Ayşegül Özkonak

Sosyolog ve Aile Danışmanı

Category: Yaşama Dair (Page 2 of 17)

HAYATINDA DEĞİŞİM Mİ İSTİYORSUN?

HAYATINDA DEĞİŞİM Mİ İSTİYORSUN?
Kendinde değiştirmek istediğin neler var?
Yapmayacağım deyip de yaptıkların neler var?
Nelere söz verip yapmıyorsun?
Kararsız mısın?
Kendine söz verip sözünde duramıyor musun?

1. Bugüne kadar yapmadığın gibi yap.
2. Bugüne kadar düşünmediğin gibi düşün.
3. Bugüne kadar inanmadığın kadar inan.
4. Daha önce yaptıklarını yapma, yapmadıklarını yap.
5. Hayatta bir şeyi alırken, bir diğerini bırak.
6. Şimdiye kadar olan ne yaptıysan, bir fark yarat. Farklı bir şey yap… 😊
Gerçek değişim sancılıdır.
Değişime hazır mısın?…
Sevgiyle kal…😊 Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
05052509633

ÇOCUKLARA YAPILAN CİNSEL İSTİSMARA KARŞI BİZLER NELER YAPMALIYIZ?

ÇOCUKLARDA CİNSEL İSTİSMARA KARŞI BİZLER NELER YAPMALIYIZ?

Son günlerde artan taciz olaylarını üzülerek izliyor, kızıyor, hatta isyan ediyoruz. Bununla birlikte kolluk görevlileri ve adalet gerekeni yaparken, biz hangi önlemleri almalıyız bunları biliyor muyuz? Acaba bize düşen görevler yok mu?
Bizler de sevdiğimiz, gözümüzden sakındığımız, canımız varlıklarımıza farkında olmadan kötülük ediyor olabilir miyiz?
Çocuğunuzun belli bir yaşa geldi. Bir yandan da neler yapabileceğiniz konusunda kaygılısınız öyle değil mi?

Öncelikle bu vakaları önleme konusunda yapılacaklara bakalım:.

a. Çocuk kendi başına yıkanabilecek duruma geldiğinde, kendisinin duş almasını öğretebilirsiniz.

b. Cinselliği öğrenmeden önce de öğrendikten sonra da çıplak olarak birlikte duş almak doğru değil.

c. Odasına izinsiz girmek, kişisel sınırının ihlal edileceğine inanmasına neden olur.

d. Özel bölgelerine kimsenin dokunmasına izin vermemeyi öğretebilmelisiniz.

e. Onunla sorunlarını paylaşabilmelisiniz. Küçük hatalarda cezalandırmaktan kaçınmalı. Öyle yaparsanız, tacize uğradığında size söylemekten kaçınabilir.

f. Tacize ve kaçırılmaya karşı nasıl davranacak? Bunu ailece yaptığınız bir mizansenle öğretebilirsiniz. Yani oyun oynar gibi…Böyle bir oyun kurgulayıp, o anda nasıl da kuvvetle bağıracağını da yaşatarak. Ama öğretirken insanlardan korkan, çekinen tavır sergilememesine de dikkat etmelisiniz. Hayata güvensiz olmamasına dikkat etmelisiniz.
Ayrıca çocuğumuzun başına birşey gelir mi düşüncesinden kurtulun.Çünkü ne düşünürsek onu hayatımıza çekeriz. Aklınıza kaçırılabilir düşüncesi geldiğinde hemen başka bir düşünceye geçin. Kaçırılma korkusunu aşamıyorsanız bir uzmandan destek alın. Aksi halde bu korkunuzu, hayata olan güvensizliğinizi çocuklarınıza da aktarırsınız.
Bu yapmamız gereken davranışın bir tarafı.
Diğer taraf ise, çocuğumuzu severken nasıl sevdiğimizle alâkalı. Her anne baba çocuğunu sever ancak bazı anne babalar bu sevmeyi abartmakta hatta dudaktan öpmektedir. Bu davranış son derece yanlış. Nedenine gelince; 3-5 yaşlarını kapsayan cinselliği tanıdığı (fallik) dönemde çocuk; cinselliği öğrenir; karşı cinsten ebeveynini paylaşmaz hatta sahiplenme davranışı gösterir… Bu yaş döneminde annesiyle evlenmek istediğini söyleyen çok erkek çocuk görülmektedir mesela…Ya da babasıyla evlenmek istediğini ifade eden kız çocukları…Bu dönemin sonunda ise, babasına ya da annesine karşı hissettiği cinsel dürtüler baskılanır. Yine bu dönemlerde cinsel uyarılar içeren mesajlardan uzak durulması gerekmektedir. Örneğin dudaktan öpme, poposuna dokunma, şaplak vurma, öpme davranışı gerçekleştirirken, çocuğunuzu cinsel istismara açık olmasına neden olabilirsiniz.
Bir takipçim demişti ki “Ben çocuğuma diyorum ki; “dudaktan popondan öpüyorum ama benden başka kimseye öptürme. Dedene, babana, amcana, yabancıya…” Fakat bir gün amcası poposuna hafifçe şaplak vurmuş, çığlık çığlık bağırıyor, ağlıyor kendisine dokundu diye. Ne yapmalıyım bu durumda hocam?”
Yapacak tek şey kendinize mübah saydığınız davranışı yapmamak çocuğunuza…Zira çocuğa yapılmaması gereken davranışı yapıp, sonra da öğüt verirseniz; baba ya da amcadan gelen küçük bir davranışı çocuğun yanlış anlayıp zihninde fırtınalar esmesine neden olabilirsiniz…O yüzden çocuk, karşısındaki kişi kim olursa olsun, kendi bedeninin özel olduğunu bilmeli. Ayrıca da kendine ve bedenine saygı duymayı da…

Eğer dudaktan öperseniz neler olabilir?

a. Normal Ebeveyn-çocuk ilişkisinden çok, sapkın(ensest)ilişkiyi çağrıştırabilirsiniz çocuğunuzun bilinçaltında farkında olmadan.

b. Öyle olmasa bile, çocuk bilinçaltında kendisinin böyle bir sapkınlığı yaşadığı düşüncesi geliştirebilir. Ya da tacize uğradığı düşüncesini…

c. Ergenlik ve yetişkinlikte, bu erkek çocuklar aşık olamaz, sevemez, sevgili değiştirip durabilir. Anneye benzer birilerini arar hayat boyu ve mutlu olamayabilir. Ayrıca böyle kız çocuklarında da aynı durum geçerli baba-kız arasındaki ilişkide…

d. Dudaktan öpüşmenin doğru olduğuna inanıp, erkek-kız kardeş arasında da bu davranışı gerçekleşebilirler ve siz ensest ilişki tohumları atmaya neden olabilirsiniz farkında olmadan…

e. Ya da başkasının dudağından öpmesinin sevgi gösterisi olduğuna inanıp ses çıkarmaz ve tacize kapı aralamış olursunuz,
hem de istemeden.

Ayrıca dudaktan öpmek; tükürük ve boğaz salgıları aracılığıyla bulaşan;
yüksek ateş, halsizlik, boğaz ve baş ağrısı, ilerlemiş durumda tedavide geç kalınırsa dalak yırtılmasından menenjite, zatürree’den kalp zarının iltihaplanmasına neden olabilen; “Enfeksiyöz Mononukleoz”a da neden olabilir., (bknz. Enfeksiyon mononükleaz)

Ayrıca ‘aşkım, sevgilim’ kelimelerinin kullanılması da doğru değil evlatlar için…Bu kelimeleri eşiniz için kullanın ama çocuklarınıza o kelimelerin yerine ‘yavrum, canım kızım ya da canım oğlum vb. sözler, ebeveyn-çocuk ilişkisini çağrıştırması bakımından daha doğru kelimelerdir.

Peki biz hiç mi çocuğumuzu, torunumuzu sevmeyeceğiz? Tabi ki seveceğiz. Ama samimi, içten, sevgi dolu ve de ŞEFKATLE…Cinselliği çağrıştıracak bölgelere dokunmadan…

Sevgiyle kalın…
Ayşegül Özkonak
05052509633
www.aysegulozkonak.com
aysegulozkonak@gmail.com
www.aysegulozkonak,com
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

BİR İLİŞKİDE YARA BANDI OLMAK

BİR İLİŞKİDE YARA BANDI OLMAK
Evlilikte boşanmaların %20 si cinsel sorunlardan kaynaklanmaktadır. Cinsel sorunların nedeni ise; zihinsel, ruhsal, bedensel pek çok nedene dayanmaktadır.

Ruhsal nedenlerden birinin başlangıç örneğine bakalım. İlk tanışma evresinde; fark edilmeyen çok ince bir ayrıntıya dikkat edilirse, mutluluğa açılan kapı da aralanır.

Diyelim ki karşı cinsten birinden hoşlanıyorsun… Ama o hoşlandığın kişi, bir ilişkiden yeni ayrılmış.
Onun eski ilişkisindeki sorunları, dertleri, sırları anlatmasına ve sana içini dökmesine izin veriyorsun. Onunla dertleşiyorsun. Yardımcı oluyorsun ve zamanla aranızda bir yakınlaşma doğuyor. O seni güvenilecek bir liman, destekçi ya da kanayan yarasına yara bandı olarak görüyor. Seninle birlikteyken geçmişteki ilişkisini tamamen bitirdiğini sanıyor. Hatta belki mutlu da oluyor. Sen de onun gerçekten eski ilişkisini bitirdiğini sanıyorsun. “Arkadaşlık aşka dönüştü ” diye umutlanıyor ve mutlanıyorsun.
Evlenme teklif ediyorsun. Nasılsa “Her şey bitti, geride kaldı.” diye düşünüyorsun. Evleniyorsun…
Hayır bitmedi. Çünkü eski ilişkiler; bilinçaltında ruhsal anlamda bitirilmeden; yeni ilişkileri ya da evlilikleri ( zihinsel, ruhsal, bedensel, cinsel anlamda) olumsuz etkileyebilmektedir.
Bu örnekte olduğu gibi; olumsuz etki nedeniyle görülen sorunlarda ise kişi zaman zaman, kendi kendine olayı iyi yanından görmeye çalışıp bilinçli haliyle içinden;” Benim eşim çok iyi, değerli, anlayışlı vs. vs. ” dese de zihinsel, ruhsal ve cinsellik anlamında kendisini bilinçaltında eşinden anlam veremediği bir şekilde uzak hissedebilir. Çiftler, cinsel soğukluk gibi bir sorunla karşı karşıya kalabilmektedir. O yüzden de böyle evlilikler, zaman zaman sıkıntılı olabilmektedir.

Eğer eski bir ilişkin varsa önce ruhsal anlamda o kişi ile bağını koparıp, vedalaş.( Eski ilişkinin başrolündeki o kişinin haberi olmadan tabi ki.) Sonra yeni bir ilişkiye adım at. Hiç kimse için yara bandı olma ya da senin için başkasının yara bandı olmasına izin verme.
Evliysen de eski ilişkinle ruhsal anlamda vedalaş. Helallaş.
Kendin başaramıyorsan, bu anlamda inandığın güvendiğin bir uzmandan destek alabilirsin.
Yuvanda mutluluk rüzgarları essin.
Sevgiyle kal…
Ayşegül Özkonak

Aile Danışmanı
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

İLETİŞİMİNİZ NASIL?

İLETİŞİMİNİZ NASIL?

İnsanlarla iletişiminiz nasıl?
a. Sık sık sorun yaşıyorum.
b. Zaman zaman yaşıyorum.
c. Hiç yaşamıyorum.

Test yapmamın amacını, yazının tamamını okuduğunuzda bulacaksınız.

Güzel memleketimin güzel insanlarının konuşmalarına çok tanık olmuşluğum var. Belli bir süre görüşmediği bir arkadaşıyla ya da bir komşusuyla karşılaştığında;
“Na’pıyon?”
Karşısındaki cevap verir.
“İyiyiz valla sen Na’pıyon?”

Sorduğu soru “ne yapıyorsun?” dur…
“nasılsın?” demiyor yani.
Aslında soru da, cevap da gerçekçi değildir. Sormak için sorulmuş, ya da cevap vermiş olmak için cevap verilmiştir.

Eğer iletişim sorunu varsa genellikle yapılan bir hata; bireylerin gerçek duygularını değil, genellikle düşüncelerini söylemelerinden;
anlamsız sorularından, kaçamak ya da anlamsız cevaplar vermelerinden kaynaklanır.

Birisine;
” Şu an ne hissediyorsun?”
Dediğimizde, cevap olarak örneğin;
” Çıldırmak üzereyim. Sanki her şey elimden kayıp gidiyor gibi. Hiçbir şey benim isteğim şekilde gitmiyor.” Diye cevap verir. Yani düşüncesini söyler.
Duygusunu değil.

