Ayşegül Özkonak

Kişisel Gelişim

Tag: Sevgi

Bu gece kapatın gözlerinizi.
sabah uyandığınızda ;
günlerdir içinizde var olan ve birtürlü atamadığınız
sıkıntıların,
dertlerin,
tasaların,
üzüntülerin,
hüznün bir anda yok olduğunu ;
Onların yerine ,
mutluluk,
neşe,
sevinç,
coşku,
huzur,
sevgi,
umut, dolduğunu hissedin.
Sevgiyle kalın .

Sevgi , İlgi İyileştirir (2)

Sevgi , İlgi İyileştirir (2)
Beni yoğun bakımdan kliniğe aldılar.İlk hastanenin servisinde çekilen tomoğrafide beyin kanaması ve kafatasımda kırık olduğu raporu verilmiş.Beynim sancıyor,başım dönüyor…Serumlarıma hep ağrı kesici katıyorlardı.Sabahları yanında birkaç stajyerle kontrole gelen Dr.’a durumumun gidişatıyla ilgili soru sormaya çalışıyorum.Agresif.Asık suratlı.Yüzüme bile bakmıyor.Evrak imzalamakla meşgul.Eşim, oğlum soruyor,konuşturmuyor bile.
‘Benim uğraşacak birsürü hastam var,beni meşgul etmeyin.Burda çekilen tomoğrafiye göre Beyin kanamanız falan yok.Sizi çıkaracağız’diyor.
‘Tamam hocam kanamanın olmadığına sevindim ama benim beynim neden sancıyor,başım neden şiddetli dönüyor?’diyorum.
Bana dönüyor ve ‘Sizin durumunuz psikolojik.Çok istiyorsanız bir beyin cerrahına gidin.’diyor.(Üstelik sonradan öğreniyorum ki beyin cerrahı konsültasyonu istemesi gerekiyormuş)…O sıra oğlum ve eşim evrakları alıp hızla çıktılar.Beyin cerrahına durumu izah etmişler.Tekrar tomoğrafi çekildi.Sonuç:Beyin kanaması ve kafatasında küçük kırık.Taburcu edilmesin denmiş.
Herkesi mutlu etmeye çalışan,moral veren ben, bunu öğrenince ağlamaya başladım.Duygu birikimi oluşmuştu.Doktorun agresifliği,sağlığımla ilgili sorularımıza düzgün,net bir cevap vermek istememesi,sonumu merak etmem,,ilgisizlik,acılarım,,kendimi çaresiz,korunmaya muhtaç hissetmemdi belki de ağlamama neden olan.Kontrole gelen o doktorun yanındaki başka doktor :
‘Neden ağlıyorsun?’diye sordu.
‘Ben başkalarına yaşam koçluğu yaparken,kendime yapamıyorum’dedim.
Geldi,elimi tuttu,gözlerime bakarak:
‘Sen bırak elaleme yaşam koçluğu yapmayı.Kendine yap yaşam koçluğunu.Sen iyileşeceksin.Ben yanındayım.Seni kontrole yine geleceğim.Tamam mı?’
Ağlamam kesildi.Kendimi daha güvende hissettim.Eski Ayşegül oldum.
‘Tamam’dedim.
‘Adınız nedir?’
‘Dr.Fırat’
‘Çok memnun oldum.Fırat Hocam.Sizin gibi mesleğini seven,hastasına önem veren,değerli doktorlarımız hep olsun.İyi ki varsınız’.Dedim.
Aynı hastanede,aynı hastaya uygulanan 2 farklı tutum!
Diğer doktora göre belki benim travmam ,travma yaşayan başka hastalara kıyasla daha hafifti.Bununla beraber, benim için hiç de basit değildi.
O zamanlar şunu düşündüm.Benim yerime bilinçsiz başka bir hasta olsaydı.Taburcu edildikten sonra bilmeden baş ağrısı için aspirin kullansa kanama artsa ve hayatını kaybetseydi.(Aşırı ağrı kesici de kanamayı artırıyormuş, bunu da orda öğrendim).
Mutlaka o doktor da insan.Onun da özel sıkıntıları vardır.Nöbetleri ağır geliyordur.Hastaların dertleri de eklenince zor dönemler yaşıyordur…
Bununla birlikte özel sorunları için yardım alabilir.
Daha sağduyulu olabilir.
Hastaların gözüne bakabilir,
beden dilini iyi kullanabilir.
Gülümseyebilir.Gülümseyince Seratonin hormonu salgılanır ve o gün,tüm günü daha iyi geçer.
Olumsuz şartlara daha dayanıklı olur.
Doktorlarımızın ,hemşirelerimizin,hastabakıcılarımızın işi çok zor.Farkındayım.Hepsine kolaylıklar başarılar diliyorum.Fakat şunu da bilmeliyiz.
1.Hasta insan,sevgi ve ilgiyle daha çabuk iyileşir.
2.Bir tatlı söz, güler yüz,dokunuş, o insana pozitif enerji verir,ölecek denen hastayı bile yaşatır.Bunun pek çok örneği var,bu örnekleri yaşayan doktorlarımız da…Sevgiyle kalın

