BİRİNE İNANIN GÜVENİN HAYATI DEĞİŞSİN…
Yıl 1994… Mesleğimin başlarındayım. İzmir’de bir ilköğretim okulunda 7/B sınıfına Fen Bilgisi dersine giriyorum…Arka sıralarda başarısız, yaşıtlarına göre oldukça gelişkin, biraz da anlama kapasitesi düşük, ağzı sürekli açık size bakan, bacaklarını ayırarak oturan, oturup kalkmasını bilmeyen, davranış sorunları olan Yağmur adında bir öğrencim var sınıfımda…Okulda herhangi sorun olan bir şey olsa; okul müdürü de dahil olmak üzere herkes ondan biliyor…Sınıf öğretmenleri değildim; sadece derslerine giriyordum. Bir gün arkadaşları onun başında bit olduğunu ve çok pis koktuğunu, onunla aynı sınıfta olmak istemediklerini dile getirdiler. Normalde sınıf öğretmenliği yaptığım öğrencilere otobiyografi yazdırır, sorunları olanları tesbit eder, çözümünü sağlardım. Bu sınıfa otobiyografi yazdırmadığım için sorunu fark etmemiştim. Şikayetler üzerine sınıf öğretmenleri olmamama rağmen, (ki her öğrencimi kendi evladım gibi gördüğüm için) bu öğrencimi de o gün yanıma çağırdım. Konuşmaya başladık. Kiminle nerde yaşadığını öğrendim. Annesi ve kızkardeşiyle yaşıyormuş. Babası hapisteymiş. Bedensel temizliği, bitten nasıl kurtulabileceği, arkadaşlarıyla iletişimin, oturuş ve kalkışın, beden dilinin nasıl olması gerektiği vb. konularında bilgilendirdim, derslerinde başarılı olması konusunda motive ettim. İki hafta belki geçti, öğrencinin davranışları olumlu bir şekilde düzeldi…Bitten kurtuldu. Yine de arkadaşları onunla oturmak istemiyordu. Öğrenciyi lavaboya gönderdim. O yokken diğerleriyle ayrımcılık yapmamaları konusunda özel olarak konuştum. Yağmur’a nasıl davranmaları gerekliliği üzerine…

Yine o günlerde, konumuz fizik konularıydı…Örnekler çözüp farklı sorular soruyorum. Her problem sonrası kısa sürede Yağmur’un parmak havada…’Hocam, ben çözmek istiyorum’. Ben onu tahtaya kaldırıyorum kendine güveni gelsin diye, her seferinde de bakıyorum ki doğru çözüyor.

Başarmanın ve benim onay sözcüklerimi almanın sevinciyle gözleri bana ışıl ışıl bakıyor…İlk zamanlar başarısı konusunda yine de tereddütdeydim. Çevresindeki öğrencilere bakıyordum, acaba “sorduğum soruları çözerken onlardan yardım almış olabilir mi?” düşüncesiyle ve sonra; yardım almadığına kanaat getirdim. Arkadaşları daha soruyu çözmeye çalışırlarken Yağmur parmağını havaya kaldırıyordu. Bana ilk başlarda zekasında sorun var gibi gelen bu öğrencimin aslında zeki olduğunu işte o zamanlar anladım ve Fen Bilgisi dersinden sınavda başarısız olmasına rağmen sözlü notunu yüksek vererek geçer not verdim. Bir süre sonra davranışları da düzelen Yağmur’un başlangıçtaki davranış bozukluğunun, başarısızlığının, olumsuz davranışlarının, zekasında sorun var gibi davranmasının nedenini daha sonra keşfettim. Duyduktan sonra da büyük bir şok atlattım.
Yağmur ‘u tanıdığım o sıralarda; babası öz kızı olan Yağmur’a ve kızkardeşine ensest ilişkide bulunmuş; anne bu sebeple ruhsal dengesini bozmuş, baba hapse atılmış ve iki kız kardeş anneleriyle birlikte yaşam savaşı veriyorlardı…Ve ben bu durumunu daha önce neden öğrenmedim diye kendimi suçladım, öğretmenliğimden utandım. Daha önce onunla neden yakından ilgilenmedim diye keşkeler yaşadım.

O sene benim tayinim Erzincan’a çıktı. O günden sonra;
önceleri sadece sınıf öğretmenliği yaptığım sınıflara uygularken, Yağmur’un olayından sonra tüm sınıflarıma otobiyografi uygulamaya başladım. Daha sonra 25 yılda bu uygulamanın büyük faydasını gözlemledim. Gerçek şu; sevgi, ilgi, güven, motivasyon; öğrencilerimin olumsuz davranışlarını her anlamda değiştiriyordu.

Genç öğretmenlere tavsiyem, eğer öğrencilerine yardımcı olmak istiyorlarsa önce onların güvenini kazanmaları… Otobiyografiyi tüm sınıflarında uygulamaları…O masum öğrenciler; birinin onlara güvendiğini, gerçek anlamda dinlediğini farkedince öyle güzel açıyorlar ki size kendilerini, duygularını. İşte o an, yardım etmeniz gereken ne varsa yardım edebiliyorsunuz. İşiniz daha da kolaylaşıyor. Bir çocuğu kayıp gidiverecekken; bataklıktan çekip çıkarıveriyorsunuz.

Öğretmenlik işte bunun için kutsal. Sadece konuyu anlatıp çıkmak, maaşını alıp yoluna devam etmek değil.

Öğretmenlik, toplumu şekillendirmek demek.Tıpkı koruyucu aile hekimliği gibi sorunları zamanından önce farkedip zamanında önlemek demek.

İyi ki öğretmen olmuşum, mesleğimi yıllarca severek yaptım. Şimdi de Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı olarak toplumumuzdaki ilgiye, sevgiye, desteğe ihtiyacı olan canlara eğitmenlik ve danışmanlık yapmaktayım.

Araya yıllar girmiş olsa da zaman zaman aklıma gelen, adını gizleyip değiştirerek Yağmur diye sizlere tanıttığım öğrencim, umarım hayata tutunabilmiştir.
Çünkü başarmanın tadını, sevilmeyi, onaylanmayı, olduğu gibi kabul edilmeyi, takdir edilmeyi, güveni; derslerine girdiğim dönemde çoktan keşfetmişti…

Sevgiyle kalın…

Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

05052509633

www.aysegulozkonak.com
aysegulozkonak@gmail.com
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

https://instagram.com/kisiselgelisimdansman

#Nlp #okul #başarı #profesyonelkoç #eğitim #seminer #güzellik #huzur #ilişkiler #kadınlar #erkekler #evliliktesorunlar #evlilikteçözüm #ikiliilişkiler #flört #ruheşi #eşilişkileri #aile #yaşam #mutluluk #kişiselgelişim #Sağlık #iş #Öğrenci #Koçu #annebabaçocuk

#AyşegülÖzkonak
#BÜTÜNSELDÖNÜŞÜMKOÇLUĞU