SEVGİ ÖĞRENİLİR Mİ? Bir danışanım diyor ki;”Hocam doktora gittim. Hastaneden eve döndükten sonra eşim; doktorun ne dediğini ve sonuçları merak etmedi. İsterdim ki, bana sarılsın.” Üzülme. Geçecek. “desin. Ama ben hastanedeyken ne aradı, ne sordu, ne sarıldı. Sadece ilgisizce; ” geçmiş olsun “dedi. İçimde yara, büyüdükçe büyüdü.”…Sevgi almak ve vermek çok mu zor? Sevgi insanın kırılmış dallarını onarır, açılan yaralarını tamir eder. Önceki kırıklardan dal dal çiçek açtırır. Çocukluğumuzdan beri hiç kendimizin ne hissettiği, hangi duyguda olduğumuz sorulmadı. Öğretilmedi de. Çünkü onlar da bilmiyordu ki öğretsinler. Biz de, bize ne öğretildiyse, uyguladık. Hep başkalarını memnun etmeye çalıştık. Tabii ki sevdiğimizi de memnun etmeliyiz. Bununla birlikte, en önce kendimizin ne hissettiğini bilmeliyiz, kendimizi tanımalıyız. Bizi ne mutlu eder? Ne yaparken gözlerimiz ışıldar? Bize nasıl davranıldığında kendimizi iyi hissederiz?Bize ne yapılırsa, içimizdeki çocuk neşelenir, coşar, hoplar, zıplar?… O sevinçle yanımızı, yöremizi neşelendirir, aydınlatırız?… Bize ne yapılırsa sevildiğimizi hissederiz?…Bu danışanla görüşünce aklıma aşağıdaki yazıyı yazma isteği geldi. … SEVGİ NEYDİ? Kendini ona güvenle bırakabilmekti.Yargılanmadan, eleştirilmeden, kınanmadan, suçlanmadan;Değiştirmeye çalışılmadan;olduğun gibi kabul edilmekti.En zor zamanında sana destek oluvermeseydi. Fikirlerine önem vermesiydi. Üzüleceğinden korkarak, yapılmasını istemediğin şeyi yapmamasıydı. Üşüdüğünü fark edip;”üşüdün mü?” diyerek, sırtındakini çıkarıp; senin omuzlarına nazikçe konduruvermesiydi. Gülümseyerek sana sevgi ile bakması… Kahvaltı yaparken bir ara, kendi için hazırladığı o lokmayı, senin ağzına vermesiydi. Belki de, çarşıda yediği birşeyi paket yaptırıp,” sensiz boğazımdan geçmedi” deyivermesi…Sevgi anlayıştı, hoşgörüydü. Kanepede uyuyup kaldığında, üzerine bir pike örtüvermesiydi. Sevgi ile sımsıcak sarılıvermesi…Ses tonun biraz değişse, “Canın neye sıkıldı?” demesiydi. Üzgünsen, sana moral vermesiydi. Akıl vermesi değil. Senin yanında olduğunu hissettirmesiydi. Elini tutup gözüne bakmasıydı. Belki saçını okşaması… Sohbet edebilmekti. Geçmişten gelecekten; hem de samimiyetle. Kendini geliştirmek istediğinde sana izin vermesiydi. Konuşurken, yüzüne bakarak konuşması… Hastalandığında;”Bugün neyin var? Hasta mısın? Sana güzel bir çorba yapayım mı? ” demesi, başucundan ayrılmamasıydı. Sen neden hoşlanırsın, neden hoşlanmazsın bilmesiydi. Belki de uzun zamandır almak istediğin o şeyi sana sürpriz yapmasıydı.Sevgi güvendi. Önemsenmekti. Gerektiğinde takdir etmesi, onaylaması… Değerli ve yeterli hissettirmesiydi. Sevgi neydi?… Cengiz Aytmatov’un dediği gibi sevgi “emek” ti. Ayşegül Özkonak … Önce kendimizi sevmek, sonra sevgi vermek; hiç de zor değil inanın. Ailenizden öğrenmediyseniz de, zamanla öğrenilir. Yeter ki isteyin. “Ohho hocam, yıllardır sevgi alamadım. Öğrenmesini mi bekleyeyim?” Bekle. O veremiyorsa, bilmiyorsa, sen öğret. İlla ki öğrenecek. Sevgiyle kal…

Ayşegül Özkonak Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı