ANNE BABA OKUL ÇOCUK

Geçenlerde bir anneyle konuşuyorum.
Diyor ki:
– Ayşegül hocam, okullar iyi ki var. Tatil boyunca ben işe gidince aklım hep evde kalıyordu.
– Çocuklar evdeyken kontrolsüz kaldıklarını mı düşündünüz?
– Aynen. Saatlerce ben işyerinde , onlar evde. İnternet başında. Ne yaptılar, ne ettiler takip edemedim. Sık sık aradım ama yine de ne yaptılar, ne ettiler bilemedim. Hele bazen oluyor ki, onlara tahammül bile edemiyorum. Okulların açılmasına biraz da onun için seviniyorum.

Kontrolün, iradenin; çocuğun kendisinde olmadığına , kontrol edecek hep birilerinin olmasına inanmış bir anne…Çocuğuna güvenmiyor.

Çocuğunuza bilgisayar kullanma alışkanlığını verir; en önemlisi de ona ” Oyun oynarken, bir saati aşmayacağına inanıyor ve güveniyorum. Sen bunu başarabilirsin.” İnancını verirseniz, o kendine inanır ve bilgisayar başında uzun süre geçirmez. Çünkü sizin ona olan inancınızın, güvencinizin sarsılmasını istemez. Siz de yalnızken neler yapıyorlar korkusundan kurtulursunuz.)

Başka bir gün parkta oturuyorum.Bir anne, sözünü dinlemeyen çocuğuna şöyle bağırıyor:
“Okullar açılsın senden kurtulayım Seni anca orası paklar. ”

Böyle diyen bir anne; kendince çocuğu “adam “edecektir. Çocuk böylece şımarmayacak, annenin sözünü dinleyecek, yaptığı yanlış davranışlardan uzak kalacaktır. Ama zararı öyle büyük olur ki;

1. Çocuğa okul fobisini ve nefretini yerleştirir.
2. Öğretmen korkusunu ve nefretini yerleştirir.
3. Pısırık, içe kapanık, özgüvensiz, korkak, karamsar, şüpheci, kendi hakkını arayamayan, suçluluk duygusuna sahip bir çocuk olmasına neden olur.
4. Anneye bağımlı bir çocuk olmasına neden olur.
5. Ya da tam tersi davranışı sürdürmesine , tepkisel olmasına neden olur.

Okul açılacağı zaman aile içinde öyle güzel bir hava essin ki; okulda yeni bilgiler, yeni arkadaşlıklar kurulacağını söyleyin.Varsa kendi güzel örneklerinizden de bahsedin, çocuk okula gitmek ve öğrenmek için can atacaktır.
Eğer çocuğunuzun bir yanlışı olduysa, onun kişiliği ile değil, davranışının yanlışlığı üzerine konuşun. Okulu, öğretmeni korkutmak size de ona da büyük zarar verir.

Başka bir anne de geçen sene oğluyla, öğretmeninin tartışmasından bahsediyor. Öğretmeni için:
“Suratında meymenet yok. Zaten ilk görüşte içim ısınmamıştı. Benim oğlumu disipline vermiş. Vermeye ne hakkı var? Hemen okula koştum. Müdüre, ona, ağzıma geleni sıraladım . Bizi arkasız mı sandılar? Hakkımızı söke söke alacağım! ”

Eğer anne babalar,
çocuğun öğretmeniyle ya da idareyle olan sorununda, çocuğunu savunma pozisyonuna geçerlerse, öğretmeni suçlayıcı konuşurlarsa;

Çocuğun algısı şu olur;
1. Ne yaparsam yapayım, annem babam beni korur.
2. Okula, idareye, öğretmenlere karşı olumsuz, güvensiz, eleştirel olur.
3. Onlara karşı tepkisini daha da artırır. Olumsuz davranışları varsa, bu davranışların pekişmesine neden olur.
3. Ya da uzun vadede; kendi hakkını arayamayan , ( çünkü annesi aramaktadır) çekingen, özgüvensiz, yetersizlik duygusuna sahip bir birey olur.
4. Okuldan, öğretmenden, dersten soğur ve başarısız olur.

Bir sorun varsa, iki tarafı da dinlemek, karşıyı kötülemeden, çocuğun ya da karşı tarafın davranışıyla ilgili çocuğun duygu ve davranışlarını boşaltmasını sağlamalı ve gerekeni yine çocuğun kendisinin yapmasına izin vermeli, hata kendisindeyse kendi davranışının sorumluluğunu almasını sağlamalı, hakkını savunamıyorsa, ( ki bu genellikle bizim ona verdiğimiz eğitimden kaynaklanır) bunun çözümü yoluna gitmeliyiz.

Okullar açıldı, tüm ülkemiz için , eli öpülesi, değerli öğretmenlerimiz için; geleceğimizin güvencesi yavrularımız için, çok başarılı bir eğitim öğretim yılı olsun. Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak