Ayşegül Özkonak

Kişisel Gelişim

Category: Evlilik ve Aile (Page 1 of 8)

KAYINVALİDE VE GELİN SORUNLARI BİTER Mİ?

KAYINVALİDE VE GELİN SORUNLARI BİTER Mİ?

Genç bir çift, erkeğin ailesine yakın oturuyor. Kayınvalide de her akşam onları yemeğe çağırıyormuş. Genç Bayan, sorun çıkmasın diye sesini de çıkaramıyor,
stres yaşıyor, mutsuz oluyor ve bu mutsuzluğu eşine yansıtıyormuş.

Kadının da erkeğin de algısını ve bakış açısını değiştirdik.

Şimdi daha mutlular. Genç bayan; “Eskiden kayınvalideme zorla, gerginlikler yaşayarak giderdim. Şimdi severek gidiyorum” Diyor.
… Bazı kayınvalideler iyi niyetle; evlatlarını her akşam yemek yemeye, pasta börek yemeye çağırabiliyor.

Bilmiyor ki gençler bu durumdan rahatsız oluyor; bu da evlilikleri olumsuz etkiliyor.

Aile mutluluğu ve huzuru için, ailesel sınırı bilmek önemli.
Anne baba ne kadar iyi niyetli olursa olsun; çocuklar evlendiğinde, her akşam birlikte olmayı istemek de; haftada bir birlikte olmayı istemek de doğru değil.
Onların da bir evleri var. Onlar da bir aile oldu ve sorumlulukları var. Saygıları, sevgileri, ilgileri, merhametleri, vicdanları olduğu sürece, o çocuklar yine sizin çocuğunuz.

Yeter ki, herkesin mutluluğu ve huzuru için sınırı ve dengeyi koruyalım.

Çiftlerin danışmanlığında küçük bir dokunuş ile, düşünceyi, inancı, algıyı değiştirince; aileler daha mutlu ve huzurlu olabiliyor.

Not : Danışandan izin alınmış ve adı soyadı gizlenerek paylaşım yapılmıştır.

Sevgiyle kalın…

Ayşegül Özkonak Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
05052509633

KONTROLCÜLÜK

KONTROLCÜLÜK
Bir ilişkide ya da evlilikte denge varsa; o ilişkide (/evlilikte) huzur ve mutluluk da vardır.
Mutluluğun ve huzurun oluşmasına engel olan ve dengeyi bozan unsurlardan biri ise; çiftlerden birinin ya da ikisinin kontrolcü olmasıdır.
Kadınına ya da erkeğine baskı uygulamak, sürekli kontrol etmek, eleştirel ebeveyn konumunda olmak, kontrol edilen eşte; kapana kısılmışlık duygusu oluşturur.
Davranışları kontrol edilen eş; özellikle kişilik olarak neşeli, güleryüzlü, enerjik, sosyalse ve müdahaleci eş ona;
– Sağına bakma!
– Soluna bakma!
– Kimle konuştun!
– Gevşeme, yılışma! Ciddi ol!
– Kimle görüştün, kimdi arayan?
– Nereye gidiyorsun? Kimle görüşeceksin?
– Orada ne işin var?
– Öyle yapma, böyle yap!
– Onu giyme, şunu giy.
– Onu alma, bunu al!
Gibi kısıtlamalarla davranışlarına müdahale ediyorsa; kişi kendi gibi olamaz, arafta kalır ve kafese kapatılmış kuş misali
mutsuz olur.
Cıvıltısı kesilir. Çünkü özgür değildir.
Onun mutsuz olması; ne yazık ki müdahaleci eşi de mutsuz eder.

Eğer sizin de ilişkinizde ya da evliliğinizde buna benzer bir sorun varsa; kendinize uzaktan bakın ve aşağıdaki soruları cevaplayın.
1. Onu kontrol etmenizin nedeni ne?
2. Baskı uygulamanızın nedeni ne?
3. Eleştirel ebeveyn konumunda olmasanız en kötü ne olur?

Kontrol etme nedeniniz onunla ilgiliyse (ki aldatma eğilimi varsa), ya da kontrol etme isteği sadece sizinle alakalıysa ( aldatma olayı yok ama siz aşırı kıskançsanız, kaybetme korkunuz, aldatılma korkunuz; ya da herkesi, herşeyi kontrol etmek gibi bazı takıntılarınız varsa); ve şimdiye dek bir yardım almadan sorunu çözmeye çalıştınız ama başaramadıysanız; mutluluğu ve huzuru yeniden kazanabilmek için mutlaka bir uzmandan destek almalısınız.