Sevgi , İlgi İyileştirir (1)

Sevgi , İlgi İyileştirir (1)
26 Ağustos 2016 Evden çıktım, bir büfeden ekmek almak üzere karşıdan karşıya geçecekken yaya geçidinde bir kazaya tanık oldum.Kaza mahalinde birikmiş insanları görünce aralarında yaralı vardır diye müdahele etmek istedim.(Aynı zamanda ilkyardım eğitmeniyim).Sadece maddi hasarlı bir kaza olduğunu farkedince yoluma devam etmek istedim.Araçlar yaya geçidini tamamen kapadığı için,birkaç adım aşağıdan geçmek istedim.Kırmızı ışık araçlara yanıyordu.Herşey normaldi.Fakat orta refüje 3 adım kala hızla gelen bir araç farkettim.Gerisini hatırlamıyorum.Bir ara ayıldım, bana bir ilkyardımcı genç müdahele ediyordu.(Ben birilerine yardım edeyim derken,başka bir ilkyardımcı bana yardımcı oldu. İlkyardımı herkes öğrenmeli derim, yıllardır).Adını vermek istemediğim hastanede 5 saat beni acilde bekletmişler.Yoğun bakımı dolu diye…Oradan, başka bir hastanenin yoğun bakımına( ki orası da dolu olduğu için )sedye ile almışlar.Yoğun bakımda bir ara gözlerimi açıyorum.Kendi kendime ‘Uyumamam gerek.Beyin travması yaşayan 24 saat uyumamalı’Diyorum.Fakat yine kapanıyor gözlerim.Gözlerimi açtığım bir ara dolaşan hemşireye benimle ilgilenmesini söylediğimde:
‘Ben sizi takip ediyorum’ dedi.Ama hiç uyandırdığı yok…Kendime geldim.Etrafa bakmaya başladım.Dört duvar;tavan,pencere yok.8 hasta yatıyoruz yataklarda.Benden başka hepsi uykuda…
Hemşirenin biri, bir hasta ötemdeki 68 yaşlarında başka bir hastaya :
‘Sana onu çıkarmayacağız diye kaç kez söyledim,hala anlamıyorsun!’diye 2 kez bağırdığını duydum.
Hasta mızırdanıyor,inliyordu.Dayanamadım.Sesim fazla çıkmadığından aynı zamanda hemşire de rencide olmasın diye hemşireye el ettim.Yanıma geldi.Ondan Bir şey istediğimi sandı.
‘Ben yaşam koçuyum.Hastalarınıza bu şekilde bağırmayın.Eğer bağırırsanız hem iyileşemezler,hem de sizin gününüz kötü geçer.Ama gülümserseniz tatlı dil gösterirseniz hem daha çabuk iyileşirler,hem de sizin iş gününüz güzel geçer’dedim.
Ses çıkarmadan yanımdan ayrıldı…
Uzaklaşırken :
‘Yaşayan bilir, bize ne hastalar geliyor,hep onlarla uğraşıyoruz.Siz biliyor musunuz ne hastalarla uğraştığımızı?’diye yüksek sesle söylendi.
‘Haklısınız işiniz çok zor,Allah kolaylık versin’dedim yavaşça.
Fakat biraz sonra aynı hemşire mızırdanan aynı hastaya yumuşak bir sesle:’Canım, ben senin iyiliğin için söylüyorum.Çıkartırsak(Burnundaki hava hortumundan bahsediyor)senin için sakıncası var.’
Tekrar el ettim.Yatağımın yanına geldi.
‘Size çok teşekkür ederim.Çok güzel davrandınız’dedim.
‘Ama deminkini beğenmediniz’diye cevap verdi.
‘Beğenmemek değil’dedim.
‘Sadece sizin ve hastanın iyiliği için söyledim.’
O gün hemşire hep gülümsedi.Hasta da mızırdanmadı,inlemedi.
Hastalara sevgiyle ve açıklama yaparak yaklaşırsanız sizin için de hayat daha kolay geçer.O hemşireye tekrar teşekkür ediyorum.Yanlışını düzelttiği için…Sevgilerimi gönderiyorum.

Bugün Farklı Ne Öğrendin?

Bugün Farklı Ne Öğrendin?
Yıllar önce ben ortaokula, ablam liseye giderken;okuldan geldiğimizde annem bize ‘ Gününüz nasıl geçti? Bugün ne öğrendiniz yavrum?’ diye sorar,biz de heyecanla o gün dikkatimizi çeken bir dersin konusunu aklımızda kaldığınca anlatırdık.Ve farkında olmadan o öğrendiğimiz konuyu tekrar etmiş olurduk.Hatta annem İngilizce kelimeleri,cümleleri ablamla birlikte tekrar ederdi.Öğrenmeyi ve öğretmeyi sanırım bu yüzden ÇOK seviyorum…Annem ilkokul mezunu bir kadındır.Anneannem ,dayımın tüm ısrarlarına rağmen annemi okula göndermek istememiş’O benim tek kızım,körün bir değneği (bu arada rahmetli çok da iyi görürdü).diyerek engel olmuş.Annem üniversite okumamış ama ailede tam bir psikolog gibidir.Bir çocuğa nasıl davranılır,toplum içinde nasıl rencide edilmez.Hatası varsa ,kızmadan bağırmadan ,eleştirip dövmeden,küçük düşürmeden nasıl kenara çekip konuşulur?..Bir çocuk nasıl eğitilir?…Fazla şımartmadan,fazla sıkmadan,baskı uygulamadan…Konuşarak…
Bir insan nasıl dinlenir?…Bir insanın gözüne bakarak gerçek anlamda dinlemeyi ben annemden öğrendim.Ben annemin bizi yetiştirirkenki davranışının öneminin farkında değildim.Ta ki Öğretmen olup, 1986’da Leo Buscaqlia’nın bir kitabını okuyana kadar.O da kitabının başında babasının kendisine ‘ Leo bugün farklı ne öğrendin?’diye sorduğunu yazmıştı…Ben de oğlumu yetiştirirken annemi taklit etmişim.Eğitimci olduğumda da öğrencilerime uygulamışım.Yani bende bu öğreti ,davranışa dönüşmüş.Eskiden velilerime şimdi de çocuklarına öğrenci koçluğu yaptığım anne babalara söylediğim birşey var: Çocuklarınız okuldan eve geldiklerinde onlara ‘ Gününüz nasıl geçti?Bugün farklı neler öğrendiniz?’diye sorun.Öğrenmek için can atacaklardır…

Sevilmenizin Değerini Bilin

SEVİLMENİZİN DEĞERİNİ BİLİN
Sizi sevenlerin değerini kaybettiğinizde anlarsınız. Ancak iş işten geçmiştir.Çevrenize bakın… Sizi sevenler kimler?.Size kimler değer veriyor?.Kimler sizin sağlığınızı düşünüyor?.Kimler size onay sözcükleriyle cevap veriyor?.Kimler sizi yapmacık değil; gerçekten ve yürekten seviyor?.Kimler sizinle nitelikli beraberlik geçirmek istiyor?.Kimler sizi unutmuyor uzak bile olsanız?. Kimler sizi; güzel ya da yakışıklı olduğunuz için değil; sizi, siz olduğunuz için ve sevgisini yitirmeden artırarak seviyor?. Kimler?. Böyle biri varsa hayatınızda şanslısınız…Elinizden kaçırmamaya özen gösterin. Sevgi özen ister,tıpkı bir bahçenin düzeni gibi… Bakımı yapılmış bahçenin yeniden çiçek çiçek açmasına benzer sevgi de.O güzel sevgiyi; o güzel sevgiliyi kaybetmemeniz dileğiyle…

