BİR ÇOCUK NASIL MOTİVE EDİLİR?

Biz daha çocukken babam birgün; annemi hastalandığı için doktora götürmüştü. (Ben o günlerde yaklaşık 9, ablam 12 yaşlarında ve ikimiz de küçük kardeşimize bakalım diye, türlü tembihlerle evde bırakılmıştık.)Annemi ilk defa rahatsız görüyorduk ve tabii çok üzüldük.Çocuk aklımızla; o eve gelsin ve mutlu olsun diye ona sürpriz yapmayı istedik. Ne yapalım diye düşünürken, (o zamanlar çamaşır makinemiz yok) ablam çamaşır yıkamayı önerdi; çamaşır sepetindeki çarşafları, teneke leğene koyduk, başladık yıkamaya ama o güne kadar hiç çamaşır yıkamamışız. Annemden gördüğümüz kadarıyla yıkadık, yıkadık; temiz olduğuna kanaat getirince, güya duruladık. Sıra sıkmaya geldi tabii, ama sıkamıyoruz; çünkü gücümüz sıkmaya yetmiyordu. Olsun… Bahçemizde duvardan duvara gerilmiş çamaşır telimize, sulu sulu da olsa sermeye uğraştık; ancak bu defa da seremiyoruz çünkü boyumuz kısa kalıyor, ipe yetişemiyorduk. Doğrusu bunu hiç hesaba katmamıştık. Yıkadığımızı sandığımız beyaz çarşafların uçları, yerlerde sürünüyordu. Attıra attıra sonunda çarşafın bir ucunu tele tutturduk. Yamuk yumuk da olsa sonunda tele yerleştirdik. Çamurlanan kısımlarına su dökerek temizlemeyi de akıl ettik. Uzaktan bakıp yaptığımız işle gurur duyduk. Biz işimizi bitirdikten bir süre sonra annemler çıkıp geldiler, eve girmeden önce; – Anne bak sana bir sürprizimiz var. Diyerek neşe içinde annemin elinden tutup onu bahçe tarafına doğru çektik. Bir yandan da çok heyecanlıyız. Annem yaptığımız işi beğenecek ve mutlu olacak hevesiyle, onun ne diyeceğini bekliyoruz. Annem bir ucu yerde, bir ucu telde rengi griye dönmüş çarşafı görünce bir çığlık attı;

– Uuuyyyy, bu ne?! Ben ne yapacağım şimdi? Ak ak yıkadınız, kara kara mı serdiniz?! Durduk yerde bana iş çıkardınız diye söylenmeye başladı. Ablamla ikimiz kalakaldık. O şaşkınlıkla ne diyeceğimizi, ne yapacağımızı bilemedik. Suçlandık… Ezildik, mahçup olduk ve öncekinden daha fazla üzüldük. Amacımız sadece annemize destek olmaktı, onu memnun ve mutlu etmekti ama herşey şimdi tam tersiydi. Öylece kalakaldık; çünkü annemizin başardığımız işe tepkisini biz, başka şekilde hayal etmiştik. Ağzımızda bir şeyler geveledik… Durumumuzu fark eden babam hemen araya girdi ve anneme döndü; parmağıyla “sus” işareti yaptı. Çarşafın yanına gitti. Islak ıslak eline aldı. Kokladı.- Oooohhh. Mis… Mis gibi olmuş. Ellerinize sağlık. Aferin. Aferin benim kızlarıma dedi. Babamın bu tavrı beni çok mutlu etti. “Yaptığım işi başardım, iyi ki yaptım” inancını hissetirdi. O çarşafları sonra ne yaptıklarını hatırlamıyorum; ama o günden sonra makine alınana kadar, bir daha annemden izinsiz çamaşır yıkamadık. … Annem mavi kişiliklidir. Mükemmeliyetçidir. Hâlâ öyle. Yapılan hiçbir şeyi kolay kolay beğenmez. Çocukluğumdan bu yana annemden; (onu memnun edebilmek için), yaptığım her işin en iyisini yapmayı öğrendim. Babam, sarı kişilikli. Herşeyin iyi tarafını görür. Bizi motive eder, olduğu gibi kabul eder ve onaylardı. Hep babamdan motive olurdum. Ondan da; yapacağım bir işe, sevinç içinde ve hemen koyulmayı öğrendim. Hâlâ öyleyim. Bir işe başlarken, babamın o gür ve motive edici sesini duyar gibi olurum. Anne ve babamın bu kişilikte olmaları belki de benim kazancım olmuş. Çünkü birbirlerini dengelemişler. Buna benzer bir anıyı yaşayan bir çocuk; tamamen girişimciliği, çabayı, gayreti, azmi, karşısındakini mutlu etmeyi bırakabilir. Duygusal zekası gelişmeyebilir. Benim şansım babamdı. Bu anımla sizlere şunu belirtmek istiyorum. Eğer siz de mükemmeliyetçiyseniz; çocuklarınızın (varsa torunlarınızın) hatta eşinizin, yapmak istedikleri o işleri durdurmaktan; kurmaya çalıştıkları hayal dünyalarını yıkmaktan uzak durun. Onları özgür bırakın. Hatta yapacağınız işleri, onlarla birlikte ve o işi eğlenceli hale getirerek, beraberce yapın. Görev verin. Sorumluluk verin, verdiğiniz sorumluluğun takibini yapın. Sizleri mutlu etmek için yapacakları şeyleri hatalı bile yapsalar, (iyi niyetlerini fark ederek) onları motive edin. Edin ki, çocuklarınız hayat başarısına; eşiniz de “başardım, eşimi mutlu ettim ” inancına sahip olsunlar.

Ayşegül Özkonak