Oysa duygusu büyük ihtimalle şöyledir.
” Kontrol elimden çıktığı için kaygılanıyorum. / Endişe duyuyorum. / İsteklerime kavuşamamaktan dolayı korku duyuyorum. ”

Bir başka örnek;
Bir erkek ya da kadın, eşine ya da çocuklarına çok para harcadığı için kızıyorsa;
“Amma da müsrifsin. Sen ailemizi batıracak mısın? Kastın bu mu?”
dediğini varsayalım. Karşıdakiler de suçlandıkları için kendini savunmaya geçecektir. Tartışmalar, kavgaya dönüşebilir. Onun yerine, kendi duygularına odaklanıp, esas duygusunu da ifade etse; ” canlarım, bu ayki harcamalarımız çok artmış. Aylık yetişmeyecek gibi; borçları ödeyememekten korkuyorum” dese; hem karşıdakileri suçlamamış, hem duygusunu ifade etmiş olacak. Hem aile birliktelikleri artacak, hem de kavga oluşmadan, kırılıp incinmeden, küsmeden bireysel harcamalarına daha dikkat edecekler.

Örnekleri artırabiliriz. Peki bu tutumları nereden öğrendik? Düşünsenize… Duygularımızı ifade etmemiz çocukken kim bilir kaç kez engellendi. Yasaklandı, ayıp karşılandı.
” Sen ablasın/ abisin sus.”
” Çok güldük ağlayacağız”
” Erkekler ağlamaz”
” Üzülecek ne var?”
” Koca adamsın/ koca kızsın”
” Üzüldüğünü kimseye belli etme. Dost var düşman var. ” Kan kus, kızılcık şerbeti içtim de”…Gibi, gibi.
Bize bunları öğretenler de, daha önceki atalarından öğrendiler. Belki ortak bilinçten, belki korku kültüründen, belki de kısa süreliğine soruna çözüm sağlamak istedikleri için böyle söylediler ya da davrandılar.
Biz de duygularımızı saklamayı öğrendik. O yüzdendir ki kurduğumuz cümleleri ya yanlış ya eksik kuruyoruz ya kendimizi karşımızdakine anlatamıyoruz veya anlayamıyoruz. Çatışmalar ve iletişimsizlik de işte tam buradan kaynaklanıyor.

Karşımızdaki kişiyle iletişimi güçlendirmek için doğru soru sorabilmeli ve doğru cevap verebilmeliyiz.
Doğru iletişimi sağlamak için, partnerimizin, evli isek eşimizin, varsa çocuğumuzun duygularını öğrenmemiz, duygularını ifade etmesine izin vermemiz; çatışma varsa, onun öncesinde de kendi duygularımızı hissetmemiz gerekir. Duygular bir enerjidir. Bedenimizde hareket halindedir. O duyguya odaklanıp, hissetmeye çalışabiliriz.
Öfkeliysek; ” şu an öfkeliyim. Sakin kafayla düşünmek istiyorum. Bunu ikimiz de sakinken daha sonra konuşalım.”
Diyebilmeliyiz.
Not : A ve B şıkkını cevapladıysanız, duygunuzu daha fazla ifade etmeyi deneyin.
C şıkkını cevapladıysanız, ya her şeye ‘evet’ diyorsunuz, ‘hayır’ diyemiyorsunuz, duygularınızdan, kendinizden kaçıyorsunuz; ya da iletişiminiz muhteşem.
Sizce hangisi?…

Duygularınızı doğru aktarabilmeniz dileğiyle. Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
05052509633
www.aysegulozkonak.com
aysegulozkonak@gmail.com
www.aysegulozkonak,com
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

AŞK ve SEVGİ YENİDEN ARTIRILABİLİR Mİ?

AŞK ve SEVGİ YENİDEN ARTIRILABİLİR Mİ?
Hayatındaki erkeği ya da kadını nasılsa kazanılmış bir şey olarak görmek; onu kaybetme riskini de beraberinde getirir.
Onu tekrar kazanabilmenin yöntem ve tekniklerini öğrenmek ise; bitmiş sanılan aşkın ve sevginin yeniden filizlenmesini sağlar.
Aşk ve sevgi sanıldığı gibi tükenmez. Tükenmediği gibi teknikler sayesinde çoğaltılabilir de…

Tam tersi. Diyelim ki yanlış bir ilişki vardı ve ilişki bitti ama ruhsal ya da duygusal anlamdaki bağında kopma olmadı.
Geçmişte yaşadığı ilişkiye ait kopmayan bu bağ, kişiyi her şekilde etkiliyor. Başkasıyla evlenmişse, evliliğinde cinsel ya da normal ilişkisini olumsuz etkileyebiliyor.