NLP Eğitmeni Yaşam Aile Öğrenci Koçu AYŞEGÜL ÖZKONAK

Bugün Sevdiklerinize Önem Verin

Bugün sevdiklerinizin gözlerinin içine bakarak konuşun. Öyle bir koşuşturma içindeyiz ki hayatta… Birbirimizin yüzüne , gözlerine bakmıyoruz artık. Birbirimizin ne durumda olduğunu bilmiyoruz. Üzgün müyüz?. Yorgun muyuz?. Öfkeli miyiz?. Kırgın mıyız?. Birbirimizden ne istiyoruz?. Sevgi mi istiyoruz?. İlgi mi?. Dostluk mu?. Aşk mı?. Şefkat mi?. Dokunulmak mı?. Sohbet mi?. Dertleşmek mi?. Birlikte gülmek eğlenmek mi?. Ne?…Bunları gözlere bakarak, beden dilini gözlemleyerek farkedebiliriz. Gözler yalan söylemez. Bugün birbirimizi anlayalım. Gözlere bakalım; içten ,yürekten gelen sevgiyle…

Sevgi Üzerine (Genç Öğretmenlere)

Sevgi Üzerine (Genç Öğretmenlere)

Yıl 1982…Çoğu arkadaşım gibi kendimi tanımak nedir ? Hangi meslek bana göre ;nasıl tercih etmeliyim? Daha bunların ne anlama geldiğinin  bilincinde olmadan üniversite sınavına girmiş ve Anadolu Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü’nü kazanmıştım. Son sene Eğitim Fakültesi’nden bir yıl pedagojik formasyon dersleri aldım.Fakülte bittiğinde Biyolog olarak mezun olduğum halde  çocukları çok sevdiğim için Biyologluğu değil, öğretmenliği tercih ettim.Baba mesleği…1986 yılında öğretmenlik yeterlilik sınavı vardı.Sınavı kazandım ve Adana’nın Saimbeyli ilçesine atamam yapıldı.
Yanımıza, orada yaşayabilmem için gerekli birkaç parça eşyayı da alarak; annem,babam ve ilkokulu yeni bitirmiş erkek kardeşimle birlikte ilçeye vardık.İlçede tek bir lise var. Yamaçta…Babam bir ev bulmuş. O da ilçenin bir ucunda ,dağın diğer yamacında. Araç yok sizi okula taşıyacak. Eve yerleştik.yerleştik dediysem iki divan evden getirdiğimiz bir halı,birkaç parça kilim,döküm sobamız,hepsi o. Babam yeni mekana alışayım diye bir süreliğine annemi ve kardeşimi yanımda bırakıp eve döndü.Gece yorgunluktan erkenden  uyuyup sabah annemim ‘Gül uyan fare! ‘deyişiyle uyku sersemliği ile gözlerimi açtım. Tavanın ahşap kalaslarından boncuk gibi simsiyah gözlerle bana bakan minik fareyi gördüm. Annem başka ev bulmam için üsteliyor. Nerden bulacağımı düşünüyorum. Önceki akşam ev sahibim ve eşi sağolsunlar,bizi ağırlamışlar.Orada kalacağımızı söylemişim,bir yandan ayıp olur düşüncesindeyim. Evde iki oda var; biri 15 m2 lik.Diğer oda 20 m2. O odada cağlık dedikleri kapı arkasında meyilli bir yer yapmışlar. Banyo yok . O meyilli alan banyo yapmak içinmiş. Mutfak yok,dolap yok. Ocak yok. Tuvalet yok. Evden çıkıp  sola dönüp dar bir sokak başında, derme çatma tuvalet benzeri bir yeri kullanacaksınız .Işığı da yok. Mumla aydınlanmalısınız. Mecburen başka bir ev bulduk.Orası da pek farkı yok ama bir gömlek üstün.Yeni eve taşındık. Taşınırken komşularım çok iyi insanlar, hemen yardıma koştular. Sobayı elbirliği ile kurduk , kurduk kurmasına ama soba yakmayı da bilemiyorum; sıkıntılı bir durum anlayacağınız…
Bir hafta oldu okullar açıldı.Okulun ilk günleri. Çok idealistim. Çok heyecanlıyım. Ben öğretmenim ve ülkeme öğrenciler yetiştireceğim; öyle sevinçliyim ki.. Kendimi Çalıkuşu’ndaki Feride gibi hissediyorum. Derse girdim.Öğrencilere heyecanımı belli etmemeye çalışıyorum. Öğrencimin biri dikkatimi çekti.O kadar agresif bir delikanlı ki ,sanki dövecek gibi bakıyor. Belli ki sınıfın elebaşılarından; sevilmeyen , itilmiş, insanlara kin besleyen bir tavır sergiliyor. Korkmadım desem yalan olur. Korktum.Ama ben oranın lideriyim.Ben onları eğitmeye gelmişim kaç kilometre öteden. (O yıllarda Kişisel Gelişim kitapları yeni yeni piyasadaydı ,Leo Busqaclia’nın Sevgi ve 9 Numaralı Otobüsle Cennete adlı kitaplarını okumuştum. Çok da etkilenmiştim.). Ayrıca çocukları da çok seviyorum. Bilgim de var…Tek eksiğim tecrübe ama babamın öğretmenlik anılarını da dinlemişim yıllarca. Her insanın içinde güzellikler vardır düşüncesine de sahibim. Bir amacım, bir hedefim var. İyi insan yetiştirmek…
Öğrencilerime ilk konuşmamı yapmak istedim.Dedim ki ‘Çocuklar, şimdiye kadar hangi karakterdeydiniz,nasıl tanınıyorsunuz bilmiyorum. Size bir şey söylemek istiyorum. Sizinle ilgili yüreğimde hepiniz için beyaz bir sayfa var. Eskiden ne olduğunuz önemli değil. Haylaz , tembel , neyse ne.?. Siz eğer kendinizi değiştirmek istiyorsanız, değiştirebilirsiniz. Yeter ki isteyin…Daha güleryüzlü, daha dürüst, çalışkan,iyi niyetli, coşkulu mu olmak istersiniz.? Kendinizi öyle hayal edin…Değiştiğinizi göreceksiniz. Her biriniz saygıya layıksınız. Neden?… Çünkü insansınız. Saygıya değersiniz…’
Zaman geçti ; ben okulda disiplinli, tatlı sert bir öğretmenim. Öğrencilerim beni çok seviyorlar, ben de onları. O serseri görünümlü delikanlı, beyefendi davranışlar sergiliyor…Dersleri de düzeldi.Birgün ablası beni evlerine davet etti.Öğrencim beni evlerinde görünce ceketinin düğmelerini ilikleyip ‘Hoşgeldiniz Hocam’ dedi gülümseyerek. Ablası dönüp bana: ‘Hocam bu çocuklara ne yaptınız?Büyü falan mı?…Kardeşim yüz seksen derece değişti. Bambaşka biri oldu’ deyince ona şu cevabı verdim:’Hiç bir şey yapmadım.Sadece kendilerini sevmelerini ve saymalarını öğrettim…’
Yıllar sonra öğrendim ki o öğrencilerimin büyük çoğunluğu okumuş, iyi yerlere gelmişler.O davranış değişikliği yapan öğrencim eğitimine devam edememiş ama dürüst ve iyi bir insan olmuş.Bu da beni çok gururlandırdı.
Sevgili genç öğretmen arkadaşlarım.Bizler çok zor şartlarda öğretmenlik yaptık. Sizin de çalıştığınız koşullar kötü mü ? Koşullarınız ne kadar kötü olursa olsun, oraya insan yetiştirmek üzere gittiğinizi hep hatırlayın.Öğrencilerinizi kendi çocuklarınız gibi sevin. Onlara değer verin. Önemseyin…Onların küçük de olsalar bir birey olduğunu hep hatırlayın. Onlar ülkemizin insanları. Ve saygıya layıklar. ‘Eğitim ailede başlar’ dediğinizi duyar gibiyim. Ancak  ailesiden hangi eğitimi alırsa alsın;öğrenci öğretmeninden daha çok etkilenir, hele de onu severse. Şunu hep hatırlayın ;öğrencileriniz ileride anne ve baba olacaklar.Vatanını ve insanları seven, doğayı koruyan,özgüvenli ,iyi niyetli,adaletli, değerli,saygılı, sevgili, merhametli,dürüst olmalılar ki öyle çocuk yetiştirsinler ülkemize.Sevgiyle kalın…NLP Eğitmeni Yaşam Aile Öğrenci Koçu Ayşegül Özkonak

