Ayşegül Özkonak

Sosyolog ve Aile Danışmanı

Month: Ocak 2019 (Page 4 of 7)

ÇATIŞMA YAŞIYOR MUSUN?

ÇATIŞMA YAŞIYOR MUSUN?
Çatışmalar yaşadığın kim ya da kimler var hayatında?
Kadının, erkeğin, (oğlun, kızın, gelinin, torunun, damadın) annen, baban…?
Şimdi düşün;
1. Kimin hayatına hangi sıklıkla ve hangi konularda müdahale ediyorsun?
2. Ya da kimler senin hayatına müdahale ediyor?
3. Sen kendin olmaya çabalarken; kimden ya da kimlerden dolayı engellenmişlik duygusu yaşıyorsun?
4. Ya da birileri kendisi gibi olmaya çabalarken; sen o birilerine engel oluyorsun?

Aklında olsun. Kendi olmayan insan mutsuzdur. Mutsuz insan da, mutsuzluğunu en yakınındakilere bulaştırır.
Sevgiyle kal. 😊 Ayşegül Özkonak Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

GERİ DÖNÜŞLER

GERİ DÖNÜŞLER

“Hocam akşam bana mesaj atmışsınız. Fark etmedim kusura bakmayın.
Sizinle tanışmadan önce aklımda deli sorular vardı.
Annemle bütün ipleri koparmak ayrı eve çıkmak istiyordum. Bana; “anneni babanı reddetmen, onun DNA’larını, yani kendini reddetmendir.” demiştiniz.
O zamanlar ayırdına varamamıştım.
Sevdiğim erkekten beni ayırdığı için anneme öfkeliydim. Onun her sözü bana batıyordu. Ne söylese tersini yapıyordum. Ondan öc almak istiyordum. Kardeşimin ve benim hayatıma, kararlarımıza, yediğimize, içtiğimize kadar karışırdı, her işimize müdahele ederdi.Gizli bir savaş vardı aramızda. Kopmak istiyor, kopamıyordum da.
Sizinle çalıştıktan sonra şunun ayırdına vardım. Ben kendimi eskiden seviyormuşum. Kendimi sevmeyi öğrendim. Daha sakinim, daha huzurluyum. Öfke patlamalarım kalmadı. Çevremdekiler bile şaşırıyorlar değişime, ben de onlara sizi anlatıyorum. İyi ki varsınız.
😊 Her şey bende bitiyormuş, onu öğrendim Ayşegül hocam. Kendimi reddediyormuşum. Annemi de kendimi de olduğu gibi kabul ettim. Annem artık bana karışmıyor, aramız şahane. Eskiden hiçbir sırrımı söylemezdim. Şimdi en iyi dostum. Artık saatlerce sohbet edebiliyoruz. 😊 🙏
Sayenizde, ruh eşimi de buldum. Onun sizinle tanışmasını çok istiyorum. Bir gün birlikte ziyaretinize geleceğiz. Tabi müsait olursanız. 😊
Yaptığınız her şey için çok teşekkür ederim. Hayatımı değiştirdiniz. 🙏 😊 🙏 😇 😘 ❤ “

ÖFKE DUYDUĞUN İNSANI (kadını/erkeği) YENİDEN SEVEBİLİR MİSİN?

