Ayşegül Özkonak

Kişisel Gelişim

Month: Ocak 2019 (Page 1 of 9)

AŞK ve SEVGİ YENİDEN ARTIRILABİLİR Mİ?

AŞK ve SEVGİ YENİDEN ARTIRILABİLİR Mİ?
Hayatındaki erkeği ya da kadını nasılsa kazanılmış bir şey olarak görmek; onu kaybetme riskini de beraberinde getirir.
Onu tekrar kazanabilmenin yöntem ve tekniklerini öğrenmek ise; bitmiş sanılan aşkın ve sevginin yeniden filizlenmesini sağlar.
Aşk ve sevgi sanıldığı gibi tükenmez.Tükenmediği gibi teknikler sayesinde çoğaltılabilir de…

Tam tersi. Diyelim ki yanlış bir ilişki vardı ve ilişki bitti ama ruhsal ya da duygusal anlamdaki bağında kopma olmadı.
Geçmişte yaşadığı ilişkiye ait kopmayan bu bağ, kişiyi her şekilde etkiliyor. Başkasıyla evlenmişse, evliliğinde cinsel ya da normal ilişkisini olumsuz etkileyebiliyor.

Ya da evli değil ama yeni bir partnerle yeni bir hayata adım atmak istiyor ama bu defa da sanki bir şeyler onu geri çekiyor. Karşısına çıkan, ona uyan, normalde “Evet” diyebileceği bir şansı sırf bu yüzden reddedebiliyor. Ama reddetme nedenini fark etmiyor. Geçmişteki ilişkiyle ruhsal ve duygusal anlamda vedalaşma olmadan, bu kısır döngü bu şekilde sürüp gidiyor.

Ya da birey; ayrıldığı ya da boşandığı halde bağımlı olduğu, hala unutamadığı ve; ” Benden ayrıldıktan sonra başkasıyla evlensin, onu da, hayatına giren kişiyi de mahvederim.” derken; kopamadığı, bağımlı olduğu ilişkisine kolayca veda edebiliyor. Sırtındaki gereksiz yüklerden kurtulup, yeni güzel bir hayata doğru yol alabiliyor…

Önemli olan hayatınızda, hangi alanda, neyi, nasıl, ne şekilde artırmak ya da sonlandırmak istediğinizdir.
Her şey mümkün.
Yeter ki, isteyin. Ama umudunuza sımsıkı sarılarak…
Sevgiyle kalın…😊

Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Sosyal İletişim Danışmanı

SEVGİNİN ÖNEMİ

SEVGİNİN ÖNEMİ
Babandan almak istediğin kadar yeterli sevgiyi, güç ve güveni alamadığına inanıyorsan; ya kendinle ya da hayatındaki erkeklerle ilgili sorun yaşarsın.
Annenden ihtiyacın olan sevgi ve şefkati alamadığına inanıyorsan; ya kendinle ya da hayatına giren kadınlarla sorun yaşarsın. Çünkü bitirilmemiş ilişkiyi bilinçaltı tamamlamak ister. Evli ol ya da bekar ol farketmez; sana yakınlık gösteren karşı cinse flörtöz davranıyorsan neden böyle davrandığını da anlamlandıramıyorsan, önce anne babanla ilişkine bak.
Geçmişe ait bu negatif duygular bitirildiğinde; ne kendinle, ne anne babanla, ne çevrendeki erkek ve kadınlarla yaşadığın; var olan, hissettiğin ama anlamlandıramadığın sorun da kalmaz.
Gününüz aydın olsun. ☺️
Ayşegül Özkonak

GERİ DÖNÜŞÜM ÖRNEĞİ

GERİ DÖNÜŞÜM ÖRNEĞİ

Dün bir danışanımla konuşurken çok mucizevi bir dönüt daha aldım.
Danışanım annesiyle hiç anlaşamıyordu. Ona büyük bir öfke duyuyordu. Bazı sorunları vardı. O sorunları daha önce çözmüştük. Artık anneyle çok güzel uzun uzun sohbetler ettiğini, bakış açısının tamamen değiştiğini, artık kendisini daha çok sevdiğini, daha mutlu olduğunu söylüyordu.
– Demek ki hocam, benim yaydığım frekans etrafıma da yansıyormuş .
-Aynen, yaydığımız frekans, çevrenizdekileri de etkiler. Demiştim.