Anneler Babalar ;Çocuklarınızı Severken Adaletli Olun

Anneler Babalar ; Çocuklarınızı Severken Adaletli Olun.
Yıl 1994 İzmir, Buca’da (adını vermemin doğru olmadığı) bir ilköğretim okulunda fen bilgisi öğretmenliği yapmaktayım.7/B sınıfında dersim var.Sınıfa her girdiğimde burun direğini düşürecek kadar bir idrar kokusu duyuyorum. Tuvalet yaparken dikkatsiz olabileceklerini veya kişisel temizliği bilemediklerini düşünerek öğrencilere bu konularda bazen konuşmalar yapıyorum. Her ne hikmetse koku bir türlü geçmiyor. Birgün veli toplantısı yapıyoruz.(Ben her veli toplantılarında sınıflarda ,öğrencilerin notlarını söylemeden önce; anne-baba- çocuk ilişkisi üzerine konuşmalar yapardım. Çocuklarımıza nasıl davranırsak ilişkilerimiz daha iyi olur? Sorusu sorarak bu konularında bilgi aktarırdım. Çocukta görülen hırsızlık, agresif davranışlar, tırnak kemirme, altına ıslatma, başarısızlık, kıskançlık,başını duvara vurma,depresif ruh hali gibi olumsuz davranışların altında mutlaka başka sebeplerin olduğunu belirtirdim. Velilerime; Haluk Yavuzer,Doğan Cüceloğlu,Atalay Yörükoğlu gibi hocalarımın kitaplarını okumalarını tavsiye eder,isim belirtmeden ,öğrenci davranışlarından örnekler verirdim. Bu konuşmalarım uzun sürdüğünden,sırada bekleyen öğretmen arkadaşlarımdan zaman zaman serzenişler alırdım. İyi ki de öyle yaparmışım)…Toplantıdan ayrılırken velilerime’Benimle özel görüşmek isteyen varsa dışarıda bekliyorum’dedim ve çıktım.Arkamdan bir veli çıktı. Sınıfın en zeki, başarılı  öğrencimin annesi…

-Hocam görüşebilir miyiz?

-Tabii …dedim. Buyurun,sizi dinliyorum…

-Hocam ;İsmet her akşam altına yapıyor…Kocaman oldu artık,kucağıma alamıyorum.Kar- kış olunca yıkayamıyorum;o şekilde okula geliyor.Ne yapacağımı bilemiyorum…

(Ben anneye belli etmesem de, idrar kokusunun nereden kaynaklandığını keşfetmiş olmanın sevincini ;ayrıca da böyle başarılı öğrencimin bu durumunun şaşkınlığını yaşıyorum.)

Anneye dedim ki:
-Organik,yani belli bir rahatsızlığı mı var?
-Hayır Hocam.
-Peki hiç doktora götürdünüz mü?
-Hocam nasıl götürelim.Babamız işsiz…Fuarda çalışıyor yazları. Kışın; akraba ,eş dost yardım ediyorlar sağolsunlar, o şekilde geçinip gidiyoruz.
-Peki ne zamandır böyle altına yapıyor?
-10 yıldır…
-Yani altına yapması için bir sebep mi var; bir darbe mi aldı,düştü mü bir yerden?
-Yok hocam öyle bir şey yok.
-Peki on yıl önce farklı olan ne vardı?
-Kız kardeşi doğduğundan beri böyle.
-İlişkiniz nasıl?..Kızınızla ve İsmet’le?..
-Hocam ben kızımı çok seviyorum.O da bunu çekemiyor, kıskanıyor…
İşin özü ortaya çıktı.İsmet kardeşini kıskanıyor ve annesinden sevgi istiyor.İsmet’in bedeni’Anne beni de gör ben de varım ‘diye haykırıyor…Anne ise görmezlikten geliyor…Anneye dedim ki:
-Bu sorunun bitmesini istiyor musunuz?
-Tabii ki hocam istemez miyim.? Bıktım artık…Koca çocuk; çişe kaldırmaktan belim tutmaz oldu. Döşekler çiş kokuyor…
-O zaman oğlunuzu da sevin.
-Hocam ama ben kızımı çok seviyorum.(Ben oğlunu sev diyorum ,o hala kızımı çok seviyorum diyor)
-Tamam, sevebilirsiniz. Kızınızı sevmeyin demiyorum. Bundan sonra İsmet’in yanındayken onu sevmeyin. İsmet’le daha fazla ilgilenin.Onu çok sevdiğinizi söz ve davranışlarınızla belli edin.Sevginizi ,ilginizi eşit tutun…

Tek tek anneyle ne yapması gerektiğini konuştuk.

İsmet’i çağırdım.Ona da ne yapması gerektiğini, kaslarını nasıl egzersiz yaparak güçlendirebileceğini ; ne yiyip ne içmesi gerektiğini anlattım. Aslında çok zeki olduğunu sınavları kazanınca yatılı okula gidebileceğini ve oraya bu sorunu çözerek gittiğinde çok rahatlayacağını belirttim.(Yaklaşımcı motivasyona sahipti).

Belli bir süre geçti.Biz velimle kış sonu konuşmuştuk.Bahar geldi.Bir gün dersim bitti. Teneffüs zili çaldı, sınıftan çıkıyorum .Baktım o velim kapıda beni bekliyor.Elinde sarılı pembeli bir demet gül…Bahçeden toplandığı belli…Gülleri bana uzatırken dedi ki:
-Hocam Allah sizden razı olsun.Sayenizde oğlum artık altına yapmıyor.On yıldır çekiyordum.Çiş derdinden kurtuldum.
-Rica ederim.Sizden de razı olsun.Aranız şimdi nasıl? dedim.
-Çok iyi hocam.Sizin dediklerinizi uyguladım.Oğlum bana :’Anne ben seni çok seviyorum’ diyor.Ben de onu çok seviyorum.Ne dediyseniz yaptım.
-Çok sevindim.Sevgi ne kadar küçük bir kelime ;ancak etkisi işte bu kadar büyük . Dedim anneye.
O sırada ,İsmet koşarak geldi yanıma :
-Hocam ben artık altıma yapmıyorum.dedi.
-Gel .dedim.
-Sana bir sarılayım…Sen harika bir çocuksun…Senin başaramayacağın hiç bir şey yok.
O günden sonra anne, on yıl süren bir yükten kurtuldu.İsmet , ruhunun, bedeninin isyan edip haykırdığı, bununla birlikte kimsenin farketmediği o acı durumdan sevilmemekten,değersizlik duygusundan ve dolayısıyla altına yapmaktan; biz de o kokudan kurtulduk …Sonrasını bilmiyorum çünkü bizim tayinimiz Erzincan’a çıkmıştı. Ben umuyorum ki o zeki çocuk, bir yeri mutlaka kazandı….Her şeyden önemlisi de sevgi kazandı…
Az ya da hiç sevilmeyen çocuk kendine ve çevreye güvensiz ,başarısız,( burdaki çocuk altını ıslatarak kendini göstermeye çalışıyordu),gergin,gerginliğini olumsuz davranışlarla atmak isteyen,isyankar,suça meyilli,suçu başkasının üstüne atan,müzevir,şikayetçi,yalancı,gece altını ıslatan,saldırgan,öfkeli ,kendi canına kıyma davranışı gösteren,evden,okuldan kaçan,bilgisayar bağımlısı,depresyona sahip bir çocuk olabilir.
Sevgili anneler babalar ,çocuklarınızı severken lütfen adaletli olun; adaletsiz olursanız , değersizlik duygusu onlar yaşlansalar bile yüreklerinden asla çıkmaz…
Hep şunu hatırlayın. Sevginin başaramayacağı hiçbir şey yoktur…Sevgiyle kalın…NLP Eğitmeni Yaşam Aile Öğrenci Koçu Ayşegül Özkonak
NOT:Anılarda gerçek isimler kullanılmamıştır.

Ayşegül Özkonak