ÖFKE DUYDUĞUN İNSANI (kadını/erkeği) YENİDEN SEVEBİLİR MİSİN?
Öfke duyduğun insanın bırak yüzünü görmeye; adını duymaya, onunla bağlantılı olan hiçbir şeye, hiçbir eşyaya bile tahammül edemezsin.
“O insanı affet” deseler; sen de affetmen gerektiğini bilsen bile, hemen ve kolayca affedemezsin.
Affedebilmen için önce öfke duygundan özgürleşmeli; sırtında, bedeninde, ruhunda, zihninde taşıdığın o yükten kurtulmalısın.
Öfke tek başına bir duygu değildir. Aslında,; öfkenin altında yatan duygular öfkeye neden olur. İşte bu duygulardan da özgürleşmelisin. Bu duygular; aldatılmak, ikinci plana atılmak, reddedilmek, enayi yerine kullanılmak, değersizleştirilmek, yetersiz hissettirilmek, terk edilmek, istenmemek, önemsenmemek, çaresizlik, gibi gibi…
Yaşamının herhangi bir döneminde; başka birileri, başka olaylar ya da durumlar, sana bu duyguları daha önceden yaşatmış da olabilir. Zihninde açılmış bir dosya, bilinçaltında buna benzer başka bir dosyayı da açabilir.
İşte bu duygular ve öfke duygun çıktıktan sonra, artık rahatlıkla ve kolaylıkla affa geçebilirsin. Affa geçtiğinde, gönlün yumuşar.
Gönlün yumuşadığında; eğer istersen, (sana yaşattıklarına bağlı, kabul edip etmemek sana kalmış ) SEVGİYİ ARTIRMA TEKNİĞİ ile, bilinçli bir şekilde ona karşı artırmak istediğin sevgini artırabilirsin.
Başlangıçta öfke duyduğun insanın adını dahi duymak istemezken; artık her şeyi sana güzel gelmeye başlar. Yüreğinde iyice artan sevgi, bedenine, oradan çevrene frekans olarak yayılır. Alanına dalga dalga yayılan bu frekans, beraberinde birlikte yaşadığın insanla beraberce mutluluğu getirir. O mutluluğu yaşarken, en önemlisi artık sen; o değersizlik, yetersizlik, sevilmeyen, istenmeyen, reddedilme duygusundan kıvranan sen değilsindir. Olması gereken sensindir. Sevgiyle kal. 😊
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

HELLEN KELLER

HELLEN KELLER
Helen Keller 1880 yılında sağlıklı bir bebek olarak dünyaya gelmesine rağmen; iki yaşında geçirdiği bir ateşli hastalık sonucu; konuşma, görme ve işitme engelli olur.
10 yaşında aldığı eğitimlerle konuşmayı öğrenir ve daha sonra da, Edebiyat Fakültesini bitirir.
“Benim Yaşam Öyküm” adındaki kitabı, 50 den fazla dile çevrilir ve pek çok hizmet ödülleri alır.
1946 ve 1955 yılları arasında gittiği 35 ülkede, milyonlarca görme engelliye; yaşama sevinci aşılar.

Helen Keller Diyor ki:
‘’Yalnızca 3 gün daha gördüğünüzü düşünün. Nasıl tüm ayrıntıları gördüğünüzü anlayacaksınız.

3 gün daha işitebileceğinizi düşünün. Her bir sesin, her bir notanın, nasıl özlemle ruhunuza dolduğunu göreceksiniz.

Yaşanacak 3 gününüz kaldığını düşünün. Yaşamın tüm saniyelerini nasıl özlemle yaşadığınızı göreceksiniz.’’

Sevgiyle Kalın. Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

DEĞİŞİM ZAMANI

DEĞİŞİM ZAMANI
Bazen çok sıkıldığında ‘Artık yeter bu kadar ‘dediğinde, bunaldığında; işittiğin bir söz, gözüne çarpan bir yazı, senin uyanışa geçmene neden olur…Demek ki artık yeni bir karar verme, yeni bir yol haritası belirleme, eski alışkanlıkları bırakma, hayatında seni mengeneye sıkıştıran unsurlardan kurtulma, tam anlamıyla yenilenme, değişim ve dönüşüm zamanı gelmiştir…Belki de o gün; bugündür… Sevgiyle kal.:) Ayşegül Özkonak

BİRİNİN HAYATINA DOKUNABİLMEK

BİRİNİN HAYATINA DOKUNABİLMEK
Geçenlerde marketten çıkmış, evime dönerken; yıllar önce eğitimime gelmiş ve uzun zamandır görüşmediğim 70 yaşlarında bir beyle karşılaştım. Selamlaşma faslından sonra,
-Siz nasılsınız? Diye sorunca;
-Zımba gibiyim. Hocam belli olmuyor mu?
– Olmaz mı, 20 yaş gençleşmişsiniz dedim.(Hakikaten de 20 yaş genç ve enerjik görünüyordu. İlk tanıdığım yıllardaki gibi değildi. 😊)
-Nasıl başardınız? (Açıkçası merak da etmiştim.)
-Yürüyorum… Her gün bu şekil yürümemi siz sağladınız hocam.
– Nasıl, anlamadım !?…
(Böyle bir cevap beklemediğim için biraz da şaşırarak sordum).
-Hocam sizin eğitime geldiğimde eşimi yeni kaybetmiştim. Boşlukta gibiydim.
Eğitiminizin adını duyunca, kendi kendime; “Şu eğitime bir gideyim; görelim bakalım, nasıl bir şeymiş” diye öylesine gelmiştim.
O dönemlerde hayattan soğumuştum. Ruh gibiydim.
Derslerinizde söylediğiniz sözlerin bana çok etkisi oldu.
O zamandan beri de her gün yürüyorum. Alışkanlık oldu bende. Sayenizde hantallığım da gitti. Hayata yeniden döndüm. Çok teşekkür ederim.
-Sizin adınıza çok sevindim. O zaman ne mutlu bana. 😊
Ayak üstü biraz daha konuşup, vedalaşıp, ayrıldık.

Evet. Ne mutlu bana. Birilerinin hayatına olumlu katkılarda bulunabilmek muhteşem bir duygu. 😊

O gün, yüzümde kocaman bir tebessüm ve iç huzuruyla evime döndüm. Birilerinin hayatına dokunabilmeye vesile olabildiğim için; Yüce Yaradana şükrederek….

Küçük bir söz, bir dokunuş, bir gülümsemeyle, birinin hayatına katkıda bulunabiliriz. O siz olabilirsiniz, ben olabilirim, bir başkası olabilir….Yeter ki dokunuşumuz doğru yöntemle ve yürekten olsun.
Sevgiyle kalın…😊
Ayşegül Özkonak

OLUMSUZLUK DİYETİ

OLUMSUZLUK DİYETİ

Bugün seninle; değersizlik duygusunu azaltan
bir uygulama yapalım. Tabii ki eğer istersen.
Gün boyunca kendini gözlemle.

1. Değersiz ve yetersiz hissetmene neden olduğun, hangi sözleri KENDİNE söylüyor ve hangi davranışlarda bulunuyorsun?
(-Ben başaramam,
kafam basmaz,
aklım ermez,
ne yaparsam yapayım falanca gibi olamam… Vb.)

2.(Yaşıyorlarsa) Anne babanın değersiz ve yetersiz hissetmesine neden olduğun hangi sözleri söylüyor ve davranışlarda bulunuyorsun?
(-Bana iyi bir anne baba olamadınız, beni okumadınız,
düğünümü istediğim gibi yapmadınız,
İstediğim zaman yanımda olmadınız… Gibi)

3.(Varsa) Kadınının/ erkeğinin değersiz ve yetersiz hissetmesine neden olduğun, hangi sözleri söylüyor ve davranışlarda bulunuyorsun?
(-Sen ne biçim bir kadınsın/adamsın, falancanın eşi şöyle iyi,
şöyle başarılı, şöyle temiz, bir de kendine bak!
Şöyle ilgili,
Şöyle becerikli
Şöyle kazanıyor….vb. )

4.(Varsa) Çocuğunun değersiz ve yetersiz hissetmesine neden olduğun, hangi sözleri söylüyor ve davranışlarda bulunuyorsun?
(-Allah akıllı çocuğu başkasına vermiş, bize de bu geri zekalıyı.
Sen adam olmazsın,
Hiçbir işe yaramazsın… Vb)

5.(Varsa)Çalışanının ya da iş arkadaşının değersiz ve yetersiz hissetmesine neden olduğun,
hangi söz ve davranışlarda bulunuyorsun?

Bunları tesbit et.
Bir hafta boyunca, olumsuzluk diyeti yap. Yani bu söz ve davranışları fark ettiğin an kendini durdur. Onların yerine doğru sözleri söyle ve davranışları uygula.
Sonucu istersen benimle paylaşabilirsin?… Sevgiyle kal. 😊
Ayşegül Özkonak Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

MUTLU OLMAK MI İSTİYORSUN?

MUTLU OLMAK MI İSTİYORSUN?

Ana-baban,
kardeşlerin,
eşin,
kızın/oğlun,
damadın/gelinin,
torunların,
arkadaşların ya da her kim olursa olsun; hiç kimseden beklenti içine girme…
Böylece beklentini gerçekleştiremediklerinde ya da gerçekleştirmediklerinde üzülmez, öfkelenmez, kırılmaz, incinmezsin. Bu şekilde hayat sana daha kolay gelecek. 😊 Bir de bu şekilde dene ve farkı fark et…
Sevgiyle kal …:)
Ayşegül Özkonak

