Ayşegül Özkonak

Kişisel Gelişim

Month: Nisan 2019

ÇOCUKLARA YAPILAN CİNSEL İSTİSMARA KARŞI BİZLER NELER YAPMALIYIZ?

ÇOCUKLARDA CİNSEL İSTİSMARA KARŞI BİZLER NELER YAPMALIYIZ?

Son günlerde artan taciz olaylarını üzülerek izliyor, kızıyor, hatta isyan ediyoruz. Bununla birlikte kolluk görevlileri ve adalet gerekeni yaparken, biz hangi önlemleri almalıyız bunları biliyor muyuz?Acaba bize düşen görevler yok mu?
Bizler de sevdiğimiz, gözümüzden sakındığımız,canımız varlıklarımıza farkında olmadan kötülük ediyor olabilir miyiz?
Çocuğunuzun belli bir yaşa geldi.Bir yandan da neler yapabileceğiniz konusunda kaygılısınız öyle değil mi?

Öncelikle bu vakaları önleme konusunda yapılacaklara bakalım:.

a.Çocuk kendi başına yıkanabilecek duruma geldiğinde, kendisinin duş almasını öğretebilirsiniz.

b.Cinselliği öğrenmeden önce de öğrendikten sonra da çıplak olarak birlikte duş almak doğru değil.

c.Odasına izinsiz girmek, kişisel sınırının ihlal edileceğine inanmasına neden olur.

d.Özel bölgelerine kimsenin dokunmasına izin vermemeyi öğretebilmelisiniz.

e.Onunla sorunlarını paylaşabilmelisiniz. Küçük hatalarda cezalandırmaktan kaçınmalı.Öyle yaparsanız, tacize uğradığında size söylemekten kaçınabilir.

f.Tacize ve kaçırılmaya karşı nasıl davranacak? Bunu ailece yaptığınız bir mizansenle öğretebilirsiniz.Yani oyun oynar gibi…Böyle bir oyun kurgulayıp, o anda nasıl da kuvvetle bağıracağını da yaşatarak. Ama öğretirken insanlardan korkan, çekinen tavır sergilememesine de dikkat etmelisiniz. Hayata güvensiz olmamasına dikkat etmelisiniz.
Ayrıca çocuğumuzun başına birşey gelir mi düşüncesinden kurtulun.Çünkü ne düşünürsek onu hayatımıza çekeriz. Aklınıza kaçırılabilir düşüncesi geldiğinde hemen başka bir düşünceye geçin. Kaçırılma korkusunu aşamıyorsanız bir uzmandan destek alın. Aksi halde bu korkunuzu, hayata olan güvensizliğinizi çocuklarınıza da aktarırsınız.
Bu yapmamız gereken davranışın bir tarafı.
Diğer taraf ise, çocuğumuzu severken nasıl sevdiğimizle alâkalı. Her anne baba çocuğunu sever ancak bazı anne babalar bu sevmeyi abartmakta hatta dudaktan öpmektedir. Bu davranış son derece yanlış. Nedenine gelince; 3-5 yaşlarını kapsayan cinselliği tanıdığı (fallik) dönemde çocuk; cinselliği öğrenir; karşı cinsten ebeveynini paylaşmaz hatta sahiplenme davranışı gösterir… Bu yaş döneminde annesiyle evlenmek istediğini söyleyen çok erkek çocuk görülmektedir mesela…Ya da babasıyla evlenmek istediğini ifade eden kız çocukları…Bu dönemin sonunda ise, babasına ya da annesine karşı hissettiği cinsel dürtüler baskılanır. Yine bu dönemlerde cinsel uyarılar içeren mesajlardan uzak durulması gerekmektedir. Örneğin dudaktan öpme, poposuna dokunma, şaplak vurma, öpme davranışı gerçekleştirirken, çocuğunuzu cinsel istismara açık olmasına neden olabilirsiniz.
Bir takipçim demişti ki “Ben çocuğuma diyorum ki; “dudaktan popondan öpüyorum ama benden başka kimseye öptürme. Dedene, babana, amcana, yabancıya…” Fakat bir gün amcası poposuna hafifçe şaplak vurmuş, çığlık çığlık bağırıyor, ağlıyor kendisine dokundu diye. Ne yapmalıyım bu durumda hocam?”
Yapacak tek şey kendinize mübah saydığınız davranışı yapmamak çocuğunuza…Zira çocuğa yapılmaması gereken davranışı yapıp, sonra da öğüt verirseniz; baba ya da amcadan gelen küçük bir davranışı çocuğun yanlış anlayıp zihninde fırtınalar esmesine neden olabilirsiniz…O yüzden çocuk, karşısındaki kişi kim olursa olsun, kendi bedeninin özel olduğunu bilmeli. Ayrıca da kendine ve bedenine saygı duymayı da…

