BİR ANNE BABA ÖRNEĞİ
Tatildeyiz. Sahil kenarında eşimle beraber bir masada otururken; yan masada ellerinde cep telefonları, olan 30-35 yaşlarında bir çift dikkatimi çekti. İki yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bir de çocukları var. Bizim masaya oturmamız, yaklaşık 10 dk. kadar oldu.Bir yandan eşimle sohbet ederken, bir yandan da göz ucuyla çocuğu takip ediyorum.O kadar süre ne anne ne baba çocukla ilgilenmiyorlar, gözleri telefonlarında. Çocuk masanın etrafında dolaşmaya başladı.Suratı asıldı, annenin yanına gitti., koluna dokundu, mızırdandı; anne çocuğu yanından uzaklaştırdı, bir süre sonra aynı senaryo yine tekrarlandı. Anne çocuğu yine uzaklaştırıp tekrar telefonuna döndü.Baba ise hipnozda gibi; bu olanları hiç farketmiyor.Çocuk iyice sıkılmaya başladı. Çocukla gözgöze geldik. Gülümsedim, o da bana gülümsedi. Ellerimi yüzüme kapadım.
– Ceeee diyerek , ellerimi yüzümden çekip kollarımı açarak minik bir çığlık attım. Hemen neşeli bir kahkaha attı. Kendisi de benim yaptığımı yapmaya başladı. Karşılıklı onunla ” Ceee oyunu “oynuyoruz.Ama anne ve babada yine bir ses yok. Anne bir ara bize bakıp yine telefonuna döndü.
O sıra eşim maden suyu almaya gitmişti. Gelince o da oyunumuza katıldı. Biz kahkahalarla eğlenmeye başladık. Anne, bizim sesimize telefonu bıraktı o da bizimle beraber gülmeye başladı.
Biraz sonra çocuk kağıt su bardağını havaya atıp, yerde öylece bıraktı.
– Hadi şimdi o bardağı çöpe atalıııım dedim.
Çöp kutusu diye bardağı, çitlerin öbür tarafına fırlatıp attı. Ordan aldırdım. Çöpü gösterdim. Kağıt bardağı çöpe attı. Eşime dedim ki:
– Amcası hadi alkışlayalım. Çöpe ne güzel attı.
Alkışlıyoruz…Neşe ve kahkaha içinde kendisi de annesi de alkışa katıldı. Anneyle birlikte; (çöple oynayan çıcuğun ellerini yıkamak amacıyla, çeşmenin yerini göstermek için ) masalardan uzaklaştık, sohbete başladık.
Benim yaşam koçu, aile danışmanı olduğumu öğrenince gözleri ışıldadı. Sohbete devam ettik. Ayrıca kendisiyle olan bir sorununu da benimle paylaştı. Anneye dedim ki:
– Çocuğunuz da, eşim de, ben de siz de ,hep beraber çok eğlendik değil mi?
– Evet çok.
– Ondan öncesi nasıldı?
Kendimize uzaktan bakalım mı?
– Bakalım.
-Yanıma gelir misiniz?Uzaktan bakalım…
Yanıma geldi. Elimle bir mekan tasavvur ettirdim.
-Karşıda bir masa var. Orda siz ve eşiniz oturuyorsunuz. Gözleriniz telefonlarınızda. Çocuk iyice sıkılmış.
Uzaktan bakın, Sizce nasıl görünüyor? Ne hissediyorsunuz?
Anne yaptığı davranışı farkederek, üzgün bir şekilde gözlerime baktı.Çok haklısınız. Ne demek istediğinizi çok iyi anladım. Hiç böyle düşünmemiştim. Eşim de eline telefonunu aldığında ben de böyle hissediyorum.
– Ne hissediyorsunuz?
-Kızıyorum. Önemsenmediğini hissediyorum.
-Başka?.
-Değersiz hissediyorum. Sıkılıyorum.
Oğlum da demek ki böyle hissediyor.
– Evet. Aynen bunu hissediyor. Dedim.
– Ayşegül Hanım, bunun yanlış olduğunu biliyoruz ama yine de yapıyoruz.
Ne yapmalıyız?
Anneyle sohbetimiz bir süre daha devam etti.Yapabileceklerini konuştuk. Vedalaştık.
( Not: Bu arada baba, tüm bunlara rağmen başını telefonundan kaldırmadı! )

Uzun lafın kısası; siz değerli anne babalara soruyorum. Siz de kendinize uzaktan bir bakın. Siz, eşiniz ve çocuklarınıza nasıl davranıyorsunuz? Bu anne babanın yerinde olsanız bu duyguyu hissettikten sonra ne yapmaya, çocuğunuza nasıl davranmaya karar verirdiniz?
Ayşegül Özkonak Aile Danışmanı Yaşam Koçu
Spirituel Kuantum Teta Healing www.aysegulozkonak.com
http://www.facebook.com/aysegul.ozkonak

https://instagram.com/aysegulkisiselgelisim/