Ayşegül Özkonak

Kişisel Gelişim

Category: Anne-Baba-Çocuk (Page 1 of 5)

KAYINVALİDE VE GELİN SORUNLARI BİTER Mİ?

KAYINVALİDE VE GELİN SORUNLARI BİTER Mİ?

Genç bir çift, erkeğin ailesine yakın oturuyor. Kayınvalide de her akşam onları yemeğe çağırıyormuş. Genç Bayan, sorun çıkmasın diye sesini de çıkaramıyor,
stres yaşıyor, mutsuz oluyor ve bu mutsuzluğu eşine yansıtıyormuş.

Kadının da erkeğin de algısını ve bakış açısını değiştirdik.

Şimdi daha mutlular. Genç bayan; “Eskiden kayınvalideme zorla, gerginlikler yaşayarak giderdim. Şimdi severek gidiyorum” Diyor.
… Bazı kayınvalideler iyi niyetle; evlatlarını her akşam yemek yemeye, pasta börek yemeye çağırabiliyor.

Bilmiyor ki gençler bu durumdan rahatsız oluyor; bu da evlilikleri olumsuz etkiliyor.

Aile mutluluğu ve huzuru için, ailesel sınırı bilmek önemli.
Anne baba ne kadar iyi niyetli olursa olsun; çocuklar evlendiğinde, her akşam birlikte olmayı istemek de; haftada bir birlikte olmayı istemek de doğru değil.
Onların da bir evleri var. Onlar da bir aile oldu ve sorumlulukları var. Saygıları, sevgileri, ilgileri, merhametleri, vicdanları olduğu sürece, o çocuklar yine sizin çocuğunuz.

Yeter ki, herkesin mutluluğu ve huzuru için sınırı ve dengeyi koruyalım.

Çiftlerin danışmanlığında küçük bir dokunuş ile, düşünceyi, inancı, algıyı değiştirince; aileler daha mutlu ve huzurlu olabiliyor.

Not : Danışandan izin alınmış ve adı soyadı gizlenerek paylaşım yapılmıştır.

Sevgiyle kalın…

Ayşegül Özkonak Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
05052509633

BANA YALAN SÖYLÜYOR !

BANA YALAN SÖYLÜYOR !

Eşinize (partnerinize) ve çocuğunuza yapacağınız her öfkeli tavrınız, baskı kurmanız, yönlendirmeye çalışmanız, sürekli her davranışını kontrol etmeniz, eleştirmeniz, kınamanız, suçlamanız, yargılamanız sonrası; hem yalanlar duymaya, hem de ruhen ve bedenen sizden uzaklaşmalarına hazırlıklı olmalısınız.

Sevgiyle kalın…

Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı
05052509633
www.aysegulozkonak.com
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

https://instagram.com/kisiselgelisimdansman/
aysegulozkonak@hotmail.com
#Sağlık #aile #yaşam #mutluluk #kişiselgelişim #eğitim #NLPeğitmeni #zihin #beden #başarı #profesyonelkoç #eğitim

BOŞANMAK SON ÇAREDİR

BOŞANMAK SON ÇAREDİR
Evliliğinizde boşanma kelimesinden uzak durun. Önce çözüm arayışlarına girin. Bir danışmana gidin. “Her yolu denedim. Olmuyor” derseniz o zaman boşanın. Aksi halde değişimin kolay olduğu ve gözünüzün önünde olduğu o mutluluğu kaçırırsınız.

Sevgiyle kalın. Ayşegül Özkonak

Daha öncesi bireysel sıkıntılarla birlikte, evlilik sorunları, huzursuzluk, iletişimsizlik ve boşanma aşamasına gelmişken; görüşmelerimiz sonrası sonuçtan benim de mutlu olduğum ailemiz…😊

– Merhaba Ayşegül hanım öncelikle size çok teşekkür ederim. Sizin seanslarınız sayesinde evime huzur geldi. Eşim şimdi daha mutlu kafası daha rahat şimdi, gülüyor şakalaşıyor. “Ben iyiyim” diyebiliyor. Bizimle daha çok vakit geçiriyor, beni mutlu etmeye çalışıyor. Bu olumlu gelişme beni ve çocuklarımı da olumlu yönde etkiledi. Önceden hayata küsmüştü. Hayatla barıştı artık. İntiharı bile düşündüğünü söylüyordu. Kendisini hiç sevmiyordu. Şimdi bu olumsuzluklardan kurtuldu diyebiliyorum. Her şey için tekrar çok teşekkür ederim😊

– Canım benim. Sizlerin mutluluğu benim de mutluluğum. 😊 🙏 Bu muhteşem gelişmelerden beni haberdar ettiğin için ben çok teşekkür ederim. Mutluluğunuz daim olsun. 😊

Not: Paylaşım izin alınarak ve adı soyadı gizlenerek yapılmıştır. 😊
Bütünün hayrına olsun.
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
05052509633
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

https://instagram.com/kisiselgelisimdansman/
www.aysegulozkonak.com
aysegulozkonak@hotmail.com

ÇOCUKLARA YAPILAN CİNSEL İSTİSMARA KARŞI BİZLER NELER YAPMALIYIZ?

ÇOCUKLARDA CİNSEL İSTİSMARA KARŞI BİZLER NELER YAPMALIYIZ?

Son günlerde artan taciz olaylarını üzülerek izliyor, kızıyor, hatta isyan ediyoruz. Bununla birlikte kolluk görevlileri ve adalet gerekeni yaparken, biz hangi önlemleri almalıyız bunları biliyor muyuz?Acaba bize düşen görevler yok mu?
Bizler de sevdiğimiz, gözümüzden sakındığımız,canımız varlıklarımıza farkında olmadan kötülük ediyor olabilir miyiz?
Çocuğunuzun belli bir yaşa geldi.Bir yandan da neler yapabileceğiniz konusunda kaygılısınız öyle değil mi?

Öncelikle bu vakaları önleme konusunda yapılacaklara bakalım:.

a.Çocuk kendi başına yıkanabilecek duruma geldiğinde, kendisinin duş almasını öğretebilirsiniz.

b.Cinselliği öğrenmeden önce de öğrendikten sonra da çıplak olarak birlikte duş almak doğru değil.

c.Odasına izinsiz girmek, kişisel sınırının ihlal edileceğine inanmasına neden olur.

d.Özel bölgelerine kimsenin dokunmasına izin vermemeyi öğretebilmelisiniz.

e.Onunla sorunlarını paylaşabilmelisiniz. Küçük hatalarda cezalandırmaktan kaçınmalı.Öyle yaparsanız, tacize uğradığında size söylemekten kaçınabilir.

f.Tacize ve kaçırılmaya karşı nasıl davranacak? Bunu ailece yaptığınız bir mizansenle öğretebilirsiniz.Yani oyun oynar gibi…Böyle bir oyun kurgulayıp, o anda nasıl da kuvvetle bağıracağını da yaşatarak. Ama öğretirken insanlardan korkan, çekinen tavır sergilememesine de dikkat etmelisiniz. Hayata güvensiz olmamasına dikkat etmelisiniz.
Ayrıca çocuğumuzun başına birşey gelir mi düşüncesinden kurtulun.Çünkü ne düşünürsek onu hayatımıza çekeriz. Aklınıza kaçırılabilir düşüncesi geldiğinde hemen başka bir düşünceye geçin. Kaçırılma korkusunu aşamıyorsanız bir uzmandan destek alın. Aksi halde bu korkunuzu, hayata olan güvensizliğinizi çocuklarınıza da aktarırsınız.
Bu yapmamız gereken davranışın bir tarafı.
Diğer taraf ise, çocuğumuzu severken nasıl sevdiğimizle alâkalı. Her anne baba çocuğunu sever ancak bazı anne babalar bu sevmeyi abartmakta hatta dudaktan öpmektedir. Bu davranış son derece yanlış. Nedenine gelince; 3-5 yaşlarını kapsayan cinselliği tanıdığı (fallik) dönemde çocuk; cinselliği öğrenir; karşı cinsten ebeveynini paylaşmaz hatta sahiplenme davranışı gösterir… Bu yaş döneminde annesiyle evlenmek istediğini söyleyen çok erkek çocuk görülmektedir mesela…Ya da babasıyla evlenmek istediğini ifade eden kız çocukları…Bu dönemin sonunda ise, babasına ya da annesine karşı hissettiği cinsel dürtüler baskılanır. Yine bu dönemlerde cinsel uyarılar içeren mesajlardan uzak durulması gerekmektedir. Örneğin dudaktan öpme, poposuna dokunma, şaplak vurma, öpme davranışı gerçekleştirirken, çocuğunuzu cinsel istismara açık olmasına neden olabilirsiniz.
Bir takipçim demişti ki “Ben çocuğuma diyorum ki; “dudaktan popondan öpüyorum ama benden başka kimseye öptürme. Dedene, babana, amcana, yabancıya…” Fakat bir gün amcası poposuna hafifçe şaplak vurmuş, çığlık çığlık bağırıyor, ağlıyor kendisine dokundu diye. Ne yapmalıyım bu durumda hocam?”
Yapacak tek şey kendinize mübah saydığınız davranışı yapmamak çocuğunuza…Zira çocuğa yapılmaması gereken davranışı yapıp, sonra da öğüt verirseniz; baba ya da amcadan gelen küçük bir davranışı çocuğun yanlış anlayıp zihninde fırtınalar esmesine neden olabilirsiniz…O yüzden çocuk, karşısındaki kişi kim olursa olsun, kendi bedeninin özel olduğunu bilmeli. Ayrıca da kendine ve bedenine saygı duymayı da…

Eğer dudaktan öperseniz neler olabilir?

a.Normal Ebeveyn-çocuk ilişkisinden çok, sapkın(ensest)ilişkiyi çağrıştırabilirsiniz çocuğunuzun bilinçaltında farkında olmadan.

b.Öyle olmasa bile, çocuk bilinçaltında kendisinin böyle bir sapkınlığı yaşadığı düşüncesi geliştirebilir.Ya da tacize uğradığı düşüncesini…

c.Ergenlik ve yetişkinlikte, bu erkek çocuklar aşık olamaz, sevemez, sevgili değiştirip durabilir. Anneye benzer birilerini arar hayat boyu ve mutlu olamayabilir. Ayrıca böyle kız çocuklarında da aynı durum geçerli baba-kız arasındaki ilişkide…

d.Dudaktan öpüşmenin doğru olduğuna inanıp, erkek-kız kardeş arasında da bu davranışı gerçekleşebilirler ve siz ensest ilişki tohumları atmaya neden olabilirsiniz farkında olmadan…

e.Ya da başkasının dudağından öpmesinin sevgi gösterisi olduğuna inanıp ses çıkarmaz ve tacize kapı aralamış olursunuz,
hem de istemeden.

Ayrıca dudaktan öpmek; tükürük ve boğaz salgıları aracılığıyla bulaşan;
yüksek ateş, halsizlik, boğaz ve baş ağrısı, ilerlemiş durumda tedavide geç kalınırsa dalak yırtılmasından menenjite, zatürree’den kalp zarının iltihaplanmasına neden olabilen;
ve halk arasında ‘öpücük hastalığı’ olarak bilinen “Enfeksiyöz Mononukleoz”a da neden olabilir., (bknz. Enfeksiyon mononükleaz)

Ayrıca ‘aşkım, sevgilim’ kelimelerinin kullanılması da doğru değil evlatlar için…Bu kelimeleri eşiniz için kullanın ama çocuklarınıza o kelimelerin yerine ‘yavrum, canım kızım ya da canım oğlum vb. sözler, ebeveyn-çocuk ilişkisini çağrıştırması bakımından daha doğru kelimelerdir.

Peki biz hiç mi çocuğumuzu, torunumuzu sevmeyeceğiz? Tabi ki seveceğiz. Ama samimi,içten,sevgi dolu ve de ŞEFKATLE…Cinselliği çağrıştıracak bölgelere dokunmadan…

Sevgiyle kalın…
Ayşegül Özkonak
05052509633
www.aysegulozkonak.com
aysegulozkonak@hotmail.com
www.aysegulozkonak,com
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

Çocuğunuzu ne kadar tanıyorsunuz?

ÇOCUĞUNUZU NE KADAR TANIYORSUNUZ?
Boş zamanlarımda çok sevdiğim sanat müziği korolarına katılırım. Korolarımın birinde benim yaşam koçluğu yaptığımı öğrenen bir arkadaş :
– Hocam bir yeğenim var. Üniversite sınavına girecek, çok başarısız. Yardımcı olur musunuz? Dedi. (Sınava da 3 ay kalmış).
-Kaygısı varsa olur da, sınava üç ay kala yardımcı olamam. Sene başında çalışmamız gerekirdi. Dedim.
– Hocam n’olur, size çok ihtiyacımız var. Bildiğiniz gibi değil. Diye ısrar edince, koro arkadaşım olduğu için de kendisini kıramadım.
– Yalnız hocam şöyle bir şey var. Babası çocuğun başaracağına inanmıyor. Annesiyle beraber,
‘’ sorunu çözmek için bir yaşam koçu arayalım ‘ dedik.
– Ben yaşam koçu falan anlamam. Para falan da vermem. Ne haliniz varsa görün. Bu oğlandan adam olmaz. Diyor. Ama biz, sizden yardım istiyoruz. Son çaremiz sizsiniz.
Kabul ettim. Birlikte yeğeninin evlerine gittik. Anne ve baba beni karşıladı ama, baba alı al moru mor. Kıpkırmızı surat. Öfkeli.Kuralcı ve baskıcı, mavi ve kırmızı kişilikli.Tokalaşırken; gelişimden memnuniyetsiz tarzda tokalaşıyor benimle.
Koro arkadaşım olan bayan, çocuğun halası. Daha önce durumu anlattığı için bu davranışa hazırlıklıydım. Yaşam koçluğu konusunda, benimle görüşmeden önce babayı ikna etmek için çok uğraşmışlar.
Anne, yumuşak başlı, ara bulucu, ama eşinin gerginliğinden dolayı tedirgin.
Delikanlı sarı kişilikli. Rahat, sorumluluk alma, zaman yönetimi konusunda başarısız. Okula geç gittiği için, devamsızlıktan atılma durumunda. Biraz sohbet ettik.
Sorunun, sınavdan daha önemlisi, baba-oğul çatışması olduğunu farkettim. Özel konuşmam sırasında, babanın oturdukları site içerisinde oğluna hakaret ettiğini öğrendim.

Delikanlıyla özel konuşmamda diyor ki:
– Ben çalışıyorum. Okulda, etütde çalışıyorum. Ben de ona hakaret edeceğim ama hakaretlerin en büyüğünü edeceğim. Hakaret etmesin çalışırım.

Babayla konuşuyoruz. Gergin ve oğlu çalışmıyor diye öfkeli.
– Çalışsın hakaret etmem. Diyor.
Kendisine dedim ki :
– Önce sizinle çalışmalıyız. Öfke yönetimini sağlamalıyız. Nefes ve gevşeme terapisi uygulayıp, bunları bir başınıza nasıl yapacağınızı öğreteceğim.
Ve devam ettim:
-Trafikte kırmızı ışıkta ne yaparsınız?
-Dururum.
-O sürenin biteceğini, kırmızı ışığın yeşile döneceğini bilirsiniz değil mi?
– Evet.
– Bu bir süreç mi?
– Evet.
– Çocuğunuz da bir sınava girecek. Şu anda da ailece bir süreçtesiniz. Ama bitecek. Bu süreci nasıl geçirmek istersiniz? Öfkeli, gergin, tedirgin, kaygılı mı? Yoksa daha sakin, güvenli mi? Hayat seçimlerden ibaret. Onu nasıl yaşayacağınız da sizin seçiminiz.
– Hocam hiç böyle düşünmemiştim. Dedi.

Daha sonraki teknik çalışmalarımızda, çocuğunun sarı- yeşil kişilikte olduğunu, yakınlaşmacı bir motivasyona sahip olduğunu, hangi sözleri kullanırsa oğluna nasıl etki edeceğini, işitsel ve dokunsal temsil sistem ağırlıkta olduğu için ona nasıl davranması gerektiğini, hangi zeka çeşidine, hangi davranış kalıplarına sahip olduğunu anlattım. Kendisinin ve eşinin kişiliklerinden, çocuklarına karşı nasıl tavır sergilemelerinden bahsettim.

Delikanlıyla kaygı giderme ve diğer çalışmalarımız sonrası olumsuz davranışlar düzeldi. Motivasyonu arttı. Evdeki gergin, patlamaya hazır hava gitti. Sakinlik ve huzur geldi.
Babayla bir ara telofonda görüşürken bana şunları söyledi:
– Hocam, oğlum 18 yaşında. Ve ben oğlumu şimdiye kadar hiç tanımamışım. Sayenizde oğlumu tanıdım. Sağ olun. Artık sohbet edebiliyoruz artık.

İlk karşılaşmamızda oğluna öfkeden kızarmış bir suratla ,‘’bu yaşam koçu da kimmiş?’’ diye yargılayan, güvensiz bakışlarla bakan baba; bir daha ki görüşmelerimizde; artık gülümseyerek, daha sakin, güvencini, minnet, sevgi ve saygı dolu bakışlarını hissettirerek tokalaşıyordu benimle.

O delikanlı ne mi oldu ?
İstediği makine mühendisliğini kazandı.
Eğer çocuğumuzu tanır, kişiliğini, hangi motivasyona sahip olduğunu, davranış kalıplarını, hangi zeka çeşidini kullandığını bilirsek; davranışı düzelir, iletişimimiz kolaylaşır, başarısı da artar.
Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak
Öğrenci Koçu Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
05052509633
www.aysegulozkonak.com
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

https://instagram.com/aysegulkisiselgelisim/
aysegulozkonak@hotmail.com
#Sağlık #aile #yaşam #mutluluk #kişiselgelişim #Spirituel #kuantum #eğitim #NLPeğitmeni #theta #ruhsal #zihin #beden #başarı #profesyonelkoç #eğitim

ÇOCUKLARIN KİŞİLİK GELİŞİMLERİNDE ETKİLİ OLAN AİLE TUTUMLARI

ÇOCUKLARIN KİŞİLİK GELİŞİMLERİNDE ETKİLİ OLAN AİLE TUTUMLARI

1. AŞIRI KORUYUCU AİLE : Anne baba aşırı koruyucu ve kollayıcıdır. Her işi anne baba yapar. Çocuğa sorumluluk verilmez. Çocuk başkalarına bağımlı ve kendine güvensiz yetişmektedir. Özel dersler aldırılır. O yüzden de çocuktan beklenti yüksektir. Çocuk il dışı bir fakülteyi de kazansa aileden ayrılamaz, aile de ondan…Çocuk, bazı saplantıları, takıntıları olan, özgüven ve iletişim sıkıntısı olan bir birey olabilir.

2 AŞIRI HOŞGÖRÜ VE ÖZEN GÖSTERME: Doğru ya da yanlış davranışında kayıtsız şartsız hoş görüyle karşılaşan çocuk; bencil, doyumsuz, sınır tanımayan, bağımlılıkları olan ve herkesin her ortamda dikkatini çekmeye, bütün ilgiyi üzerinde toplamaya çalışan, sorumsuz, kırılgan, her dediği anında olsun isteyen, sabırsız, şımarık, antisosyal, sosyal ortama girdiğinde içe kapanık veya kurallara uymayan, öfke kontrolü sağlayamayan bir birey olabilir. Ailenin kontrolünü ele almıştır. Aileyi istediğini yapmadıklarında, tehdit eder. Dediği olmayınca tehditlerini gerçekleştirir.

3.REDDEDİCİ SEVGİSİZ AİLE: Bir çocuk ailesi tarafından bazı sebeplerle reddedilirse, fiziksel ve psikolojik ihtiyaçları karşılanmaz, görmezden gelinir ya da düşmanca davranışlarla karşılaşırsa; özgüvensiz, topluma, insanlara karşı sevgisiz, vicdansız, merhametsiz, altına yapan, tırnak kemiren, kafayı sert bir yere vuran, suça meyilli(intihar bombacıları bu şekilde ortaya çıkar), isyankâr, müzevirci, yalancı, tikleri olan, saldırgan, kendi canına kıyan, evden okuldan kaçan, başkalarına hayvanlara eziyetten zevk alan, cinsel sapkınlığa sahip bireyler olabilirler.

4.BASKI ALTINA ALMA: Çocuğun her yaptığı, her söylediği sürekli eleştirilir, çok fazla uyarılır ve dışlanır. Çocuğun isyankâr ve/veya aşağılık kompleksine sahip, özgüveni düşük, değersizlik duygusu yaşayan birey olma ihtimali yüksektir.

5. ÇOCUKLAR ARASINDA KIYAS
YA DA AYRIM YAPMA: Bazı aileler çocuklar arasında ayrım yapmakta ya birbirleriyle veya başkalarının çocuklarıyla kıyaslamaktadırlar. Bu tip bir davranışla çocuklar; yetersizlik, değersizlik, özgüven sorunu yaşarlar. Davranış bozukluğu sergilerler.

6.İLGİSİZ KAYITSIZ AİLE:’Saldım çayıra mevlam kayıra ‘tutumu. Çocuk rol model arar. Arkadaşlarıyla zaman geçirir, uygunsuz, kötü işler yapan bir suç makinesi olabilir.

7.TUTARSIZ AİLE: Anne baba çocuk yetiştirmede tutarsızlık yaşarlar ve bunu çocuğa yansıtırlar.
Çocuk nerde duracağını bilemez. Doğru yanlışı ayırd edemez. İnatçı, asi, hırçın olabildiği gibi, içe kapanık pısırık, yalancı, dikkat eksikliği olan bir birey olabilir.

8. DEMOKRATİK TUTUM ve KABUL ETME: Abartıya kaçmayan bir hoş görü ve çocuğu kabul etme, onu bütün özellikleriyle kabul etmek anlamına gelir. Aile tutarlı ve anlayışlı tavırlar içindedir. Kurallar ve belli sınırlar içinde çocuk özgürdür. Onaylanır. Fikir, düşünce ve duygularına dikkat edilir. Çocuk kendini değerli hisseder. Ailece karar alınırken onun fikri de alınır…Kendine özgüvenli, yapıcı, olumlu, sosyal ilişkileri sorunsuz, başkalarının fikirlerine saygılı, empati yeteneği olan, duygusal zekası, akademik zekası, hayat başarısı yüksek çocuklar bu tip ailelerde yetişirler.

Çocuklarımızı yetiştirirken hangi aile tutumunu uyguluyoruz diye kendimize soralım. Sonrasında da uygun, doğru aile tutumu geliştirelim. Ailemiz, çocuğumuz, toplumumuz, geleceğimiz için.
Şuna inanıyorum ki; eğer biz bu toplumda yaşıyorsak, toplumun her bir çocuğu bizim çocuğumuz. Lütfen siz de bu bakış açısıyla düşünün.Okyanusta birer damla olalım ve bunu tüm anne babalara iletelim. Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

https://instagram.com/aysegulkisiselgelisim/

ERGENLİK ÇAĞINDAKİ ÇOCUĞUM BENİMLE KONUŞMUYOR

ERGENLİK ÇAĞINDAKİ ÇOCUĞUM BENİMLE KONUŞMUYOR
Ergenlik çağındaki bir çocuğun içe kapanık olmasının pek çok nedeni vardır.
Bunlardan en önemlisi; eğer ergen anne babayla konuşmaktan kaçınıyor, kısa cevaplar veriyor, soruları geçiştiriyor, sır saklıyorsa; ebeveynine güven duymuyordur.
Anlık ya da geçmişte yaşadıklarını, duygularını, fikirlerini paylaşacağı zaman, ağzını her açtığında susturulan, eleştirilen, yargılanan, suçlanan, değiştirilmeye çalışılan, onaylanılmayan, anne baba tarafından dinleniyor görünüp, dinlenilmeyen, sürekli kontrol altında tutulan, gereksiz baskı uygulanan, yönlendirilmeye çalışılan, olduğu gibi kabul edilmeyen ergen; sır saklar, ebeveyniyle kendi arasına duvar örer.
Onunla arkadaş değil, DOST EBEVEYN olmak çözüm sağlar.
Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
#Yaşam #Aile #Öğrenci #Spirituel #Theta #iletişim
aysegulozkonak@hotmail.com
info@aysegulozkonak.com

ÇOCUĞUM ÖFKELİYKEN, KIZGINKEN, KIRGINKEN NE YAPMALIYIM?

ÇOCUĞUM ÖFKELİYKEN, KIZGINKEN, KIRGINKEN NE YAPMALIYIM?

Kendi duygularını ve başkalarının duygularını fark eden ve anlayan; empati yapan birey, daha sevgi doludur.
Sevgi ise; birleştiricidir. İletişiminiz böylece daha da güçlenir.

Çocuğunuz öfkeli, kızgın, heyecanlı, ağlamaklı mı? Onun beden dilini okuyun.
Sorduğunuzda “iyiyim” diyorsa ya da geçiştiriyorsa; kelimeleri değil,
kelimelerin altında yatan duyguyu hissedin.
Ve geri yansıtın.
“Sesinden üzgün olduğunu hissettim.”
“kızgın görünüyorsun”
“heyecanlı görünüyorsun.”
Bunları söylerken, sorgulamadan, yargılamadan, bilmiş tavırlardan kaçının.

“Neden kızgınsın?” Derseniz, onu sorgulamış olursunuz.
Bu durumda çocuk, düşünür ama hissetmez.

“Ağlanır mı? Sen çocuk gibi başladın yine ağlamaya!?”
Diyorsak, yargılamış oluruz. Aklınızda olsun. Bizi yargılayan birini dost olarak kabul etmeyiz öyle değil mi?…

“Kızgın olduğunu biliyorum. Benden saklayamazsın! ”
Bu söz de bilmişlik taslamak olur.
Bu durumda size anlatacağı varsa da anlatmaktan kaçınır.

Dinleyin. Sadece dinleyin ve geri yansıtın.

Eleştiri, yargılama, kınama, suçlamadan uzak durarak; bedenen, zihnen, ruhen, duygusal olarak onun yanında olduğunuzu hissettirerek sağlayın bunu.
“Böyle mi hissettin?”
“Sen ne düşünüyorsun?”
“Bu durumda nasıl davranmayı düşünüyorsun?”

Hatayı ne tamamen onun üzerine, ne de tamamen başkasının üzerine atmadan;
sorduğunuz doğru sorularla, doğru kararı yine kendisinin vermesine yardımcı olun.

Eğer sorun sizinle onun arasındaysa; birbirinize zaman tanıyıp sakinleşip, ikinizin de duygu ve davranış nedeninizi belirtip, gerektiğinde özür dilemelisiniz.
Bu arada tabi ki duygularını ifade edince de mutlu olacağını, sakin kalacağını hemen beklemeyin. Bu bir süreç. Zihninde duygu ve düşüncenin yapılanması lazım.

Aklınızda olsun. Amacımız
çocuğumuzun farkındalığını sağlamak ve iletişimini artırmak olmalı. Duyguyu yansıtmamızın amacı da farkındalığını sağlamaktır.
Düşünce ve duygusunu ayırd etmesine yardımcı olmalıyız.

Böylece kendisine yetebilen ve hayatını anlamlı olarak, kimseye bağımlı olmadan yaşayabilmesini sağlamak olmalı.

Siz de çocuğunuzun bu niteliklere sahip olmasını istemez misiniz?

Sevgiyle kalın. Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

GERİ DÖNÜŞÜM ÖRNEĞİ

GERİ DÖNÜŞÜM ÖRNEĞİ

Dün bir danışanımla konuşurken çok mucizevi bir dönüt daha aldım.
Danışanım annesiyle hiç anlaşamıyordu. Ona büyük bir öfke duyuyordu. Bazı sorunları vardı. O sorunları daha önce çözmüştük. Artık anneyle çok güzel uzun uzun sohbetler ettiğini, bakış açısının tamamen değiştiğini, artık kendisini daha çok sevdiğini, daha mutlu olduğunu söylüyordu.
– Demek ki hocam, benim yaydığım frekans etrafıma da yansıyormuş .
-Aynen, yaydığımız frekans, çevrenizdekileri de etkiler. Demiştim.

Dün söylediği haber ise en güzeli.
Anne babasının da tartışmalı olduğunu biliyorduk. Babaanne ile anne de uzun zamandır küslermiş.
3 hafta önce aileye sevgi artırma bilinçaltı çalışması yapmıştım.
Danışanımla konuşuyoruz:
– Görüşmeyeli hayatında olumlu neler oldu? Diye sordum.
– Hocam babam ilk defa annemi yemeğe çıkardı. Araları düzeldi. Şimdi daha iyiler.
– Harika bir haber bu.
– Hocam daha iyi bir haberim var. Babaannem ile annemin arası da düzeldi. Şimdi birbirlerine selam gönderiyorlar.
– Ooo çok sevindim. Muhteşem bir haber bu.
– Çok teşekkür ederim hocam. Sizin sayenizde.
(Not: Biz sadece danışanla çalıştık. Yanımızda ne annesi, ne babası, ne babaannesi vardı.)
– Bilinçaltı dili bu kadar etkili işte.
Birilerinin hayatında olumlu değişim sağlayabilmek tarif edilemez bir duygu.

Ayşegül Özkonak

BAĞIMLI ÇOCUĞA MI SAHİPSİNİZ?

BAĞIMLI ÇOCUĞA MI SAHİPSİNİZ?

Bağımlı olan bireylerin ebeveynlerinin davranışları inceleniyor. Çocuklarına şu şekilde davrandıkları tesbit ediliyor:
1. Sınırsız özgürlük tanımak.
2. Çocuğun her istediğini yapmak.
3. Çocuğunu suçlu hissettirmek. Ceza vermek.
4. Çocuğun değil, ebeveyn olarak kendi seçimlerini dayatmak.
5. Çocuğunun öfkesini ifade etmesine fırsat tanımamak.
6. Çocuğun olur olmaz her işine karışmak.
7. Onu sürekli kontrol etmek.Baskıcı davranmak. Aşırı disiplinli olmak.
8. Sürekli dırdır etmek.
9. Sürekli eleştirmek, yargılamak, kınamak.
10. Reddetmek, varlığına tahammül edememek. (sevilmediğini, istenmediğini hissettirmek)
11. Çocuğu umursamamak.
12. Onunla diyalog kurmamak. Sohbet etmemek, paylaşmamak.
13. Değersiz, yetersiz, beceriksiz hissettirmek.
14. Sorumluluk vermemek.
15. Güvenmemek.
16.Tutarsız davranmak. Anne baba arasında tutarsızlık olması.

Şimdi kendi davranışlarımızı uzaktan inceleyelim. Bizler çocuklarımıza nasıl davranıyoruz?
Sevgiyle kalın. 😊
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

Page 1 of 5

Ayşegül Özkonak