Siz baskı gören tarafsanız; karşıdaki partnerinizin yerine kendinizi koyun. Şimdiye kadar onun baskı kurmasına neden olacak bir davranışta bulundunuz mu? Eğer öyleyse, onun güvenini tekrar kazanabilmek için yapılması gereken neyse onu yapın. Cep telefonu şifresini ona mutlaka verin. Aşırıya kaçmadan, bakıp ikna olana ve tekrar size güven duyana kadar çaba sarf edin. Güven duymakta sıkıntı varsa, bir uzmandan aile/ ilişki danışmanlığı alın.
Ayşegül Özkonak

Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

05052509633

BOŞANMAK SON ÇAREDİR

BOŞANMAK SON ÇAREDİR
Evliliğinizde boşanma kelimesinden uzak durun. Önce çözüm arayışlarına girin. Bir danışmana gidin. “Her yolu denedim. Olmuyor” derseniz o zaman boşanın. Aksi halde değişimin kolay olduğu ve gözünüzün önünde olduğu o mutluluğu kaçırırsınız.

Sevgiyle kalın. Ayşegül Özkonak

Daha öncesi bireysel sıkıntılarla birlikte, evlilik sorunları, huzursuzluk, iletişimsizlik ve boşanma aşamasına gelmişken; görüşmelerimiz sonrası sonuçtan benim de mutlu olduğum ailemiz…😊

– Merhaba Ayşegül hanım öncelikle size çok teşekkür ederim. Sizin seanslarınız sayesinde evime huzur geldi. Eşim şimdi daha mutlu kafası daha rahat şimdi, gülüyor şakalaşıyor. “Ben iyiyim” diyebiliyor. Bizimle daha çok vakit geçiriyor, beni mutlu etmeye çalışıyor. Bu olumlu gelişme beni ve çocuklarımı da olumlu yönde etkiledi. Önceden hayata küsmüştü. Hayatla barıştı artık. İntiharı bile düşündüğünü söylüyordu. Kendisini hiç sevmiyordu. Şimdi bu olumsuzluklardan kurtuldu diyebiliyorum. Her şey için tekrar çok teşekkür ederim😊

– Canım benim. Sizlerin mutluluğu benim de mutluluğum. 😊 🙏 Bu muhteşem gelişmelerden beni haberdar ettiğin için ben çok teşekkür ederim. Mutluluğunuz daim olsun. 😊

Not: Paylaşım izin alınarak ve adı soyadı gizlenerek yapılmıştır. 😊
Bütünün hayrına olsun.
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
05052509633
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

https://instagram.com/kisiselgelisimdansman/
www.aysegulozkonak.com
aysegulozkonak@hotmail.com

ÖZGÜVENSİZLİK VE ASOSYALLİK BİTER Mİ?

ÖZGÜVENSİZLİK, ASOSYALLİK BİTER Mİ?

İnsanlarla konuşamıyor musunuz? Konuşursanız bir hata yapacağınız ve rezil olacağınız düşüncesi mi var?
Çekingen misiniz? Asosyal misiniz?
İletişiminiz yok mu? Bu durum, iş bulma, eş bulma, eğitim yapma isteklerinize ket vuruyor mu?
Bunların geçici olduğunu, hayatı bu sorunlardan uzak, özgürce yaşamanın mümkün olduğunu bilmek ister misiniz?

Bana gelmeden önce tüm bu sorunları yaşayan bir danışanımla görüşmemiz:

Not: Kendisinden izin alınarak paylaşılmıştır. 😊

– Nasılsın canım. Olumlamalar nasıl gidiyor?
– İyiyim hocam teşekkür ederim. Olumlamalara devam ediyorum. Artık kendimi daha iyi hissediyorum.
İnsanlarla iletişim kurarken kendimi sıkmıyorum.
Sorumluluklarımı yaparken istemsizce olumlu düşünüyorum. 😅
Sizin söylediğiniz gibi yürüyorum. 😄
Bir sorunum yok çok şükür sizin sayenizde.
Çok teşekkür ederim verdiğiniz emek için 😊🙏

– Bu gelişmeler harika. 😊 🙏
Yani artık özgüvensizlik bitti diyebilir miyiz?