Dün söylediği haber ise en güzeli.
Anne babasının da tartışmalı olduğunu biliyorduk. Babaanne ile anne de uzun zamandır küslermiş.
3 hafta önce aileye sevgi artırma bilinçaltı çalışması yapmıştım.
Danışanımla konuşuyoruz:
– Görüşmeyeli hayatında olumlu neler oldu? Diye sordum.
– Hocam babam ilk defa annemi yemeğe çıkardı. Araları düzeldi. Şimdi daha iyiler.
– Harika bir haber bu.
– Hocam daha iyi bir haberim var. Babaannem ile annemin arası da düzeldi. Şimdi birbirlerine selam gönderiyorlar.
– Ooo çok sevindim. Muhteşem bir haber bu.
– Çok teşekkür ederim hocam. Sizin sayenizde.
(Not: Biz sadece danışanla çalıştık. Yanımızda ne annesi, ne babası, ne babaannesi vardı.)
– Bilinçaltı dili bu kadar etkili işte.
Birilerinin hayatında olumlu değişim sağlayabilmek tarif edilemez bir duygu.

Ayşegül Özkonak

BABAYA ÖFKE

BABAYA ÖFKE
Babaya küfredecek derecede öfkeli; ayrılmış ebeveyn çocuğu olan danışanıma seanstan bir süre sonra soruyorum:
– Nasılsın?
– Daha iyiyim.
– Görüşmelerimizden bu yana, hayatında hangi olumlu gelişmeler oldu ?
– Çok şey değişti. En bariz olanı, babamla ilişkim düzeldi.
-Düzelme derken, nasıl bir düzelme oldu?
– Annemle boşandıktan sonra beni bir kere bile aramadı, babalık yapmadı. Yıllarca baba kelimesini bilmedim. Anlatmıştım size…Onunla ilk kez 22 yaşında karşılaşmıştım. Tıpkı bir yabancı gibi…
-Anlatmıştın evet.
-Aklıma her geldiğinde öfkeden çıldıracak gibi olurdum. Birilerinin yanında adı geçse, küfretmemek için kendimi zor tutardım. Sizle görüştükten sonra hiçbir sorun kalmadı. Hatta artık görüşüp sohbet edebiliyoruz. Ben onu, o beni tanımaya çalışıyor.
-Harika bir gelişme bu. 😊
– Onu affettikten sonra sanki sırtımdan büyük bir yük kalktı. Yıllarca boşuna öfkelenmişim. Kendi hayatımı mahvetmişim. Artık daha sakinim. Eşime karşı da, çocuklara karşı da… Çok teşekkür ederim. Sizi tanımak hayatımda bir milad oldu.

Eşinizden boşansanız bile evladınızla etkili iletişimi sürdürmeniz; onun zihninde, hayata güvenebileceği duygusu oluşturur. Sarsıntı yaşasa bile olayı daha çabuk kabullenir.
Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak

DEDİKODU ORTAMINDAYSANIZ

DEDİKODU ORTAMINDAYSANIZ
Birileri, başka birileri hakkında ileri geri konuşuyor (siyasi, genel, bireysel) ve siz eğer bundan rahatsızlık duyuyorsanız (mideniz, karnınızda hoşunuza gitmeyen bir duygu, his varsa)
Bu rahatsızlıktan da kurtulmak isterseniz, kullanabileceğiniz bir yöntem öneriyorum;
1.Ya sesinizi çıkarıp, bundan rahatsız olduğunuzu belirtin.
“Başkasını arkadan konuşmak size ve bize zarar verir. Onun negatif enerjisini çekeriz. Bir sorun varsa, düzeltmek istiyorsanız, karşıdakiyle durumu karşılıklı konuşarak çözebilirsiniz. Lütfen konuyu kapatın. Bu benim inancım.” Deyin.
2.Baktınız hala devam ediyorsa ortam değiştirin.
3.Ortam değiştirme imkanınız yoksa, dilinizi üst damağa yapıştırın. Mide ve göbek deliği kapanacak şekilde elinizi karnınıza koyun.” Gelen tüm olumsuz enerjileri reddediyorum .” deyin.
Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

İDEAL KİLO

İDEAL KİLO
İdeal kilosunu çoktan aşmış bir danışan, diyetisyene gitmesine rağmen kilosunun sabit kaldığını ve daha fazla kilo veremediğini belirtti.
– Deniz mevsimi geliyor. Bu kilolarla ne yapacağım ben? Diye söylendi.
1000 tane olumsuz inancı taradık. İnançlarına baktığımızda;

Spor yapmanın faydası yok.
Her güzelin bir kusuru var.
Kilo verirsem bedenim sarkar.
Ne yesem kilo ALIYORUM.
Su içsem yarıyor.
Kilolu olursam anneannem beni sever.
Kilolu olmalıyım.
Kilolu olursam erkekler bana zarar veremez.
Kilolu olursam daha güçlü olurum.
Şu anki fitliğimden daha fit olamam.
Cinsiyetimden nefret ediyorum.
Şişman olmak benim kaderim.
Ne zaman kilo versem daha fazla alıyorum.
Babama, anneme kızgınım.
Kendime kızgınım.
Bedenimi sevmiyorum.
Tatlıya hayır diyemem.
Çikolatayı çok seviyorum.
Tabağımı bitirmeliyim bitirmezsem arkamdan gelir. (babası çok söylermiş)
Bir dirhem et, bin ayıp örter.
Zayıflarsam hasta olurum.
Yalızlığımı göbeğinde saklamalıyım.

Olumsuz inançları çıkardık. Olumlu inanç ve his yerleştirdik. Sonuç mükemmel. 😊
Bilinçaltımız neye inanıyorsa, o inançlarımız doğrultusunda hareket eder, o doğrultuda yaşarız. Kilo alamamızın , kilo verememizin nedeninin araştırılması gerekir.

O danışanım mı? Şimdi bir erkek arkadaşı var ve çok mutlu. 😊 ( Mutluluğun daim olsun canım. Çünkü mutluluğu hak ediyorsun.)
Ayşegül Özkonak

RUH EŞİMİ ARIYORUM

RUH EŞİMİ ARIYORUM
Ruh eşini arayıp bulamayanların, ortak duygusu…

“38 yaşıma geldim. Bu zamana kadar hiç flörtüm olmadı. Ailem ve çevremdeki herkes evlenmem için baskı yaptı. “Hadi ne zaman evleneceksin? Tohuma mı kaçacaksın?
Seni falancayla tanıştıralım. Evlilikte keramet vardır.
Başta sevmesen de zamanla alışırsın… ”
Ben her söze kulak tıkadım. Dış görünüş olarak fena da değilim, idare ederim diyordum.
Ta ki, geçenlerde arkadaşımın bebeği bana” teyze” diyene kadar.
Eve geldim. Ağlamaya başladım. Ama nasıl ağlamak? Hem de hüngür hüngür…
Ağlamam kesildiğinde şunu farkettim. Aslında şimdiye kadar tüm sorunlarımın üstünü örttüğümü ve karşı cinsten sürekli kaçtığımı…
Beni ne geri çekiyor? Hayatımda her şeye sahip oldum. Ama şimdi nedense yalnız olduğumu hissediyorum. Tüm arkadaşlarım evlendi, çocuk sahibi oldu. Onlarla ortak noktamız da kalmadı.
Annemi de kaybedersem, tamamen yalnız kalacağım.
Bir de şunu fark ettim. Ben hiç istenmemişim…”

Eğer anne/ baba, bebeğini illa erkek(kız) bebek olsun demişse,
Doğması istenmemişse,
Taciz/tecavüz yaşanmışsa,
Anne baba sürekli çatışmalıysa,
Cinsiyetini kabul etmiyor, reddediyorsa,
Kendini sevmeye ve sevilmeye layık görmüyorsa,
İstenilmediği inancı varsa,
Kabul edilmediği inancı varsa,
Değerli olmadığı inancı varsa,
Cinsel birlikteliğin pis, kötü, iğrenç olduğu kodu varsa,
Evliliğin çok zor olduğu inancı varsa,
Evliliğin özgürlüğü kısıtlayacağı inancı varsa,
Evlilik hamallık inancı varsa,
Evlilik sorunlar demek inancı varsa,
Bekarlık sultanlıktır inancı varsa,
Annesi evlilikte ezilen birey olmuşsa,
İyi birini asla bulamam inancı varsa,
Evlilik sorumluluğunu alamam inancı varsa,
vb. kişi evlilik ve ruh eşini bulmakta sorun yaşar.
Olumsuz duygular çıkartılıp, sorunlar bitirildiğinde; ruh eşi de kolay gelir. Sevgiyle kalın. 😊 Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

BEDENİNİZLE KONUŞUN

BEDENİNİZLE KONUŞUN
Hastalıklarınız, ağrı ve acılarınız var mı? Ya da sürekli hastalıktan muzdarip bir yakınınız?…
Aldığımız ilaçlarla; hissettiğimiz ağrılar, acılar belli bir miktar azaltılabilir. Ama kısa süreliğine…Çünkü hastalık bir sonuçtur.
Değerli doktorlarımız, BEDENimizdeki o sonucu tedavi ederler. RUH, ZİHİN , DUYGU parçamızdaki o gizlediğimiz, (sümen altı ettiğimiz) nedenler ne olacak? …Bizler bedensel, ruhsal, zihinsel, duygusal varlıklarız. Hastalık ise, bunlardan birindeki dengenin bozulması…
Sadece sonuca odaklanırsak, altta yatan nedenleri çıkarmazsak; bu ağrı, acı ve sızılar devam eder durur. Ya da başka bir yerden bize el sallayıp ” Ben burdayım” der. Ta ki onun asıl nedenini tesbit edip, onunla vedalaşana kadar.
Hastalıklar, aslında ruhumuzun bedenimizle konuşmasıdır. “Beni de duy. Ben de varım. Farkında mısın, bana işkence ediyorsun” diye haykırmasıdır.
Hastaysak, bedenimizle, ruhumuzla konuşalım. Bize söylemek istediği çok şeyler var. Söylemek istediklerine kulak verelim.
Kime öfkeliyiz?
Kimi affetmedik?
Kimi suçluyoruz?
Kimi eleştiriyoruz?
Kime nefretimiz var?
Kendimize mi, anne babamıza mı, eşimize mi, evladımıza mı, öğretmenimize mi, kardeşimize mi, gelinimize mi, kayınvalidemize mi?
Kendimizden bile gizlediğimiz, bilinçaltımızdan bağıran ama bilincimizle susturmaya çalıştığımız nelerimiz var?
Önce özümüzle buluşalım. İçimizdeki o çocukla… Sonra mı, sonrası o bize haksızlık ettiğini düşündüğümüz anne babamızla, sonra atalarımızla …Bize akan o olumsuz tüm bağları koparalım. Olumluları kabul edelim. Olumsuz tüm anıları, düşünce ve inançları iptal edelim. Yerine doğru inançlar koyalım. Herşeyi; en başta da kendimizi affedelim. Özgürleşelim😊
İşte o zaman gerçek anlamda sağlığımıza kavuşuruz.
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

HEP EVLİ -OLGUN KİŞİLERE ÇEKİLİYORUM
Hep evli erkeklere ( ya da evli kadınlara) ilgi duyuyor ya da çekiliyorsanız;

1. Anne babayla alakalı bitmemiş bir ilişkiniz olabilir.
2. Onlardan birini ya da ikisini affetmiyorsunuzdur.
3. İstenmeyen bir bebek olabilirsiniz.
4. Anne babaya karşı öfke duyuyor olabilirsiniz.
5. Baba/ annenizin karakteri ile partneriniz benzeşmiyor olabilir.
6. Onlardan biri ya da her ikisi tarafından bir dönem travma yaşamış olabilirsiniz.
7. Biri yada her ikisi tarafından sevilmediğinizi sanıyorsunuzdur.
8. Size karşı adil olamadıklarını ya da olmadıklarını düşünüyor olabilirsiniz.
9. Aşk ve sevgiyi gerçek anlamda yaşamamış ya da yaşamışsınız ama bu hikaye bir travma ile sonuçlanmış olabilir.( Ayrılık, aldatma, taciz vb..)
10. Anne/ babanız sizin algınıza göre çok üstün niteliklere sahip olabilir.
11. Bebeklikten gelen sevgi açlığınızı giderme çabasında olduğunuz için; karşı cinsin size karşı (belki iyi niyetle) gösterdiği ilgi, destek, saygı, hayranlık, sahiplenme, imrenme, merhamet duygularını sevgi ya da aşkla karıştırıyor olabilirsiniz. O kişinin size, sizin ona aşık olduğunuzu sanıyorsunuzdur.
Bu duyguların; sevgi ve aşkla ilgisi olmadığını, ayrı duygular olduğu inancını yerleştirmelisiniz.
Tüm inançların değişikliği ile doğru partneri bulma ve bu çekilme sorununun çözümü de mümkün.
Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak

BAĞIMLI ÇOCUĞA MI SAHİPSİNİZ?

BAĞIMLI ÇOCUĞA MI SAHİPSİNİZ?

Bağımlı olan bireylerin ebeveynlerinin davranışları inceleniyor. Çocuklarına şu şekilde davrandıkları tesbit ediliyor:
1. Sınırsız özgürlük tanımak.
2. Çocuğun her istediğini yapmak.
3. Çocuğunu suçlu hissettirmek. Ceza vermek.
4. Çocuğun değil, ebeveyn olarak kendi seçimlerini dayatmak.
5. Çocuğunun öfkesini ifade etmesine fırsat tanımamak.
6. Çocuğun olur olmaz her işine karışmak.
7. Onu sürekli kontrol etmek.Baskıcı davranmak. Aşırı disiplinli olmak.
8. Sürekli dırdır etmek.
9. Sürekli eleştirmek, yargılamak, kınamak.
10. Reddetmek, varlığına tahammül edememek. (sevilmediğini, istenmediğini hissettirmek)
11. Çocuğu umursamamak.
12. Onunla diyalog kurmamak. Sohbet etmemek, paylaşmamak.
13. Değersiz, yetersiz, beceriksiz hissettirmek.
14. Sorumluluk vermemek.
15. Güvenmemek.
16.Tutarsız davranmak. Anne baba arasında tutarsızlık olması.

Şimdi kendi davranışlarımızı uzaktan inceleyelim. Bizler çocuklarımıza nasıl davranıyoruz?
Sevgiyle kalın. 😊
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

Page 1 of 9

Ayşegül Özkonak