Ayşegül Özkonak

Sosyolog ve Aile Danışmanı

Category: Anne-Baba-Çocuk (Page 2 of 4)

ERGENLİK ÇAĞINDAKİ ÇOCUĞUM BENİMLE KONUŞMUYOR

ERGENLİK ÇAĞINDAKİ ÇOCUĞUM BENİMLE KONUŞMUYOR
Ergenlik çağındaki bir çocuğun içe kapanık olmasının pek çok nedeni vardır.
Bunlardan en önemlisi; eğer ergen anne babayla konuşmaktan kaçınıyor, kısa cevaplar veriyor, soruları geçiştiriyor, sır saklıyorsa; ebeveynine güven duymuyordur.
Anlık ya da geçmişte yaşadıklarını, duygularını, fikirlerini paylaşacağı zaman, ağzını her açtığında susturulan, eleştirilen, yargılanan, suçlanan, değiştirilmeye çalışılan, onaylanılmayan, anne baba tarafından dinleniyor görünüp, dinlenilmeyen, sürekli kontrol altında tutulan, gereksiz baskı uygulanan, yönlendirilmeye çalışılan, olduğu gibi kabul edilmeyen ergen; sır saklar, ebeveyniyle kendi arasına duvar örer.
Onunla arkadaş değil, DOST EBEVEYN olmak çözüm sağlar.
Sevgiyle kalın.

Ayşegül Özkonak

Aile Danışmanı
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
aysegulozkonak@gmail.com
info@aysegulozkonak.com

GERİ DÖNÜŞÜM ÖRNEĞİ

GERİ DÖNÜŞÜM ÖRNEĞİ

Dün bir danışanımla konuşurken çok mucizevi bir dönüt daha aldım.
Danışanım annesiyle hiç anlaşamıyordu. Ona büyük bir öfke duyuyordu. Bazı sorunları vardı. O sorunları daha önce çözmüştük. Artık anneyle çok güzel uzun uzun sohbetler ettiğini, bakış açısının tamamen değiştiğini, artık kendisini daha çok sevdiğini, daha mutlu olduğunu söylüyordu.
– Demek ki hocam, benim yaydığım frekans etrafıma da yansıyormuş .
-Aynen, yaydığımız frekans, çevrenizdekileri de etkiler. Demiştim.

Dün söylediği haber ise en güzeli.
Anne babasının da tartışmalı olduğunu biliyorduk. Babaanne ile anne de uzun zamandır küslermiş.
3 hafta önce aileye sevgi artırma bilinçaltı çalışması yapmıştım.
Danışanımla konuşuyoruz:
– Görüşmeyeli hayatında olumlu neler oldu? Diye sordum.
– Hocam babam ilk defa annemi yemeğe çıkardı. Araları düzeldi. Şimdi daha iyiler.
– Harika bir haber bu.
– Hocam daha iyi bir haberim var. Babaannem ile annemin arası da düzeldi. Şimdi birbirlerine selam gönderiyorlar.
– Ooo çok sevindim. Muhteşem bir haber bu.
– Çok teşekkür ederim hocam. Sizin sayenizde.
(Not: Biz sadece danışanla çalıştık. Yanımızda ne annesi, ne babası, ne babaannesi vardı.)
– Bilinçaltı dili bu kadar etkili işte.
Birilerinin hayatında olumlu değişim sağlayabilmek tarif edilemez bir duygu.

Ayşegül Özkonak

BAĞIMLI ÇOCUĞA MI SAHİPSİNİZ?

BAĞIMLI ÇOCUĞA MI SAHİPSİNİZ?