Ya da evli değil ama yeni bir partnerle yeni bir hayata adım atmak istiyor ama bu defa da sanki bir şeyler onu geri çekiyor. Karşısına çıkan, ona uyan, normalde “Evet” diyebileceği bir şansı sırf bu yüzden reddedebiliyor. Ama reddetme nedenini fark etmiyor. Geçmişteki ilişkiyle ruhsal ve duygusal anlamda vedalaşma olmadan, bu kısır döngü bu şekilde sürüp gidiyor.

Ya da birey; ayrıldığı ya da boşandığı halde bağımlı olduğu, hala unutamadığı ve; ” Benden ayrıldıktan sonra başkasıyla evlensin, onu da, hayatına giren kişiyi de mahvederim.” derken; kopamadığı, bağımlı olduğu ilişkisine kolayca veda edebiliyor. Sırtındaki gereksiz yüklerden kurtulup, yeni güzel bir hayata doğru yol alabiliyor…

Önemli olan hayatınızda, hangi alanda, neyi, nasıl, ne şekilde artırmak ya da sonlandırmak istediğinizdir.
Her şey mümkün.
Yeter ki, isteyin. Ama umudunuza sımsıkı sarılarak…
Sevgiyle kalın…

Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

SEVGİNİN ÖNEMİ

SEVGİNİN ÖNEMİ
Babandan almak istediğin kadar yeterli sevgiyi, güç ve güveni alamadığına inanıyorsan; ya kendinle ya da hayatındaki erkeklerle ilgili sorun yaşarsın.
Annenden ihtiyacın olan sevgi ve şefkati alamadığına inanıyorsan; ya kendinle ya da hayatına giren kadınlarla sorun yaşarsın. Çünkü bitirilmemiş ilişkiyi bilinçaltı tamamlamak ister. Evli ol ya da bekar ol fark etmez; sana yakınlık gösteren karşı cinse flörtöz davranıyorsan neden böyle davrandığını da anlamlandıramıyorsan, önce anne babanla ilişkine bak.
Geçmişe ait bu negatif duygular bitirildiğinde; ne kendinle, ne anne babanla, ne çevrendeki erkek ve kadınlarla yaşadığın; var olan, hissettiğin ama anlamlandıramadığın sorun da kalmaz.
Gününüz aydın olsun.
Ayşegül Özkonak

GERİ DÖNÜŞÜM ÖRNEĞİ

GERİ DÖNÜŞÜM ÖRNEĞİ

Dün bir danışanımla konuşurken çok mucizevi bir dönüt daha aldım.
Danışanım annesiyle hiç anlaşamıyordu. Ona büyük bir öfke duyuyordu. Bazı sorunları vardı. O sorunları daha önce çözmüştük. Artık anneyle çok güzel uzun uzun sohbetler ettiğini, bakış açısının tamamen değiştiğini, artık kendisini daha çok sevdiğini, daha mutlu olduğunu söylüyordu.
– Demek ki hocam, benim yaydığım frekans etrafıma da yansıyormuş .
-Aynen, yaydığımız frekans, çevrenizdekileri de etkiler. Demiştim.

Dün söylediği haber ise en güzeli.
Anne babasının da tartışmalı olduğunu biliyorduk. Babaanne ile anne de uzun zamandır küslermiş.
3 hafta önce aileye sevgi artırma bilinçaltı çalışması yapmıştım.
Danışanımla konuşuyoruz:
– Görüşmeyeli hayatında olumlu neler oldu? Diye sordum.
– Hocam babam ilk defa annemi yemeğe çıkardı. Araları düzeldi. Şimdi daha iyiler.
– Harika bir haber bu.
– Hocam daha iyi bir haberim var. Babaannem ile annemin arası da düzeldi. Şimdi birbirlerine selam gönderiyorlar.
– Ooo çok sevindim. Muhteşem bir haber bu.
– Çok teşekkür ederim hocam. Sizin sayenizde.
(Not: Biz sadece danışanla çalıştık. Yanımızda ne annesi, ne babası, ne babaannesi vardı.)
– Bilinçaltı dili bu kadar etkili işte.
Birilerinin hayatında olumlu değişim sağlayabilmek tarif edilemez bir duygu.

Ayşegül Özkonak

BABAYA ÖFKE

BABAYA ÖFKE
Babaya küfredecek derecede öfkeli; ayrılmış ebeveyn çocuğu olan danışanıma seanstan bir süre sonra soruyorum:
– Nasılsın?
– Daha iyiyim.
– Görüşmelerimizden bu yana, hayatında hangi olumlu gelişmeler oldu ?
– Çok şey değişti. En bariz olanı, babamla ilişkim düzeldi.
-Düzelme derken, nasıl bir düzelme oldu?
– Annemle boşandıktan sonra beni bir kere bile aramadı, babalık yapmadı. Yıllarca baba kelimesini bilmedim. Anlatmıştım size…Onunla ilk kez 22 yaşında karşılaşmıştım. Tıpkı bir yabancı gibi…
-Anlatmıştın evet.
-Aklıma her geldiğinde öfkeden çıldıracak gibi olurdum. Birilerinin yanında adı geçse, küfretmemek için kendimi zor tutardım. Sizle görüştükten sonra hiçbir sorun kalmadı. Hatta artık görüşüp sohbet edebiliyoruz. Ben onu, o beni tanımaya çalışıyor.
-Harika bir gelişme bu. 😊
– Onu affettikten sonra sanki sırtımdan büyük bir yük kalktı. Yıllarca boşuna öfkelenmişim. Kendi hayatımı mahvetmişim. Artık daha sakinim. Eşime karşı da, çocuklara karşı da… Çok teşekkür ederim. Sizi tanımak hayatımda bir milad oldu.

Eşinizden boşansanız bile evladınızla etkili iletişimi sürdürmeniz; onun zihninde, hayata güvenebileceği duygusu oluşturur. Sarsıntı yaşasa bile olayı daha çabuk kabullenir.
Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak

DEDİKODU ORTAMINDAYSANIZ

DEDİKODU ORTAMINDAYSANIZ
Birileri, başka birileri hakkında ileri geri konuşuyor (siyasi, genel, bireysel) ve siz eğer bundan rahatsızlık duyuyorsanız (mideniz, karnınızda hoşunuza gitmeyen bir duygu, his varsa)
Bu rahatsızlıktan da kurtulmak isterseniz, kullanabileceğiniz bir yöntem öneriyorum;
1.Ya sesinizi çıkarıp, bundan rahatsız olduğunuzu belirtin.
“Başkasını arkadan konuşmak size ve bize zarar verir. Onun negatif enerjisini çekeriz. Bir sorun varsa, düzeltmek istiyorsanız, karşıdakiyle durumu karşılıklı konuşarak çözebilirsiniz. Lütfen konuyu kapatın. Bu benim inancım.” Deyin.
2.Baktınız hala devam ediyorsa ortam değiştirin.
3.Ortam değiştirme imkanınız yoksa, dilinizi üst damağa yapıştırın. Mide ve göbek deliği kapanacak şekilde elinizi karnınıza koyun.” Gelen tüm olumsuz enerjileri reddediyorum .” deyin.
Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

İDEAL KİLO

İDEAL KİLO
İdeal kilosunu çoktan aşmış bir danışan, diyetisyene gitmesine rağmen kilosunun sabit kaldığını ve daha fazla kilo veremediğini belirtti.
– Deniz mevsimi geliyor. Bu kilolarla ne yapacağım ben? Diye söylendi.
1000 tane olumsuz inancı taradık. İnançlarına baktığımızda;

Spor yapmanın faydası yok.
Her güzelin bir kusuru var.
Kilo verirsem bedenim sarkar.
Ne yesem kilo ALIYORUM.
Su içsem yarıyor.
Kilolu olursam anneannem beni sever.
Kilolu olmalıyım.
Kilolu olursam erkekler bana zarar veremez.
Kilolu olursam daha güçlü olurum.
Şu anki fitliğimden daha fit olamam.
Cinsiyetimden nefret ediyorum.
Şişman olmak benim kaderim.
Ne zaman kilo versem daha fazla alıyorum.
Babama, anneme kızgınım.
Kendime kızgınım.
Bedenimi sevmiyorum.
Tatlıya hayır diyemem.
Çikolatayı çok seviyorum.
Tabağımı bitirmeliyim bitirmezsem arkamdan gelir. (babası çok söylermiş)
Bir dirhem et, bin ayıp örter.
Zayıflarsam hasta olurum.
Yalızlığımı göbeğinde saklamalıyım.

Olumsuz inançları çıkardık. Olumlu inanç ve his yerleştirdik. Sonuç mükemmel. 😊
Bilinçaltımız neye inanıyorsa, o inançlarımız doğrultusunda hareket eder, o doğrultuda yaşarız. Kilo alamamızın , kilo verememizin nedeninin araştırılması gerekir.

O danışanım mı? Şimdi bir erkek arkadaşı var ve çok mutlu. 😊 ( Mutluluğun daim olsun canım. Çünkü mutluluğu hak ediyorsun.)
Ayşegül Özkonak

Page 2 of 17

Ayşegül Özkonak