– Evet çok büyük oranda bitti
Mucize gibi. Hala inanamıyorum. İmkansız gibi geliyordu. 😅

– İMKANSIZ Yoktur.
Herşey mümkün. 😊 Eskiye göre artık neler yapabiliyorsun?

– Normalde kalabalık ortamlarda kendimi kasardım konuşamazdım. Konuşursam yanlış bir şey söyleyeceğim diye tedirgin olurdum ama bu hafta arkadaşlarımla konuşurken rahattım.
Şu an sizinle konuşurken de tedirgin olmam lazım ama öyle hissetmiyorum.
Verilen ödevleri zaten yanlış yapıcam diyerek önemsemeden yapıyordum. Dün kendime inanarak yaptım uzun zamandır ilk kez.
Dışarda kendimi sıkmadan yürüyebiliyorum.
İnsanlarla daha iyi anlaşıyorum.
Her konuyla ilgili olumlu düşünüyorum. Üstesinden gelirim ben hissi var.
-Tekrar teşekkür ederim💙

Özgüvensizlik, değersizlik ve yetersizlik duygularınız son bulabilir. Yeter ki başaracağınıza inanın.
İnanmak başarmanın yarısıdır.

Not: Paylaşımlar, kişinin izni alınarak ve adı soyadı gizlenerek yapılmıştır.

Ayşegül Özkonak Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
05052509633

http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

https://instagram.com/kisiselgelisimdansman/
www.aysegulozkonak.com
aysegulozkonak@hotmail.com
Sevgiyle kalın. 😊

ÖFKE DUYGUSU, İLİŞKİ SORUNLARI , TAKINTILAR

ÖFKE DUYGUSU, İLİŞKİ SORUNLARI, TAKINTILAR

Geçen gün bir danışanımla görüşmelerimiz sonrasındaki olumlu gelişmeleri konuştuk.

Benle görüşmeden önce öfkeli, korkuları olan, ağrıları olan, takıntıları olan ve eşiyle boşanma noktasına gelmiş bir bayandı.
Değişim ve dönüşüme muhteşem. 😊
Her sorunun çözülebileceğine inanın.
Yeter ki isteyelim.
Bütünün hayrına olsun.

Not: Paylaşımlar kişinin izni alınarak ve adı soyadı gizlenerek yapılmıştır.

Sevgiyle kalın. 😊
Ayşegül Özkonak

– Ayşegül Hanım merhaba nasılsınız? Size kendi gelişimlerimden bahsedeyim. 😊 Eskiden sinirlenince ciddi bir gerginlik yaşıyordum. Şimdi mesela çocuğuma kızsam bile bu kalıcı olmuyor, o sinir bozucu gerginliğim gitti… İnsanların gözlerine baktığımda yaşadığım korku gitti…
Sanki mideme kelepçe takılmış gibi… O gereksiz iştahım kesildi… Canım çok yemek yemek istemiyor… Enerjim arttı…
Şu an kafa dengi bir komşum var çocuklarımız birlikte oynuyor ve biraz yüküm azaldı…
O temizlik takıntım daha azaldı… Habire bir yerleri temizlemeye çalışma halim de gitti… Çok şükür…
Söylediklerinizi yapmaya devam 🤗🙏

– Böyle olmasını bekliyordum. Senin için harika bir durum canım . Devamı da gelecek 😄

-Öyle de oldu çok şükür 🙏🙏Belimde bu ara ciddi bir ağrı vardı bir de sağ dizimin arkasında.
Belimdeki ağrı da gitti. Çok teşekkür ederim. 😄
Sizle görüşmeden önce sizi Facebooktan takip ediyordum. O gün messengerden görüştük ya. Ama tevafuk olduğunu biliyorum o günkü konuşmamızın. Çünkü ben artık geçmişimden arınmak istiyordum.
Çok teşekkür ederim.
Yüreğinize emeğinize sağlık.

– Değişim istemekle başlar. Rica ederim canım. 😊

– Ayşegül Hanım ☺ ben size iyi bir şey daha söyleyeyim. Birincisi eşim bana dokunduğunda özellikle karnıma dokunduğunda ona aşırı tepki veriyordum demiştim ya hakikaten şu an o tepkim de yok bu çok ilginç.
Ve dün bize ve kendisine epey bir alış veriş yaptı. 🤣
Şaşkınım.
Bu gün çocuk hastaydı özel hastaneye götürdü.
Normalde 1 tl yi hesaplar bazen.
“Kendimi düzeltmek istiyorum.
Seni kaybetmek istemiyorum.” dedi.
Şaşkınım şu an.

– Terapiler bu kadar etkili canım. Ben şaşırmıyorum. 😊

– Tamam çok teşekkür ederim her şey için Allah razı olsun… Samimiyetimle söylüyorum 😊😌🙏🍀

Mutluluk ve huzur. Yanıbaşımızda. Herşey istemekle mümkün.
Sevgiyle kalın 😊
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
05052509633
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

https://instagram.com/kisiselgelisimdansman/
www.aysegulozkonak.com
aysegulozkonak@hotmail.com

KARAMSAR, MUTSUZ , UMUTSUZ MUSUNUZ?

KARAMSAR, MUTSUZ, UMUTSUZ MUSUNUZ?

Görüşmeye gelmeden önce, mutsuz, umutsuz, karamsar, her şeye öfkeli, her şeyi kafasına takan, kendisiyle ve çevresindekilerle iletişim sorunu olan bir durumda iken; görüşmemizden sonraki hali aşağıdadır. 😊

Tüm bu olumsuzluklardan kurtulmak, özgürleşmek mümkün. Yeter ki isteyelim.

Çok güzel bir söz. “Güzel şeyler paylaşmaya değer.”

Not: Konuşmayı olduğu gibi aktarıyorum. Kişiden izin alınmış ve adı soyadı gizlenmiştir.

Sevgiyle kalın. 😊
Ayşegül Özkonak

– Hocam merhaba. Yaşamımda birkaç gündür olumlu gelişmeler var. Örneğin ben araç kullanırken müzik dinlemeyi severim. Her tarz müzik dinlemeyi severim. Genellikle dinlediğim müzikler o andaki ruh halime göre değişiyor. Birkaç gündür telefonuma sözlerinde yaşam sevinci olan, sevgi dolu müzikler yükledim. Onları dinliyorum. Bugün iş arkadaşlarımda benim hakkımda olumlu eleştiriler yaptılar. Bu aralar yüzün daha çok gülüyor dediler, eskisi gibi öfkelenmiyorsun dediler, kafanı bir şeye takıp o taktığın olayı düşünüp gününü berbat etmiyorsun dediler. Bu olumlu gelişmeleri sizinle paylaşmak istedim hocam.

– Çok sevindim. Böyle olmasını bekliyordum. 😊
Bu sizin adınıza olumlu bir gelişme. Çok teşekkür ederim geri dönüş yaptığınız için. 😇

– Asıl ben teşekkür ederim, bu gelişmeler de katkınız büyük. 😁

– Olumlu değişime devam

– Devam hocam. Bu gelişmeler beni daha da heyecanlandırıyor.

– 😄👍 Harika.

– Ayrıca anı yaşamanın keyfi de başka. Facebookta paylaşımlarım değişti. Artık pozitif paylaşımlar yapıyorum. Bir de anı daha çok yaşamaya başladım. Gün içinde mutluluk zamanlarım daha da çoğaldı. Dün gece kızıma masal okudum. Masalı kendim uydurdum. Sürekli mutsuz olan ve sürekli mutlu olan iki çocuk karakter oluşturdum kafamda. Mutluluğu tercih eden çocuğun hayatında hiç aksilik olmadığını ama mutsuzluğu tercih eden çocuğun hayatında hep terslikler olduğunu anlattım. Kızım çok mutlu oldu. Ve sabah benle uyandı. Baba ben dün akşam mutlu uyudum ve sabahta her zamankinden daha erken ve mutlu kalktım dedi. Bu da haliyle bizi mutlu etti.😁 Güzel şeyler paylaştıkça çoğalır demiştim. Mutluluğumuzda öyle. Ne kadar hayata gülüyorsak o kadar hayatta bize gülüyor. Bundan sonra felesefelerimden bir tanesi de bu olacak : “Mutlu ol, mutlu et”. Tabi bu süreçte sizin emeğiniz çok fazla. Bundan dolayı size şükranlarımı, sevgimi sunuyorum. Çok teşekkür ederim hocam. Bu arada eğer sizin için uygunsa Perşembe günü saat 19:00 ya da sonraki saatlerde yine görüşelim hocam. Bana çok iyi geldiniz, eksik olmayın hocam. İyi ve mutlu günler dilerim .😁🙏