Bağımlı olan bireylerin ebeveynlerinin davranışları inceleniyor. Çocuklarına şu şekilde davrandıkları tesbit ediliyor:
1. Sınırsız özgürlük tanımak.
2. Çocuğun her istediğini yapmak.
3. Çocuğunu suçlu hissettirmek. Ceza vermek.
4. Çocuğun değil, ebeveyn olarak kendi seçimlerini dayatmak.
5. Çocuğunun öfkesini ifade etmesine fırsat tanımamak.
6. Çocuğun olur olmaz her işine karışmak.
7. Onu sürekli kontrol etmek.Baskıcı davranmak. Aşırı disiplinli olmak.
8. Sürekli dırdır etmek.
9. Sürekli eleştirmek, yargılamak, kınamak.
10. Reddetmek, varlığına tahammül edememek. (sevilmediğini, istenmediğini hissettirmek)
11. Çocuğu umursamamak.
12. Onunla diyalog kurmamak. Sohbet etmemek, paylaşmamak.
13. Değersiz, yetersiz, beceriksiz hissettirmek.
14. Sorumluluk vermemek.
15. Güvenmemek.
16.Tutarsız davranmak. Anne baba arasında tutarsızlık olması.

Şimdi kendi davranışlarımızı uzaktan inceleyelim. Bizler çocuklarımıza nasıl davranıyoruz?
Sevgiyle kalın. 😊
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

ÇOCUĞUNU TANIYAMIYOR MUSUN?

ÇOCUĞUNU TANIYAMIYOR MUSUN?

Eşinle tartıştığında ya da boşanma noktasındayken; çocuğun seni desteklesin, sana hak versin istersin. Çocuğuna babasını/ annesini şikayet edersin ya da kötülersin.
“Asla kötülemiyorum” desen bile bir arkadaşına, yakınına dert yanarken çocuğun senin tüm beden dilini okur ve sözlerini takip eder.
Anne/ babasını her kötülemende çocuğunun ruhundan sevgi tuğlası azalır. Öfke tuğlası artar. Ve öyle bir an gelir ki; hiç beklemediğin bir anda sana da sıkıntı yaratacak sözler eder. Tavır ve davranışlar gösterir. Önceden beri birikmiş öfke, sevgisizlik tuğlaları, ince ince işlenen kötüleme sözleri öyle bir şeydir ki, bumerang gibi sana geri döner.
Eğer böyle bir durumla karşı karşıyaysan, çocuğunun öfkesini kontrol edebilmesi, en aza indirebilmesi, boşanma travmasını kolayca atlatabilmesi açısından inandığın, güvendiğin bir uzmandan destek alabilirsin.
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

ANNE OLABİLMEK

ANNE OLABİLMEK
Tüm denemelere rağmen anne olamayan kadının kök inançlarına ve duygularına bakılması gerekir. Eşine karşı öfke, kin, nefret duygusuyla kaplı olan anne adayının bedeni; bebeği reddeder.
Kök inançlar da, bebeğin anne rahminde tutunmasına engel olur.
Olumsuz inançlar şunlar:
1. Ben doğurmaktan korkuyorum.
2. Bedenimin genişlemesinden, kilo almaktan korkuyorum.
3. Kilo alınca eşim beni sevmezse?
4. Bebek, işimde kariyerimde ayak bağı olur .
6. Bu adama çocuk mu doğurulur?
7. Bu dünyaya çocuk mu getirilir?
8. Hayat güvenli değil. Ben güvende değilim.
9. Çocuk bakamamam. Çocuk yetiştiremem.
10. İyi anne olamam.
11. Eşimi sevmiyorum.
12. Çocuk doğurursam rahatım bozulur.
13. Çocuk yüktür.
14. Anne olmak zordur.
15. Kadın olmak zordur.

Anne olmak istiyorsa, hem bu kök inançların hem de eşine ya da geçmişindeki başka birilerine hissettiği o öfke, kin nefret duygusunun çıkarılması, bedeninin huzurla ve sükunla kaplı olması; bedeninin bebeği kabul eder hale gelmesi gerekir.
Ayşegül Özkonak