Eğer dudaktan öperseniz neler olabilir?

a.Normal Ebeveyn-çocuk ilişkisinden çok, sapkın(ensest)ilişkiyi çağrıştırabilirsiniz çocuğunuzun bilinçaltında farkında olmadan.

b.Öyle olmasa bile, çocuk bilinçaltında kendisinin böyle bir sapkınlığı yaşadığı düşüncesi geliştirebilir.Ya da tacize uğradığı düşüncesini…

c.Ergenlik ve yetişkinlikte, bu erkek çocuklar aşık olamaz, sevemez, sevgili değiştirip durabilir. Anneye benzer birilerini arar hayat boyu ve mutlu olamayabilir. Ayrıca böyle kız çocuklarında da aynı durum geçerli baba-kız arasındaki ilişkide…

d.Dudaktan öpüşmenin doğru olduğuna inanıp, erkek-kız kardeş arasında da bu davranışı gerçekleşebilirler ve siz ensest ilişki tohumları atmaya neden olabilirsiniz farkında olmadan…

e.Ya da başkasının dudağından öpmesinin sevgi gösterisi olduğuna inanıp ses çıkarmaz ve tacize kapı aralamış olursunuz,
hem de istemeden.

Ayrıca dudaktan öpmek; tükürük ve boğaz salgıları aracılığıyla bulaşan;
yüksek ateş, halsizlik, boğaz ve baş ağrısı, ilerlemiş durumda tedavide geç kalınırsa dalak yırtılmasından menenjite, zatürree’den kalp zarının iltihaplanmasına neden olabilen;
ve halk arasında ‘öpücük hastalığı’ olarak bilinen “Enfeksiyöz Mononukleoz”a da neden olabilir., (bknz. Enfeksiyon mononükleaz)

Ayrıca ‘aşkım, sevgilim’ kelimelerinin kullanılması da doğru değil evlatlar için…Bu kelimeleri eşiniz için kullanın ama çocuklarınıza o kelimelerin yerine ‘yavrum, canım kızım ya da canım oğlum vb. sözler, ebeveyn-çocuk ilişkisini çağrıştırması bakımından daha doğru kelimelerdir.

Peki biz hiç mi çocuğumuzu, torunumuzu sevmeyeceğiz? Tabi ki seveceğiz. Ama samimi,içten,sevgi dolu ve de ŞEFKATLE…Cinselliği çağrıştıracak bölgelere dokunmadan…

Sevgiyle kalın…
Ayşegül Özkonak
05052509633
www.aysegulozkonak.com
aysegulozkonak@hotmail.com
www.aysegulozkonak,com
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

YAŞADIĞIMIZ SORUNLAR ÇÖZÜLÜR MÜ ?

YAŞADIĞIMIZ SORUNLAR ÇÖZÜLÜR MÜ?
Hayatımız boyunca zaman zaman sorunlarla karşılaşabilmekteyiz. Bu sorunlar kendimizden ya da anne babamızdan, kardeşlerimizden kaynaklı, arkadaşlarımızdan, öğretmenlerimizden, iş arkadaşlarımızdan, patronumuz vb. den kaynaklı olabilmektedir.
Yaşadığımız çoğu sorunların geneli de bilinçaltı kayıtlarımızla ilgilidir.
1. Değersizlik
2. Yetersizlik
3. Özgüvensizlik ve sorunları
4. Hayata güvensizlik
5. Kendini sevmeme, olduğu gibi kabul etmeme. Sevilmediğini ve kabul edilmediğini hissetme.
6. Geçmişte yaşanan travmalar ve benzer travmaları yaşamalar.
7. İlişki sorunları, iş ya da özel hayatta kişilerle ya da partnerlerle sorun yaşama.
8. Karamsarlık, mutsuzluk, umutsuzluk, depresyona meyil.
9. Geçmişte yaşadığı olayları ve olaya ait bireyleri affedememe.
10. Yaşadığı olaylardan kaynaklı kendine karşı hissettiği suçluluk duygusu.
11. Fobiler
12. Kendine ya da ana babaya ya da Yaradan’ a ya da başkalarına ya da hayata karşı hissettiği nefret, öfke sorunları.
13. Şimdiye kadar yaşanılan hastalıklar.
14. Diyetlere rağmen yaşanan kilo sorunları.
15. Parayı yeterince kazanamama, herhangi bir engel çıkması. Para ile ilgili şimdiye kadar yaşanılan sıkıntılar.
16. Tıbbi tüm çalışmalara, organik bir bozukluk olmamasına rağmen, anne ya da baba olamama.
17. Hayatına istediği özellikte bir partneri çekememe. Ya da kendine uygun bir aday bulamama ya da evlenmek istediği halde o ilişkinin ilerlemesi için bir adım atamama.
18. Tıbbi tüm prosedürlere rağmen cinsel sorunlar yaşama.
19. Organik kökenli olmayan sağlık sorunları.