– Bu geri dönüşünüz muhteşem… 😊 Hele de minik yavruya sirayet etmesi ayrı bir sevinç. Sizler mutlu olduğunuzda ben daha çok mutlu oluyorum inanın. Ne mutlu bana. 😊
İlk konuşmamızda söylediğim gibi. “Sen değişince dünyan da değişir”. Bakış açımızı değiştirmek muhteşem bir değişim sağlar.
😊
Rica ederim. Tabi ki görüşürüz. Selamlar. 🙏 😇
…..
Değişim ve dönüşümü yeter ki isteyelim. Mutluluk içimizde.
Sevgiyle kalın. 😊
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
05052509633
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

https://instagram.com/kisiselgelisimdansman/
www.aysegulozkonak.com
aysegulozkonak@hotmail.com

ÇOCUKLARA YAPILAN CİNSEL İSTİSMARA KARŞI BİZLER NELER YAPMALIYIZ?

ÇOCUKLARDA CİNSEL İSTİSMARA KARŞI BİZLER NELER YAPMALIYIZ?

Son günlerde artan taciz olaylarını üzülerek izliyor, kızıyor, hatta isyan ediyoruz. Bununla birlikte kolluk görevlileri ve adalet gerekeni yaparken, biz hangi önlemleri almalıyız bunları biliyor muyuz?Acaba bize düşen görevler yok mu?
Bizler de sevdiğimiz, gözümüzden sakındığımız,canımız varlıklarımıza farkında olmadan kötülük ediyor olabilir miyiz?
Çocuğunuzun belli bir yaşa geldi.Bir yandan da neler yapabileceğiniz konusunda kaygılısınız öyle değil mi?

Öncelikle bu vakaları önleme konusunda yapılacaklara bakalım:.

a.Çocuk kendi başına yıkanabilecek duruma geldiğinde, kendisinin duş almasını öğretebilirsiniz.

b.Cinselliği öğrenmeden önce de öğrendikten sonra da çıplak olarak birlikte duş almak doğru değil.

c.Odasına izinsiz girmek, kişisel sınırının ihlal edileceğine inanmasına neden olur.

d.Özel bölgelerine kimsenin dokunmasına izin vermemeyi öğretebilmelisiniz.

e.Onunla sorunlarını paylaşabilmelisiniz. Küçük hatalarda cezalandırmaktan kaçınmalı.Öyle yaparsanız, tacize uğradığında size söylemekten kaçınabilir.

f.Tacize ve kaçırılmaya karşı nasıl davranacak? Bunu ailece yaptığınız bir mizansenle öğretebilirsiniz.Yani oyun oynar gibi…Böyle bir oyun kurgulayıp, o anda nasıl da kuvvetle bağıracağını da yaşatarak. Ama öğretirken insanlardan korkan, çekinen tavır sergilememesine de dikkat etmelisiniz. Hayata güvensiz olmamasına dikkat etmelisiniz.
Ayrıca çocuğumuzun başına birşey gelir mi düşüncesinden kurtulun.Çünkü ne düşünürsek onu hayatımıza çekeriz. Aklınıza kaçırılabilir düşüncesi geldiğinde hemen başka bir düşünceye geçin. Kaçırılma korkusunu aşamıyorsanız bir uzmandan destek alın. Aksi halde bu korkunuzu, hayata olan güvensizliğinizi çocuklarınıza da aktarırsınız.
Bu yapmamız gereken davranışın bir tarafı.
Diğer taraf ise, çocuğumuzu severken nasıl sevdiğimizle alâkalı. Her anne baba çocuğunu sever ancak bazı anne babalar bu sevmeyi abartmakta hatta dudaktan öpmektedir. Bu davranış son derece yanlış. Nedenine gelince; 3-5 yaşlarını kapsayan cinselliği tanıdığı (fallik) dönemde çocuk; cinselliği öğrenir; karşı cinsten ebeveynini paylaşmaz hatta sahiplenme davranışı gösterir… Bu yaş döneminde annesiyle evlenmek istediğini söyleyen çok erkek çocuk görülmektedir mesela…Ya da babasıyla evlenmek istediğini ifade eden kız çocukları…Bu dönemin sonunda ise, babasına ya da annesine karşı hissettiği cinsel dürtüler baskılanır. Yine bu dönemlerde cinsel uyarılar içeren mesajlardan uzak durulması gerekmektedir. Örneğin dudaktan öpme, poposuna dokunma, şaplak vurma, öpme davranışı gerçekleştirirken, çocuğunuzu cinsel istismara açık olmasına neden olabilirsiniz.
Bir takipçim demişti ki “Ben çocuğuma diyorum ki; “dudaktan popondan öpüyorum ama benden başka kimseye öptürme. Dedene, babana, amcana, yabancıya…” Fakat bir gün amcası poposuna hafifçe şaplak vurmuş, çığlık çığlık bağırıyor, ağlıyor kendisine dokundu diye. Ne yapmalıyım bu durumda hocam?”
Yapacak tek şey kendinize mübah saydığınız davranışı yapmamak çocuğunuza…Zira çocuğa yapılmaması gereken davranışı yapıp, sonra da öğüt verirseniz; baba ya da amcadan gelen küçük bir davranışı çocuğun yanlış anlayıp zihninde fırtınalar esmesine neden olabilirsiniz…O yüzden çocuk, karşısındaki kişi kim olursa olsun, kendi bedeninin özel olduğunu bilmeli. Ayrıca da kendine ve bedenine saygı duymayı da…

Eğer dudaktan öperseniz neler olabilir?

a.Normal Ebeveyn-çocuk ilişkisinden çok, sapkın(ensest)ilişkiyi çağrıştırabilirsiniz çocuğunuzun bilinçaltında farkında olmadan.

b.Öyle olmasa bile, çocuk bilinçaltında kendisinin böyle bir sapkınlığı yaşadığı düşüncesi geliştirebilir.Ya da tacize uğradığı düşüncesini…

c.Ergenlik ve yetişkinlikte, bu erkek çocuklar aşık olamaz, sevemez, sevgili değiştirip durabilir. Anneye benzer birilerini arar hayat boyu ve mutlu olamayabilir. Ayrıca böyle kız çocuklarında da aynı durum geçerli baba-kız arasındaki ilişkide…

d.Dudaktan öpüşmenin doğru olduğuna inanıp, erkek-kız kardeş arasında da bu davranışı gerçekleşebilirler ve siz ensest ilişki tohumları atmaya neden olabilirsiniz farkında olmadan…

e.Ya da başkasının dudağından öpmesinin sevgi gösterisi olduğuna inanıp ses çıkarmaz ve tacize kapı aralamış olursunuz,
hem de istemeden.

Ayrıca dudaktan öpmek; tükürük ve boğaz salgıları aracılığıyla bulaşan;
yüksek ateş, halsizlik, boğaz ve baş ağrısı, ilerlemiş durumda tedavide geç kalınırsa dalak yırtılmasından menenjite, zatürree’den kalp zarının iltihaplanmasına neden olabilen;
ve halk arasında ‘öpücük hastalığı’ olarak bilinen “Enfeksiyöz Mononukleoz”a da neden olabilir., (bknz. Enfeksiyon mononükleaz)

Ayrıca ‘aşkım, sevgilim’ kelimelerinin kullanılması da doğru değil evlatlar için…Bu kelimeleri eşiniz için kullanın ama çocuklarınıza o kelimelerin yerine ‘yavrum, canım kızım ya da canım oğlum vb. sözler, ebeveyn-çocuk ilişkisini çağrıştırması bakımından daha doğru kelimelerdir.

Peki biz hiç mi çocuğumuzu, torunumuzu sevmeyeceğiz? Tabi ki seveceğiz. Ama samimi,içten,sevgi dolu ve de ŞEFKATLE…Cinselliği çağrıştıracak bölgelere dokunmadan…

Sevgiyle kalın…
Ayşegül Özkonak
05052509633
www.aysegulozkonak.com
aysegulozkonak@hotmail.com
www.aysegulozkonak,com
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

ERGENLİK ÇAĞINDAKİ ÇOCUĞUM BENİMLE KONUŞMUYOR

ERGENLİK ÇAĞINDAKİ ÇOCUĞUM BENİMLE KONUŞMUYOR
Ergenlik çağındaki bir çocuğun içe kapanık olmasının pek çok nedeni vardır.
Bunlardan en önemlisi; eğer ergen anne babayla konuşmaktan kaçınıyor, kısa cevaplar veriyor, soruları geçiştiriyor, sır saklıyorsa; ebeveynine güven duymuyordur.
Anlık ya da geçmişte yaşadıklarını, duygularını, fikirlerini paylaşacağı zaman, ağzını her açtığında susturulan, eleştirilen, yargılanan, suçlanan, değiştirilmeye çalışılan, onaylanılmayan, anne baba tarafından dinleniyor görünüp, dinlenilmeyen, sürekli kontrol altında tutulan, gereksiz baskı uygulanan, yönlendirilmeye çalışılan, olduğu gibi kabul edilmeyen ergen; sır saklar, ebeveyniyle kendi arasına duvar örer.
Onunla arkadaş değil, DOST EBEVEYN olmak çözüm sağlar.
Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
#Yaşam #Aile #Öğrenci #Spirituel #Theta #iletişim
aysegulozkonak@hotmail.com
info@aysegulozkonak.com

ÇOCUĞUM ÖFKELİYKEN, KIZGINKEN, KIRGINKEN NE YAPMALIYIM?