KURBAN OLMA, KURBAN ETME PSİKOLOJİSİ

KURBAN OLMA, KURBAN ETME PSİKOLOJİSİ
Anne ya da baba, yaşadığı mutlulukları değil; geçmişte yaşadığı yoksullukları, travmaları, üzüntüleri, aldatılmışlıkları, cefaları, (hayatta tek acı çeken oymuş gibi) sürekli dile getirdikçe çocuğu; onların mutluluğuna katkıda bulunabilmek için rolleri değişir. Çocukluktan çıkar, onların ebeveyni(ana-babası) rolüne girer. Anne babasının hayatı; eskiye göre bolluk bereket dolu, daha refah olsa bile aldığı rol değişmez. Çocuk anne babasının huzur ve mutluluğundan kendini sorumlu tutar. Hele de küçükken onlardan yeterli sevgiyi, ilgiyi alamadığını hissediyorsa… Çocuk bir yetişkin olup evlense bile; kendi hayatını ve çekirdek ailesini yok sayar. Hayatını erteler; dolayısıyla, eşi ve çocuklarına da yetemez. Tüm kanallarını anne ya da babanın mutluluğuna açmıştır. Odak noktası onlar olmuştur. Çocuğun amacı, anne babanın üzülmesine son vermektir. Ama anne baba ne yazık ki tatmin olmaz. Neden? Çünkü, ikincil kazanç vardır. Evladı her şekilde nasıl olsa, ona ilgi gösteriyordur. Ebeveyn bencil olduğunun, evladına ve onun ailesine zarar verdiğinin farkında olmaz. Ortada bağlılık değil, bağımlılık vardır. Anne ve/veya baba, kurban psikolojisindedir. Çocuk da onlara kurban olmuştur.
Böyle bir ebeveyne sahipseniz; bilmelisiniz ki, kendisinden daha sıkıntılı hayatları olanları göstermeye, dolayısıyla kendi kazançlarını fark ettirmeye çalışsanız da, yaptığınız her söz boşa gider.
Önce kendinize dönün. Bu ebeveyn size ne öğretiyor?
1. Artık kendinize önem vermeniz gerektiğini öğretiyor olabilir mi?
2. Sizin de bir hayatınız, bir aileniz olduğunu bilmeniz ve ona bildirmeniz gerektiğini öğretiyor olabilir mi?
3. Ebeveyn değil, evlat olduğunuzu; şimdiye kadar yaşadığı her ne varsa, onun kendi öğretisi(imtihanı) olduğunu öğretiyor olabilir mi?
4. Yeri geldiğinde ‘hayır’ demeyi bilmeniz gerektiğini öğretiyor olabilir mi?
5. Ebeveynin yanında ihtiyacı olduğunda, gerektiğinde ve gerektiği kadar olmanız gerektiğini öğretiyor olabilir mi?

Not: Evlatlık görevini fazlasıyla yerine getirdiğiniz halde, yine de sanki eksik kaldığınızı hissediyor, yetemediğinizi düşünüp bir vicdan azabı duyuyorsanız; inançlarınızı tekrar gözden geçirmeli, gerektiğinde bir yardım almalısınız..
Sevgiyle kalın. 😊
Ayşegül Özkonak

Aile Danışmanı

KONTROLCÜLÜK

KONTROLCÜLÜK
Bir ilişkide ya da evlilikte denge varsa; o ilişkide (/evlilikte) huzur ve mutluluk da vardır.
Mutluluğun ve huzurun oluşmasına engel olan ve dengeyi bozan unsurlardan biri ise; çiftlerden birinin ya da ikisinin kontrolcü olmasıdır.
Kadınına ya da erkeğine baskı uygulamak, sürekli kontrol etmek, eleştirel ebeveyn konumunda olmak, kontrol edilen eşte; kapana kısılmışlık duygusu oluşturur.
Davranışları kontrol edilen eş; özellikle kişilik olarak neşeli, güleryüzlü, enerjik, sosyalse ve müdahaleci eş ona;
– Sağına bakma!
– Soluna bakma!
– Kimle konuştun!
– Gevşeme, yılışma! Ciddi ol!
– Kimle görüştün, kimdi arayan?
– Nereye gidiyorsun? Kimle görüşeceksin?
– Orada ne işin var?
– Öyle yapma, böyle yap!
– Onu giyme, şunu giy.
– Onu alma, bunu al!
Gibi kısıtlamalarla davranışlarına müdahale ediyorsa; kişi kendi gibi olamaz, arafta kalır ve kafese kapatılmış kuş misali
mutsuz olur. Cıvıltısı kesilir. Çünkü özgür değildir.
Onun mutsuz olması; ne yazık ki müdahaleci eşi de mutsuz eder.

