dosya, bilinçaltında buna benzer başka bir dosyayı da açabilir.
İşte bu duygular ve öfke duygun çıktıktan sonra, artık rahatlıkla ve kolaylıkla affa geçebilirsin. Affa geçtiğinde, gönlün yumuşar.
Gönlün yumuşadığında; eğer istersen, (sana yaşattıklarına bağlı, kabul edip etmemek sana kalmış ) SEVGİYİ ARTIRMA TEKNİĞİ ile, bilinçli bir şekilde ona karşı artırmak istediğin sevgini artırabilirsin.
Başlangıçta öfke duyduğun insanın adını dahi duymak istemezken; artık her şeyi sana güzel gelmeye başlar. Yüreğinde iyice artan sevgi, bedenine, oradan çevrene frekans olarak yayılır. Alanına dalga dalga yayılan bu frekans, beraberinde birlikte yaşadığın insanla beraberce mutluluğu getirir. O mutluluğu yaşarken, en önemlisi artık sen; o değersizlik, yetersizlik, sevilmeyen, istenmeyen, reddedilme duygusundan kıvranan sen değilsindir. Olması gereken sensindir. Sevgiyle kal. 😊
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı
Category: Evlilik ve Aile (Page 4 of 7)
KONTROLCÜLÜK
Bir ilişkide ya da evlilikte denge varsa; o ilişkide (/evlilikte) huzur ve mutluluk da vardır.
Mutluluğun ve huzurun oluşmasına engel olan ve dengeyi bozan unsurlardan biri ise; çiftlerden birinin ya da ikisinin kontrolcü olmasıdır.
Kadınına ya da erkeğine baskı uygulamak, sürekli kontrol etmek, eleştirel ebeveyn konumunda olmak, kontrol edilen eşte; kapana kısılmışlık duygusu oluşturur.
Davranışları kontrol edilen eş; özellikle kişilik olarak neşeli, güleryüzlü, enerjik, sosyalse ve müdahaleci eş ona;
– Sağına bakma!
– Soluna bakma!
– Kimle konuştun!
– Gevşeme, yılışma! Ciddi ol!
– Kimle görüştün, kimdi arayan?
– Nereye gidiyorsun? Kimle görüşeceksin?
– Orada ne işin var?
– Öyle yapma, böyle yap!
– Onu giyme, şunu giy.
– Onu alma, bunu al!
Gibi kısıtlamalarla davranışlarına müdahale ediyorsa; kişi kendi gibi olamaz, arafta kalır ve kafese kapatılmış kuş misali
mutsuz olur. Cıvıltısı kesilir. Çünkü özgür değildir.
Onun mutsuz olması; ne yazık ki müdahaleci eşi de mutsuz eder.
Eğer sizin de ilişkinizde ya da evliliğinizde buna benzer bir sorun varsa; kendinize uzaktan bakın ve aşağıdaki soruları cevaplayın.
1. Onu kontrol etmenizin nedeni ne?
2. Baskı uygulamanızın nedeni ne?
3. Eleştirel ebeveyn konumunda olmasanız en kötü ne olur?
Kontrol etme nedeniniz onunla ilgiliyse (ki aldatma eğilimi varsa), ya da kontrol etme isteği sadece sizinle alakalıysa ( aldatma olayı yok ama siz aşırı kıskançsanız, kaybetme korkunuz, aldatılma korkunuz; ya da herkesi, herşeyi kontrol etmek gibi bazı takıntılarınız varsa); ve şimdiye dek bir yardım almadan sorunu çözmeye çalıştınız ama başaramadıysanız; mutluluğu ve huzuru yeniden kazanabilmek için mutlaka bir uzmandan destek almalısınız.
Sevgiyle kalın… 😊
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı
İLİŞKİ SORUNU YAŞIYOR MUSUN?
İlişki sorunu yaşıyorsan, hele de;
“Benimle geçinemeyen, kimseyle geçinemez” inancın varsa dur ve tekrar düşün.
Şunu bil ki; hiçbir sorun tek taraflı olmaz. Papağan niye altın kafeste?…
O çok sevdiği, beğendiği tüyleri yüzünden değil mi?
Senin de iletişimini kısıtlayan şey; o çok sevdiğin, övündüğün özelliklerin olabilir mi?
“Ben şöyle güzelim, böyle yetenekliyim, şöyle temiz ve titizim, böyle düzenliyim, şöyle uyumluyum. Ben böyle kazanıyorum. Ben dört dörtlük bir insanım. Herkesle iyi geçinirim. Bir tek seninle geçinemiyoruz! …
Ben… ben… ben… ”
Egon devrede. Farkında mısın?…
Farkında mısın karşındakini bu düşünce ve sözlerinle önemsizleştirdiğinin?
Kendinden uzaklaştırdığının? Uzaklaştığının?…
Sevgiyle kal.