ÇOCUĞUM ÖFKELİYKEN, KIZGINKEN, KIRGINKEN NE YAPMALIYIM?

Kendi duygularını ve başkalarının duygularını fark eden ve anlayan; empati yapan birey, daha sevgi doludur.
Sevgi ise; birleştiricidir. İletişiminiz böylece daha da güçlenir.

Çocuğunuz öfkeli, kızgın, heyecanlı, ağlamaklı mı? Onun beden dilini okuyun.
Sorduğunuzda “iyiyim” diyorsa ya da geçiştiriyorsa; kelimeleri değil,
kelimelerin altında yatan duyguyu hissedin.
Ve geri yansıtın.
“Sesinden üzgün olduğunu hissettim.”
“kızgın görünüyorsun”
“heyecanlı görünüyorsun.”
Bunları söylerken, sorgulamadan, yargılamadan, bilmiş tavırlardan kaçının.

“Neden kızgınsın?” Derseniz, onu sorgulamış olursunuz.
Bu durumda çocuk, düşünür ama hissetmez.

“Ağlanır mı? Sen çocuk gibi başladın yine ağlamaya!?”
Diyorsak, yargılamış oluruz. Aklınızda olsun. Bizi yargılayan birini dost olarak kabul etmeyiz öyle değil mi?…

“Kızgın olduğunu biliyorum. Benden saklayamazsın! ”
Bu söz de bilmişlik taslamak olur.
Bu durumda size anlatacağı varsa da anlatmaktan kaçınır.

Dinleyin. Sadece dinleyin ve geri yansıtın.

Eleştiri, yargılama, kınama, suçlamadan uzak durarak; bedenen, zihnen, ruhen, duygusal olarak onun yanında olduğunuzu hissettirerek sağlayın bunu.
“Böyle mi hissettin?”
“Sen ne düşünüyorsun?”
“Bu durumda nasıl davranmayı düşünüyorsun?”

Hatayı ne tamamen onun üzerine, ne de tamamen başkasının üzerine atmadan;
sorduğunuz doğru sorularla, doğru kararı yine kendisinin vermesine yardımcı olun.

Eğer sorun sizinle onun arasındaysa; birbirinize zaman tanıyıp sakinleşip, ikinizin de duygu ve davranış nedeninizi belirtip, gerektiğinde özür dilemelisiniz.
Bu arada tabi ki duygularını ifade edince de mutlu olacağını, sakin kalacağını hemen beklemeyin. Bu bir süreç. Zihninde duygu ve düşüncenin yapılanması lazım.

Aklınızda olsun. Amacımız
çocuğumuzun farkındalığını sağlamak ve iletişimini artırmak olmalı. Duyguyu yansıtmamızın amacı da farkındalığını sağlamaktır.
Düşünce ve duygusunu ayırd etmesine yardımcı olmalıyız.

Böylece kendisine yetebilen ve hayatını anlamlı olarak, kimseye bağımlı olmadan yaşayabilmesini sağlamak olmalı.

Siz de çocuğunuzun bu niteliklere sahip olmasını istemez misiniz?

Sevgiyle kalın. Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

İLETİŞİMİNİZ NASIL?

İLETİŞİMİNİZ NASIL?

İnsanlarla iletişiminiz nasıl?
a. Sık sık sorun yaşıyorum.
b. Zaman zaman yaşıyorum.
c. Hiç yaşamıyorum.

Test yapmamın amacını, yazının tamamını okuduğunuzda bulacaksınız.

Güzel memleketimin güzel insanlarının konuşmalarına çok tanık olmuşluğum var. Belli bir süre görüşmediği bir arkadaşıyla ya da bir komşusuyla karşılaştığında;
“Na’pıyon?”
Karşısındaki cevap verir.
“İyiyiz valla sen Na’pıyon?”