Eğer sizin de ilişkinizde ya da evliliğinizde buna benzer bir sorun varsa; kendinize uzaktan bakın ve aşağıdaki soruları cevaplayın.
1. Onu kontrol etmenizin nedeni ne?
2. Baskı uygulamanızın nedeni ne?
3. Eleştirel ebeveyn konumunda olmasanız en kötü ne olur?
Kontrol etme nedeniniz onunla ilgiliyse (ki aldatma eğilimi varsa), ya da kontrol etme isteği sadece sizinle alakalıysa ( aldatma olayı yok ama siz aşırı kıskançsanız, kaybetme korkunuz, aldatılma korkunuz; ya da herkesi, herşeyi kontrol etmek gibi bazı takıntılarınız varsa); ve şimdiye dek bir yardım almadan sorunu çözmeye çalıştınız ama başaramadıysanız; mutluluğu ve huzuru yeniden kazanabilmek için mutlaka bir uzmandan destek almalısınız.
Sevgiyle kalın… 😊
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

ÇOCUĞUMDA SORUN VAR

ÇOCUĞUMDA SORUN VAR

Araştırmalara göre, baskıcı anne babaların çocukları özgüvensiz, takıntılı, dikkat dağınıklığına sahip çocuklar olmaktadır. Bu çocuklar ergenlikte de, yetişkinlikte de sosyal iletişim konusunda sıkıntı yaşayabilmekteler.
Aynı şekilde fazla korunan çocuklar da özgüven sorunu yaşamaktadır. Dr.Robert Rosental’ın 400 çocuk üzerinde yaptığı araştırmaya göre sürekli korku ve özgüven sorunu yaşayan çocukların IQ ‘ları (zeka seviyeleri ) da düşmektedir.

Sevgili anne babalar; eğer çocuğumuzun toplumunda belli bir yeri olan, iki ayakları üzerinde durabilen, saygın kişiliğe sahip bir birey olarak hayatına devam etmesini istiyorsak;
1. Onlara özsaygı, özgüven, özbenliklerini kazanmalarında yardımcı olalım.
2. Onları dinleyelim.
3. Aşırıya kaçmadan sevgi ve ilgi verelim.
4. İhtiyacı olduğunda destek olalım.
5. Ona güvenelim.
6. Bir birey olduklarını aklımızda tutarak saygı gösterelim.
7. Çocuk merkezli aile olmaktan da uzak duralım.
8. Kararında tatlı bir disiplin verelim.
9. Anne ya da babasını kötülemekten de uzak duralım. (Aksi halde güvensiz olur. )
10. Aşırı serbest bırakmaktan, aşırı disiplinden, aşırı kontrolcülükten, yönetmekten uzak duralım.
11. Sorumluluk verip, takibini yapalım ki kendisine güveni artsın.
12. Ona karşı bağımlılıktan uzak duralım ki, kimseye bağımlı olmasın.

Sevgiyle kalın 🙂
Ayşegül Özkonak Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

ÇOCUKTA BAŞARI İÇİN

ÇOCUKTA BAŞARI İÇİN
Bugün bir anneyle tanıştım. Çocuğunun başarısızlığı ile ilgili kaygısı öyle çoktu ki, ” Oğlumun başarısını istiyorum”
derken, konuşmalarından ve ses tonundan o isteği, arzusu, heyecanı hemen hissediliyordu. Biraz daha konuşunca çocuğun genetik annesi olmadığını, hatta babasının ikinci eşi olduğunu anladım. İçtenlikle, samimiyetle konuşan, yüreği sevgi dolu bu güzel anneyi yürekten kutluyorum. 😊

Çocukta başarı için;
1. Çocuğun kişilik rengini bilmek,
2. Hangi motivasyona sahip olduğunu bilmek,
3. Temsil sistemlerini bilmek,
4. Metaprogramları bilmek,
5. Hangi çoklu zekaya sahip olduğunu bilmek,
6. Hedefini, değerlerini bilmek,
7. Nelerden zevk aldığını, hoşlandığını, umutlarını, hayallerini bilmek,
8. Sevgi Dillerini bilmek,
9. İlgi odaklarının neler olduğunu bilmek,
10. Sorunlarını ve çözüm yollarını bilmek,
11. Alışkanlıklarını bilmek,
12. (Boşanmış bile olsa) Anne – baba – çocuk ilişkisini, iletişimini, çocuğa nasıl davrandıklarını bilmek, o doğrultuda da başarısı için çocuğa destek olmak gerekir.

Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

HANGİ DAVRANIŞLARIMIZ ÇOCUĞA ŞİDDET SAYILIR? KÜSMEK ŞİDDET MİDİR? ÇÖZÜM NEDİR?

HANGİ DAVRANIŞLARIMIZ ÇOCUĞA ŞİDDET SAYILIR? KÜSMEK ŞİDDET MİDİR? ÇÖZÜM NEDİR?

Bazı anne babalardan duyarsınız: “Ben çocuklarımı büyütürken bir fiske bile vurmadım! ”
Böyle konuşan ebeveynlerin çocuklarıyla konuşulduğunda (derine inildiğinde) ise, istemeden de olsa; psikolojik şiddet uygulayarak gönüllerinde onarılmaz yaralar açmış olabildikleri fark ediliyor. Peki ama nasıl?

ÇOCUĞA ŞİDDET ÇEŞİTLERİ NELER?

1.Yok saymak, küsmek, reddetmek, terketmek, önemsememek; duygusal ve psikolojik şiddettir.
Bir anne ya da babanın; çocuğunun yaptığı küçük bir hatayı, onu terbiye etmek amacıyla affetmeyip, küsme davranışı göstermesi de; büyüyüp yetişkin bir birey olduğunda yaptığı bir hatadan dolayı, kendi evine gelmesine izin vermemesi de PSİKOLOJİK BİR ŞİDDETTİR.
Küsmek; çocuğu olduğu gibi kabul etmemek, reddetmek, terketmekle eşdeğerdir. Bu da çocuğun ruhsal anlamda yara almasına neden olur. Çocuğun algısı değişir; anne baba tarafından istenmeyeceği, sevilmeyeceği inancına kapılmasına neden olur.

2. Ebeveynin çocuğunu ekonomik gelirden mahrum bırakması, bir yetişkin olduğunda da kazancını elinden alması, aşırı harcama olmadığı halde cimriliğe varan kısıtlamalar getirmesi EKONOMİK ŞİDDETTİR.

3. Çocuğunun teyzesine, halasına, babaannesine, anneannesine gitmesine engel olması, onlarla iletişimini engellemesi, eğer anne – baba boşanmışsa; annenin evine ya da babanın evine gitmesini yasaklaması; ya da sokağa çıkmasını yasaklaması,
sosyalleşmesini engellemesi, SOSYO KÜLTÜREL ŞİDDETTİR.

4. Hakaret ve küfür etmek;
kişiliğiyle, fiziksel bedeniyle;
öğrenciyse zekasıyla, başarısıyla; yetişkinse eğer mesleğiyle ilgili küçük düşürücü ifadeler kullanmak, çocuğunun özelliklerini başkalarıyla kıyaslamak, rencide edici sözler sarfetmek, SÖZEL(PSİKOLOJİK) ŞİDDETTİR.

5. Evlatlıktan reddetmek; duygusal ve PSİKOLOJİK ŞİDDETTİR.

6. Fiziksel şiddetin yanında, karşısındakinin bedenine zarar vermese bile; elindekileri yere çarpma, vurma davranışı sergilemek, öfkesini kontrol edememek de; FİZİKSEL ŞİDDETTİR.

ÇÖZÜM NE?

1. Eğer çocuğunuzla aranızda iletişim sorunu varsa ve bu sorunla ilgili yapılan hatanın bir ucu size dokunuyorsa burda kendi düşüncelerinizi, inançlarınızı, davranış kalıplarınızı da gözden geçirmelisiniz.

BİR SORUN VARSA KENDİNİZE ŞU SORULARI SORUN;

– Çocuğumla yaşadığım bu olayda ne hissettim?
– Kayıp mı yaşadım?
– Beni küçük mü düşürdü?
– Ekonomik sıkıntıya mı uğrattı, saygınlığımı yitirmeme mi neden oldu?
– Saygısız mı davrandı?
– Yoksa hiçbiri yok, O sadece kendi olmaya çalıştı, kendi kararında ısrar etti, ben anne babamdan gördüğüm “anne ne derse o olur, baba ne derse o olur, iyi çocuk onların sözünden çıkmaz” inancıyla yetiştiğim için, bunlar benim hissettiklerim mi?
– “Ben anne babama karşı böyle değildim, bu bana nasıl böyle davranır?”
Diye kendi çocuğuma öfke duyuyor olabilir miyim?
– Kendime, şimdiye kadar kendim olamadığım için öfke duyuyor olabilir miyim?
– Kendi ana babama zamanında beni kısıtladıkları için öfke duyuyor olabilir miyim?
– Kendi çocuğuma bana başkaldırdığı, sesini çıkardığı, kendisi olmaya çalıştığı, benim gibi olmadığı için öfke duyuyor olabilir miyim?…

Anlaşmazlık bunlar gibi kendinizle ilgiliyse, öfke kontrolü ve bunun altında yatan nedenleri değiştirmek için bir yardım alın. Onunla yeniden iletişim sağlamak için doğru adımlar atmalısınız.

2. Çocuk doğmadan önce “çocuk nasıl yetiştirilir?” konusunda kitaplar okumanız, görseller izlemeniz, seminerlere katılmanız, olumlu davranışlarınızın oluşmasında etkili olur.

Eğer şu anda evlisiniz ve çocuk sahibiyseniz ve çocuğunuzla aranızda
iletişim hatası varsa; kitaplar, seminerler, eğitici videolar da iletişiminiz için faydalı olur. Gerektiğinde bir uzmandan destek alarak, iletişiminizi kolaylaştırabilirsiniz.

3. Çocuklar, kişilik yapısını ve iletişim yöntemlerini ailelerinden alır. Okulda ve sosyal çevrede geliştirirler.
Erişkin olduklarında da tüm öğrendiklerini kendi çocuklarına aktarırlar.
Çocuklara aktarım bu şekilde olduğuna göre; daha evlenmeden ve çocuk sahibi olmadan önce NLP eğitimini öneririm.
Ama diyelim ki siz şu an evlisiniz ve çocuklarınız var. Zararın neresinden dönülse kârdır. Bireyler NLP eğitimi alarak kendilerini tanımayı,
dilini doğru kullanmayı bilebiliyorlar.
iletişim yöntemlerini de öğrenerek duygularını saygı
çerçevesinde ifade edebilmenin hazzını yaşıyorlar. Bunun için de mümkünse kurslara, seminerlere gitmenizi, eğitimler almanızı öneririm.
Bireyler hem evlenme öncesinde hem de sonrasında “evlilikte nasıl mutlu olunur eş nasıl mutlu edilir?” konusunda eğitilmeliler ki, mutlu olsunlar; mutlu ailelerden de mutlu ve başarılı çocuklar meydana gelsin.

4. Öfkeyi yönetememek, iletişim hatasıdır. Öfkeyi yönetmeyi bilmiyorsanız; gerektiğinde bir uzmandan destek alın, hem erkeğinize (ya da kadınınıza) hem de çocuklarınıza nasıl davranmanız gerektiğini bilir, karşılıklı dinleme, anlama, saygı, ilgi, empati ile karşılıklı iletişimi güçlendirebilir ve hem kendinizin, hem ailenizin, hem çocuklarınızın mutluluğunu sağlayabilirsiniz.

Not: Bu yazımı sonuna kadar okuduysanız, çocuğunuza şimdiye kadar nasıl davrandığınızı gözlemleyin. Kendi davranışlarınıza uzaktan bakın. Eğer olumsuz davranıyorsanız, davranış değişimine hazır olun.
Sevgiyle kalın… 😊

Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

Page 2 of 4

Ayşegül Özkonak