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
İLİŞKİDE GELİŞİM
Sevdiğin ve aynı zamanda bazı davranışlarını tasvip etmediğin insana öyle bir davran ki; senin yanında, hiç olmadığı kadar iyi hissetsin kendini.
Olduğu gibi değil, olmasını istediğin gibi davran ona.
Güzel özelliklerinden söz et ki, senin tarafından önemsendiğini fark etsin. (Ama abartmadan). 😊
Kabul gördüğünü hissetsin.
Not: Manipüleden bahsetmiyorum.
Aslında onun iyi bir insan olduğunu düşünerek hareket et. Aksi halde manipüle etmen, hemen hissedilir. Yapmacıklıktan ve samimiyetsizlikten uzak dur.
Sen; düşünce ve davranış olarak, kendine ve ona karşı dürüst ol yeter.
Senin gözündeki değerini yitirmemek için zaten başka türlü davranamaz.
Böylece, onun özündeki güzelliği açığa çıkarmış olacaksın.
Sevgiyle kal… 😊
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim ve Sosyal İletişim Danışmanı
İLİŞKİDE DENGE
Eğer ilişkinizde siz sürekli veren; karşınızdaki kişi ise sürekli alan konumundaysa, ilişkiniz ebeveyn- çocuk ilişkisine dönüşmüştür.
İlişkinizin dengeye gelmesi için roller; ebeveyn – çocuk ilişkisinden çıkmalı, olması gereken konumda olmalı… 😊
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim ve Sosyal İletişim Danışmanı
BAĞIMLI ÇOCUĞA MI SAHİPSİNİZ?
Bağımlı olan bireylerin ebeveynlerinin davranışları inceleniyor. Çocuklarına şu şekilde davrandıkları tesbit ediliyor:
1. Sınırsız özgürlük tanımak.
2. Çocuğun her istediğini yapmak.
3. Çocuğunu suçlu hissettirmek. Ceza vermek.
4. Çocuğun değil, ebeveyn olarak kendi seçimlerini dayatmak.
5. Çocuğunun öfkesini ifade etmesine fırsat tanımamak.
6. Çocuğun olur olmaz her işine karışmak.
7. Onu sürekli kontrol etmek.Baskıcı davranmak. Aşırı disiplinli olmak.
8. Sürekli dırdır etmek.
9. Sürekli eleştirmek, yargılamak, kınamak.
10. Reddetmek, varlığına tahammül edememek. (sevilmediğini, istenmediğini hissettirmek)
11. Çocuğu umursamamak.
12. Onunla diyalog kurmamak. Sohbet etmemek, paylaşmamak.
13. Değersiz, yetersiz, beceriksiz hissettirmek.
14. Sorumluluk vermemek.
15. Güvenmemek.
16.Tutarsız davranmak. Anne baba arasında tutarsızlık olması.
Şimdi kendi davranışlarımızı uzaktan inceleyelim. Bizler çocuklarımıza nasıl davranıyoruz?
Sevgiyle kalın. 😊
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı
SEVGİ AYRIMI NERDE BAŞLAR?
Aranızda baba tarafına ya da anne tarafına benzediği için ailede sevilmeyen ya da kardeşlerine göre daha az sevilen var mı?…Varsa burda neler hissediyors(d)unuz?
Reddedilmek, kabul edilmemek, sevilmemek, istenmemek, dışlanmak, öfke, yalnızlık, itilmişlik, kıskançlık, beğenilmemek?…
Şimdi varsa eğer, kendi çocuklarınızı düşünün; kayınvalide, kayınpeder, görümce, kayınınıza benzediği için daha az sevdiğiniz çocuğunuz var mı?…
Bu çocuğunuzun davranışlarını izleyin.
Mutsuz mu?
Onunla iletişim sorunu yaşıyor musunuz?
İdrar ve dışkılama sorunları var mı?
Tırnaklarını kemiriyor mu?
Agresif mi?
Bağımlılıkları var mı? ( internet, cep telefonu, sigara, alkol, vb.)
İçe kapanık mı?
Sizinle sürekli çatışma halinde mi?
Sürekli uyumak istiyor mu?
Depresyonda mı?
Başarısız mı?
Okulu bitirsin ya da bitirmesin, davranışları sizi bir şekilde rahatsız etmeye devam ediyor mu?
Bu konuda bir uzmandan yardım aldığınızda; eşinize, onun ailesine ya da kendi tarafınızdaki aile bireylerine duyduğunuz öfke, kin, nefret gibi duygular bitecek;
hem eşinizle, hem onun ailesiyle, hem kendinizle, hem çocuğunuzla iletişimimiz düzelecektir.
Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak
EVLİLİK NE AMAÇLA YAPILMALI?
Sizce evlilik ne amaçla yapılmalı?
Para, mal, mülk, güzellik/ yakışıklılık, şan, şöhret, kariyer, mevki, aşk, sevgi, yalnız kalmamak?…
Hangi faktör daha etkili?
Evlilik yaparken, karşıdaki partnerin hangi özelliğine dikkat etmeli?