Sorduğu soru “ne yapıyorsun?” dur…
“nasılsın?” demiyor yani.
Aslında soru da, cevap da gerçekçi değildir. Sormak için sorulmuş, ya da cevap vermiş olmak için cevap verilmiştir.

Eğer iletişim sorunu varsa genellikle yapılan bir hata; bireylerin gerçek duygularını değil, genellikle düşüncelerini söylemelerinden;
anlamsız sorularından, kaçamak ya da anlamsız cevaplar vermelerinden kaynaklanır.

Birisine;
” Şu an ne hissediyorsun?”
Dediğimizde, cevap olarak örneğin;
” Çıldırmak üzereyim. Sanki her şey elimden kayıp gidiyor gibi. Hiçbir şey benim isteğim şekilde gitmiyor.” Diye cevap verir. Yani düşüncesini söyler.
Duygusunu değil.

Oysa duygusu büyük ihtimalle şöyledir.
” Kontrol elimden çıktığı için kaygılanıyorum. / Endişe duyuyorum. / İsteklerime kavuşamamaktan dolayı korku duyuyorum. ”

Bir başka örnek;
Bir erkek ya da kadın, eşine ya da çocuklarına çok para harcadığı için kızıyorsa;
“Amma da müsrifsin. Sen ailemizi batıracak mısın? Kastın bu mu?”
dediğini varsayalım. Karşıdakiler de suçlandıkları için kendini savunmaya geçecektir. Tartışmalar, kavgaya dönüşebilir. Onun yerine, kendi duygularına odaklanıp, esas duygusunu da ifade etse; ” canlarım, bu ayki harcamalarımız çok artmış. Aylık yetişmeyecek gibi; borçları ödeyememekten korkuyorum” dese; hem karşıdakileri suçlamamış, hem duygusunu ifade etmiş olacak. Hem aile birliktelikleri artacak, hem de kavga oluşmadan, kırılıp incinmeden, küsmeden bireysel harcamalarına daha dikkat edecekler.

Örnekleri artırabiliriz. Peki bu tutumları nereden öğrendik? Düşünsenize… Duygularımızı ifade etmemiz çocukken kim bilir kaç kez engellendi. Yasaklandı, ayıp karşılandı.
” Sen ablasın/ abisin sus.”
” Çok güldük ağlayacağız”
” Erkekler ağlamaz”
” Üzülecek ne var?”
” Koca adamsın/ koca kızsın”
” Üzüldüğünü kimseye belli etme. Dost var düşman var. ” Kan kus, kızılcık şerbeti içtim de”…Gibi, gibi.
Bize bunları öğretenler de, daha önceki atalarından öğrendiler. Belki ortak bilinçten, belki korku kültüründen, belki de kısa süreliğine soruna çözüm sağlamak istedikleri için böyle söylediler ya da davrandılar.
Biz de duygularımızı saklamayı öğrendik. O yüzdendir ki kurduğumuz cümleleri ya yanlış ya eksik kuruyoruz ya kendimizi karşımızdakine anlatamıyoruz veya anlayamıyoruz. Çatışmalar ve iletişimsizlik de işte tam buradan kaynaklanıyor.

Karşımızdaki kişiyle iletişimi güçlendirmek için doğru soru sorabilmeli ve doğru cevap verebilmeliyiz.
Doğru iletişimi sağlamak için, partnerimizin, evli isek eşimizin, varsa çocuğumuzun duygularını öğrenmemiz, duygularını ifade etmesine izin vermemiz; çatışma varsa, onun öncesinde de kendi duygularımızı hissetmemiz gerekir. Duygular bir enerjidir. Bedenimizde hareket halindedir. O duyguya odaklanıp, hissetmeye çalışabiliriz.
Öfkeliysek; ” şu an öfkeliyim. Sakin kafayla düşünmek istiyorum. Bunu ikimiz de sakinken daha sonra konuşalım.”
Diyebilmeliyiz.
Not : A ve B şıkkını cevapladıysanız, duygunuzu daha fazla ifade etmeyi deneyin.
C şıkkını cevapladıysanız, ya her şeye ‘evet’ diyorsunuz, ‘hayır’ diyemiyorsunuz, duygularınızdan, kendinizden kaçıyorsunuz; ya da iletişiminiz muhteşem.
Sizce hangisi?…

Duygularınızı doğru aktarabilmeniz dileğiyle. Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
05052509633
www.aysegulozkonak.com
aysegulozkonak@hotmail.com
www.aysegulozkonak,com
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

Page 1 of 8

Ayşegül Özkonak