Tüm bu ve benzeri sıkıntıların ve sorunların kaynağı genellikle duygularımızı ve davranışlarımızı yönlendiren BİLİNÇALTI KAYITLARIMIZDA gizlidir.

Anne karnından itibaren istenilmeyen bebek olduysak ya da kız bebek bekleniyorduk ama erkek olduysak; ya da erkek bebek bekleniyorduk, ama kız bebek olarak dünyaya geldiysek; ya da istenen bir bebektik ama çocuklukta, ergenlikte ya da yetişkinlikte bazı travmalar yaşadıysak, tüm bunlar bizde bir duygu oluşturur. O travma, o duygu ile beraber beynin limbik sisteminde bilinçaltı kaydı olarak depolanır.

Çoğunlukla o travmaları unuttuğumuzu, geçmişte kaldığını zannederiz. Ama o travma hep ordadır ve bir başka olayda karşımıza çıkabilir.
Ya da o olayın olumsuz etkisini sık sık ya da benzeri olayları tekrar tekrar yaşayarak fark edebiliriz ama anlamlandıramayabiliriz.

Bu duygular ve olaylar bilinçaltında depolanırken, farkında olmadan da bir karar veririz.O karara; KÖK İNANÇ denir. Kök inançla beraber bedenimizde de bir HİS oluşur. Bu kök inanç, bizim için faydalı da olabilir, yaşamımızı olumsuz etkileyen bir özellikte de olabilir.
Eğer bu duygular, hisler, tekrarlayan benzeri olayları oluşturuyorsa, bizi rahatsız ediyorsa ve hayatımızı olumsuz bir şekilde etkiliyorsa kök inanca bakılmalı ve o olayın bizde oluşturduğu duyguyu, kök inancı ve hissi değiştirmeliyiz.

Olay, travma ve yaşanmışlıklar değiştirilemez; bununla birlikte bizde oluşturduğu duygu ve bizi rahatsız edici gereksiz tekrarlamalar değiştirilebilir.

Böylece geçmişte kalan o duygudan, histen, bizi ve hayatımızı olumsuz etkilemesinden de kolayca kurtulmuş oluruz.
Sevgiyle kalın… 😊
Ayşegül Özkonak Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı
05052509633

DÖNÜŞLER

“Ayşegül Hocam, hayatımı sizle tanışmadan önce ve tanıştıktan sonra diye ikiye ayrıyorum.
Sizi ilk kez bir seminerinizde tanıdım.” Hayatında hiç mi olumlu birşey olmadı? ” diye sormuştunuz. Yıllarca hep mutsuz, agresif, alıngan, kavgacı, kıskanç ve huzursuzdum. Hemen her konuda başkalarını suçlardım. Hele de en çok babamı. Ablamı ve kızkardeşimi bana göre daha çok seviyordu. Onlara daha yakındı.
Babam ben doğmadan önce erkek olmamı beklemiş. O yüzden de sizle tanışana kadar kendimi bir kadın gibi hissedememiştim. Belki eşimle de bu yüzden cinsel anlamda problem yaşıyorduk.
Bu yaşa kadar hep öfke doluydum. En ufak şeye parlıyordum. Bazen nedensizdi bu öfkelerim.
Hocam sayenizde kendimi tanıdım. Babamı, annemi, kayınvalidemi, kayınbabamı sayenizde affettim. Onlarla aram son derece iyi. Eskiden yapamadığımız sohbetleri edebiliyoruz. En başta da kendimle barıştım. Olduğum gibi kabul ettim. Kendimi sevmeye başladım.
Hocam meğer ben ne kadar güzelmişim.
Eşimle aramız da düzeldi. Size gelmeden önce nerdeyse kopma noktasına gelmiştik. Şimdiki halime şaşırıyor.
Çocuklarımla iletişimim düzeldi. Eskiden seslerine bile tahammül edemiyordum. Canlarını yakıyordum. Sonra da vicdan azabı çekiyordum. Artık onlara öfkelenmiyorum. Kitap okuyoruz beraberce. Oyunlar oynuyoruz.
İşyerimdeki arkadaşlar “sen ne kadar değiştin. Çok neşelisin” diyorlar.
Size ne kadar teşekkür etsem azdır.
Ablamın ve iki arkadaşımın da size ihtiyaçları var.
İyi ki varsınız. İyi ki tanımışım. Allah sizden razı olsun. ”

Bir can daha kurtuldu. Birinin hayatına katkı olabilmek… İstersek her şey mümkün. Yeter ki isteyelim.
Sevgiyle kalın.

Not; paylaşımlar, ad soyadları gizlenerek ve kişilerin kendi istekleri üzerine yapılmıştır.
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

Ayşegül Özkonak