KONTROLCÜLÜK

KONTROLCÜLÜK
Bir ilişkide ya da evlilikte denge varsa; o ilişkide (/evlilikte) huzur ve mutluluk da vardır.
Mutluluğun ve huzurun oluşmasına engel olan ve dengeyi bozan unsurlardan biri ise; çiftlerden birinin ya da ikisinin kontrolcü olmasıdır.
Kadınına ya da erkeğine baskı uygulamak, sürekli kontrol etmek, eleştirel ebeveyn konumunda olmak, kontrol edilen eşte; kapana kısılmışlık duygusu oluşturur.
Davranışları kontrol edilen eş; özellikle kişilik olarak neşeli, güleryüzlü, enerjik, sosyalse ve müdahaleci eş ona;
– Sağına bakma!
– Soluna bakma!
– Kimle konuştun!
– Gevşeme, yılışma! Ciddi ol!
– Kimle görüştün, kimdi arayan?
– Nereye gidiyorsun? Kimle görüşeceksin?
– Orada ne işin var?
– Öyle yapma, böyle yap!
– Onu giyme, şunu giy.
– Onu alma, bunu al!
Gibi kısıtlamalarla davranışlarına müdahale ediyorsa; kişi kendi gibi olamaz, arafta kalır ve kafese kapatılmış kuş misali
mutsuz olur. Cıvıltısı kesilir. Çünkü özgür değildir.
Onun mutsuz olması; ne yazık ki müdahaleci eşi de mutsuz eder.

Eğer sizin de ilişkinizde ya da evliliğinizde buna benzer bir sorun varsa; kendinize uzaktan bakın ve aşağıdaki soruları cevaplayın.
1. Onu kontrol etmenizin nedeni ne?
2. Baskı uygulamanızın nedeni ne?
3. Eleştirel ebeveyn konumunda olmasanız en kötü ne olur?
Kontrol etme nedeniniz onunla ilgiliyse (ki aldatma eğilimi varsa), ya da kontrol etme isteği sadece sizinle alakalıysa ( aldatma olayı yok ama siz aşırı kıskançsanız, kaybetme korkunuz, aldatılma korkunuz; ya da herkesi, herşeyi kontrol etmek gibi bazı takıntılarınız varsa); ve şimdiye dek bir yardım almadan sorunu çözmeye çalıştınız ama başaramadıysanız; mutluluğu ve huzuru yeniden kazanabilmek için mutlaka bir uzmandan destek almalısınız.
Sevgiyle kalın… 😊
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

KARŞINDAKİ İNSANIN SANA KARŞI TAVRININ DEĞİŞMESİNİ İSTER MİSİN?

KARŞINDAKİ İNSANIN SANA KARŞI TAVRININ DEĞİŞMESİNİ İSTER MİSİN?
Değişim istiyorsan duygularını UYGUN BİR DİLLE ifade etmen gerek. Ses tonu, söyleyiş tarzı beden dili doğru kullanılmalı. Eleştirel, hakaret içeren sözlerden, yargılamadan, suçlamadan, kınamadan uzak durmalısın. Sadece o davranış üzerine konuşmalısın. Kişiliği üzerine değil, davranışı üzerine vurgu yapmalısın.
Mesela :”.Sen kötü bir insansın, ne anlayışsız adamsın/ kadınsın! ” demek, kişiliğe saldırıdır. O da bunu tehdit olarak alır ve sana tepki gösterir. Kişisel eleştiri, savunmaya geçirir. Eleştiri yapıcı olmalı. Aksi halde durum, beklemediğin bir şekilde sonlanır.
Onun yerine, ömür boyu işine yarayacak bir teknikten bahsedeyim. Adı “Sandwich metodu”…
Önce onun iyi özelliğinden bahset. Sonra kötü davranışına üzüldüğünden… Duygularını ifade et.
” Senin bu davranışın beni çok incitti “gibi.
Kırıldığın noktayı belirt. Sonra tekrar iyi özelliğinden bahset.
“Bana şöyle şöyle davranmanı isterim, o zaman çok daha mutlu olurum” demek, davranışın düzelmesini sağlar.
Bir şey daha…Birinin değişmesini istiyorsan, önce kendi hatandan söz et. O davranışı değiştireceğini de belirt. Şunu da bil; duygularını ifade ederken, içtenlikle özür dilemelisin. Üstünkörü değil.
” Haklısın. Öyle söylememeliydim. Ben de burada hata yaptım. Özür dilerim. Telafi için ne yapabilirim?”
Bu davranış senin bu konuda samimiyetini belli eder. O kişinin sana daha yakınlaşmasına ve olumlu yönde değişmesine yardımcı olur.
Sevgiyle kal. 😊

Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim ve Sosyal İletişim Danışmanı

Page 4 of 7

Ayşegül Özkonak