Ayşegül Özkonak

Kişisel Gelişim

Month: Kasım 2017

MUTSUZ VE KARAMSAR İNSANLA BİRLİKTE MİSİNİZ?

MUTSUZ VE KARAMSAR İNSANLA BİRLİKTE MİSİNİZ?

Mutsuz ve karamsar insan, hiçbir şeyden memnun değildir. Her şeyi kendine dert eder. Kendine bir hediye verilse kolay kolay beğenmez. İş yapılsa kusur bulur.
Sürekli çevresindekileri eleştirir. Şikayet eder durur. Kişi, durum ya da olayın olumlu yönlerini söylediğinizde; kızar ve tepki verir .
Her olayın olumsuz yönünden bahseder.
Kafaya olur olmaz şeyleri takar.
Takıntılıdır. Düzen hastasıdır .
Her işi mükemmel olsun ister. İstediği olmayınca öfkelenerek etrafındakileri de kendini de üzer. Başkalarını etkilemeyen olaylar, onda stres yaratır. Geçmişe takılıp kalmıştır.
Sürekli geçmişi düşünerek, konuşarak, gündemde kalmak ister.Çevresindekiler bu konuşmaları dinlemek istemediğinde ise, onları dinlememekle suçlar ve vicdan azabı çekmelerine neden olur. Ya da sürekli bir gelecek kaygısı yaşar.
” Sonumuz n’olacak?
Bu dünyanın düzeni bozuk.
Hayat çok kötü. Gittikçe de kötüleşiyor. ” gibi inançlarla
her şeyin kötü yönünü görür. Başkalarına da hayatın bu yönünü farkettirmek ister.
Bu insanlarla yaşamak da kolay değildir. Bir süre sonra sizin öfkelenmenize ve karamsar bir yapıya dönüşmenize neden olurlar.
Böyle biriyle yaşamak zorundaysanız; siz de onunla beraber geçmişi gündeme getirirseniz dipsiz bir kuyuya inmesine neden olursunuz. O kuyudan kolay kolay çıkamaz. Çünkü geçmiş, geçmişte kaldı. Dönüşü, telafisi yok. Geçmişi konuşmak, ne size ne ona yarar getirir. Tam tersi büyük bir zarar verir. Zihnindeki o olayın olumsuz çapa oluşmasına neden olursunuz farkında olmadan…
Bunun yerine ;
1. ” Olayın (/ o insanın) iyi yönünü görsen ne olur? ” diye sorun.
” İyi birşey yok ki, iyi yanını görsem. ” diyecektir.
“Herşey hep mi kötü? Hiç iyi birşey yok mu hayatta?
(/ O insan hep mi kötü? ) Hiç iyi bir yanı yok mu?” diye sorun.
” Belki vardır. ” diyecektir .
” Demek ki herşey kötü diyemeyiz. Öyle değil mi?”
Böylece zihnindeki algıyı değiştirebilirsiniz .
2. Neşeli ortamlara girmesini sağlayın.( Sevdiği aile dostlarıyla bir arada olun)
3. Sevdiği işi yapmasını sağlayın.
4. Sevdiği hobiyi gerçekleştirmesini sağlayın.
5. Olumsuz konuşmaya başladığında, sağır kurbağayı oynayın. Bir süre sonra, onun bu tavrı da sönmeye başlayacaktır.
6. Bazen değiştirmediğiniz şeyleri kabule geçmek bizi rahatlatır. Teslimiyet ve kabule geçmek, onun bu davranışlarını azaltacaktır.
7. Mutsuz ve karamsar insanlar ya az şükrederler ya da hiç şükretmezler. Kendinden daha zor durumda yaşayan insanları görmesini ve kendi haline şükretmesini sağlayın.
8. Siz onun etrafında pervane döndükçe, tatmin olmayacak ve daha fazlasını isteyecektir. Kendi ayakları üstünde durmasını sağlayın.
9. Görev ve sorumluluk almasına; kendi işini yapabildiği ölçüde yapmasına olanak sağlayın.
10. Kendi kendine yetiyor olmak, kişide özgüvene neden olur. Buna fırsat tanıyın.
Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak
Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Danışmanı

SANAL ALDATMALAR

SANAL ALDATMALAR
Evlilikte sorunlardan biri de sanal aldatmalar…
Bireyin kendisini ve eşini tam olarak tanımaması, kendisinin ne istediğinin, kadınının/ erkeğinin ne istediğinin farkında olamaması, cinsel uyumsuzluk, akıllı telefonlar, sosyal medya, sanal ortamlar, çoğu dizilerin evliliğin kutsallığını hiçe sayan konu içerikleri; evliliklerdeki sorunlardan kaçışa; kaçışla beraber içinden çıkılmaz bir başka soruna neden olmakta.
Eğer bir evlilikte bir sorun varsa şunu bilmelidir ki; bu sorun tek taraflı olmaz.

Eğer sosyal medyada eşinizden çok fazla duymak isteyip de duyamadığınız tatlı, güzel sözlerle karşılaşıp; eşinizi, evliliğinizi sorgulamaya başladıysanız;
-Bu adamla keşke evlenmeseydim.

-Bu kadınla ne diye evlendim sanki?

-Ne kadersiz bir kadınım/ erkeğim ?

Demek yerine
-Evliliğimi nasıl düzeltebilirim?
-Nasıl çözüm bulabilirim?
– Eşim bana nasıl bir öğreti sağlıyor? Burdan neyi öğrenmeliyim?
– Sesini çıkarmayı mı?
– Sesimi çıkarırken nasıl bir söz nasıl bir dil kullanmalıyım?
– Daha sabırlı olmayı mı?
– Öfkemi kontrol etmeyi mi?
– Çok büyük bir tepki mi veriyorum?
– Tepkisiz, içe kapanık mı davranıyorum ?
– Çözüm ararken nasıl davranmalıyım?
– Uzaktan bakınca nasıl bir eş olarak görünüyorum?
– Bu durumda nasıl davranmalıyım?
– Bu durum başkasının başına gelse, o kişiye objektif olarak nasıl bir çözüm sunarım?
diye sorun kendinize.
Nasıl diye sorduğumuzda çözümleri zihnimize gelir.

Sanal aldatmalar, sanal kalmıyor…
Sonrasında parçalanan aile, ortada kalan evlatlar, yıkılan hayaller ve hayatlar…Tümü, sırf o bir anlık duygusal ve bedensel açlığa yenik düşmelerden kaynaklanıyor.
Kişi eşinden bulamadığı gereksinimleri, başka birinde bulduğunu sanıyor. Ancak, gerçekte kendisinin aldandığını çok geç farkediyor.
Araştırmalar gösterdi ki, (ister sanal ister yüzyüze olsun) aldatmalar sonrası bireyler; bu duygusal ve bedensel açlıklarını tatmin etmeleri neticesinde, birbirlerine olan eski ilgilerini kaybediyor.
Yani kişi eski eşini gereksiz yere boşadığını farkediyor. Yeni ilişkisinde, sadece kullanıldığını anlıyor ve eski eşine dönmek istese de artık dönüşü olmuyor.
Ayrıca yeni ilişkisiyle evlense bile, o evliliğin uzun sürmediği de bir gerçek. Çünkü aldatılarak evlendiğinden, bilinçaltında karşısındaki kişiyi ” aldatan ve aldatabilir ” potansiyeline sahip biri olarak algıladığından, aldatmanın verdiği suçluluk duygusu, evlatlarının durumu, yeni ilişkide yeni olumsuz davranışların varlığı ( ki beklediği davranışlar yoktur, elde edene kadar karşıdaki kişi maske takmıştır), yeni yükümlülükler, yeni sorumluluklar, maddi manevi kayıplar, yeni ortamda da eski ortamda da kabul edilmeme, reddedilme, istenmeme duyguları ağır basmakta ve yine boşanmayla sonuçlanmakta.Yani ortada güven yok.Temel yok.
Bu aldatılma/ aldatma senaryosu zihinlerde yer aldığı için, yeni ilişki de bu yüzden kısa sürede sonlanmakta. Belki de “Yuva yıkanın, yuvası olmaz” sözü de büyük ihtimalle buradan gelmekte…
Eş değiştirmekle sorun çözülecek derken, sorunlar katlanarak artmakta.

Esas sorun; başkasını /eşini değiştirmekte değil. Esas sorun kişinin kendisindeki olumsuzlukları değiştirmemesinde. Daha geriye gidecek olursak; anne babayla olan ilişkideki olumsuzluklar, sevilme, istenme, kabul görme ihtiyaçlarının ebeveynler tarafından yeterince karşılanmaması. Birey kendisindeki olumsuz düşünce, duygu, durum , davranış, alışkanlık ve bakış açısını değiştirmediği sürece kaç kişiyle evlenirse evlensin; sorunlar olduğu gibi devam etmektedir.
Ruhsal anlamda yapılan çalışmalarla, tekniklerle bu değişim dönüşüm sağlandığında ise; partner değişimine de gerek kalmıyor. Çünkü artık kendisini sevmeyi, kabul etmeyi. onaylamayı öğreniyor.Kendisini sevip, sayıp, değer verdiğinde; karşısındaki insanlara da değer vermeyi , sevip, saymayı öğreniyor.
Her ne olursa olsun, her ne şartta olursa olsun, var olduğunu kabul ediyor. Artık korkular da kalmıyor. Korkularla çektiği olaylar da…

Diğer bir çözüm; kişi eşinden ilgi, sevgi, dokunsallık, birliktelik ve haz( cinsellik), sevgi, saygı, mutluluk, huzur, sadakat ve güven arıyorsa; hepsinin kendi yuvasında olduğunu bilmeli…Başka yerde değil.
Ama almak istediklerini kendisi; öncelikle eşine vermeli.
Eksiklik nerde?
Daha neler yapmalıyım?
Nasıl bir çözüm bulmalıyım? diye kendisine sormalı.
Konuşarak sorununu çözmeye çalışmalı.
Yürekten istenen her şey gerçek olur…
Not:Eğer ailede huzur ve mutluluk istiyorsanız,
özellikle sosyal medyadaki mesajlar kısmını, iletilere kapatın.Özelden mesajlaşmak , sohbet etmek isteyenlere; (mesleğinizi sosyal medya üzerinden gerçekleştirseniz bile), mesleğiniz dışında cevap vermeyin
, uyarın ve gerektiğinde engelleyin.
Eğer tek başınıza çözüm bulamadıysanız, çok değerli danışmanlarımız var.İnandığınız güvendiğiniz bir danışmandan destek alın. Sevgiyle kalın.

Ayşegül Özkonak

Ayşegül Özkonak