Birisiyle ilk karşılaştığımızda blinçaltımızdan bize sinyaller gelir. Sezgiler yanlış yolda olduğumuzu hissettirir. Ama o sesi ve sinyalleri susturur gözümüzü kaparsak, etkisini artıran daha yüksek bir uyaranla uyanırız.
Karşıdaki insan, beden diliyle, söz, tavır ve davranışlarıyla bize zarar vereceğini az çok belli eder.
Saflık derecesinde iyi niyetle devam eden ilişki; sırasında ve sonrasında bir öğreti almamıza neden olur. Ama küçük ya da büyük kayıplar yaşatarak tabi ki…
İkili ilişkilerde ilk etki, ilişkinin devamı ya da bitirilmesinde büyük önem taşır. İlk karşılaştığımızda kendimizi daha enerjik hissediyorsak, konuşmamız daha akıcı, cıvıl cıvılsak, olduğumuz gibiysek, maske takmaya gerek duymuyorsak, dal dal açılıyorsak, hatta sanki yıllardır tanıyor gibi bir hisse kapıldıysak, karşımızdaki kişi tarafından kabul görmüşüzdür. Kendimizi güvende hissetmişizdir. Kalbinizi, gönlümüzü açabiliriz.
Ama ilk karşılaşmada, negatif, tanımlayamadığımız bir duyguya kapıldıysak, söylemek istediğimiz sözler boğazımızda düğüm oluşturduysa, bir bakışla, sözle, davranış ve tavırlarla; eleştirildiğimiz, yargılandığımız, kınandığımız, suçlandığımız hissettiriliyorsa, onun yanında kendimizi değersiz, yetersiz, özgüvensiz hissediyorsak, içe kapanmaya başladıysak, sessizleştiysek, kendimiz olamıyorsak, kabul edilmediğimizi hissediyorsak, iç sesimizi dinlemeli; o kişiden uzaklaşmalıyız.
Yalnız kalmamak için değil; hayatı paylaşmak için, gelecekteki çocuklarımızın anne/ babası olmaya layık olabilecek vasıflarda olduğu için, güven duyduğumuz için, huzur bulduğumuz için, onu görünce mutlu olduğumuz için, onunla her konuda rahatlıkla bitmeyen sohbetler edebildiğimiz için, sevgiyi taaa iliklerimizde hissedebildiğimiz için, bir gün değil, bir ömür geçirebilecek olduğumuza inandığımız için, geleceğe aynı pencereden bakabildiğimiz için, sevgili, saygılı, merhametli, vicdanlı, iyi ahlâklı olduğu için, kendimizi olduğu gibi kabul ettiği için, fikirlerimize saygı duyduğu için, onu olduğu gibi kabul ederek, mutluluğu ve huzuru beraberce, elele yakalayabilmek için, doğru kişi, doğru eş olduğu için ve en önemlisi, doğru zamanda doğru karar vererek evlenmek en doğrusudur.
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı
Orası buradan daha güzel değil.
Özünde mutsuz olan, nereye giderse gitsin hep mutsuz olur.
Başkasının hayatı ile kendi hayatını kıyasladığın sürece hep mutsuz olacaksın.
Orası buradan daha güzel değil.
Senin elinde neler var?
Elindekilerle neler yapabilirsin?
Ne yaparsan mutlu olabilirsin?
Hayatını nasıl güzelleştirebilirsin?
Kendi hayatına, seninle yaşayanlara nasıl bir katkıda bulunabilirsin?
Bunları sor kendine.
Cevaplar nasılsa gelecektir.
Sevgiyle kal. 🙂 Ayşegül Özkonak Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı
SEVGİN BİTTİ Mİ?
O erkeğin/ kadının kendine eş olmasını sen seçtin. Karar verdiğin dönemde sana en uygun aday oydu. Ona karşı az ya da çok bir sevgi duyuyordun. Şimdi değişen ne?
Yaşadığın olumsuzluklar, çelişkiler, kırgınlıklar, kızgınlıklar, zihin okumalar, içsel ( ve başkalarına olumsuz özelliklerini anlatarak dışsal) konuşmalarla, kendi kendini doldurmalarla, ona olan sevgini azaltıyorsun.
” Değişen ne oldu bilmiyorum. Ona karşı sevgim bitti sanki. Ayrılmayı düşünüyorum. Ayrılıp ayrılmamakta kararsızım… Çelişki içindeyim ” diye birilerine dert yandığında, seni onaylayanlara ve ” istemiyorsan ayrıl, boşan” diyenlere kulaklarını kapa. Hatta onlara dert yanmaktan vazgeç.
Birine duyduğun sevgi azaltılabilir de, çoğaltılabilir de. Bu senin elinde.
Dikkat et. Sevgiyi, aşkı yeniden kazanmak yine yeniden senin elinde, bu mümkün ve kolay.
Sevgiyle kal.
Ayşegül Özkonak Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı