Ayşegül Özkonak

Kişisel Gelişim

Month: Nisan 2017 (Page 1 of 2)

ALMA – VERMENİZ DENGEDE Mİ?

ALMA – VERMENİZ DENGEDE Mİ?
Para ile ilgili sorunlar yaşıyor musunuz?
Yeterince parayı hayatınıza çekemiyor musunuz?
Siz, aileniz maddi manevi sıkıntılar , sorunlar, yaşıyor musunuz?
Başkaları kazanıyor, siz kazanamıyor musunuz?( O halde bu yazıyı sonuna dek okuyun)
Bir eğitim aldınız, bir doktorda muayene oldunuz. Bir uzmandan terapi aldınız, bir terziye elbise diktirdiniz, bir mimara evinizin planını çizdirdiniz.Bir iç mimara dekorasyon yaptırdınız.
Bir müteahhide evinizi yenilettiniz. Her biriyle iş anlaşması yaptınız. Ama aldığınız eğitim, sağlığınız,elbiseniz, eviniz, istediğiniz kadar iyi/güzel olmadı.
Acaba neden?…

Önce şunu düşünün.
1.Kime söz verdiniz de yapmadınız?
Başta da kendinize?
Egzersiz yapacağım dediniz yapmadınız.
Ödememi yapacağım dediniz yapmadınız.
İbadetimi yapacağım dediniz yapmadınız.
vb..

2.Para ile ilgili ilk darbeyi kimden yediniz?
Ne hissettiniz?
Burdan ne öğrendiniz? Öğretiniz ne oldu?
Ne kaybettiniz, ne kazandınız?

3.Olumsuz inançlarınız var mı?
“Hep bana sorunlu insanlar gelir.
Hep benim karşıma, beni mutlaka aldatan insanlar çıkar.
Benim ona borcum olacağına onun bana borcu olsun.( Böyle inançlarınız varsa öyle insanları çekersiniz hayatınıza)
Evren denge üzerine kurulmuştur. Para alışverişi de denge üzerinedir.Para bir enerjidir. Yaşamınızı devam ettirirken bir şekilde para alırsınız veya verirsiniz… Meselâ,karnınız acıkır “Şu fırından sıcacık bir simit alıp yiyeyim.” dersiniz, parayı verir, simiti alırsınız. Mis gibi koklayarak,çıtır çıtır yersiniz.Burda da bir bir denge vardır…
Siz paranızı vererek, simitinizi aldınız ve karnınızı doyurdunuz. Mutlu oldunuz. Fırıncı da emeğinin karşılığını aldı ve mutlu oldu.
Ama eğer dengesizlik varsa, bu denge herhangi bir şekilde bozulmuşsa, enerji de sekteye uğrar.
Bu örnekte olduğu gibi,ürün ve hizmet sektöründe çalışanlar da mutlu olabilmek ve dengede kalabilmek için,verdikleri emeğin karşılığını almak zorundalar.

Bu dengeyi sağlayabilmek için neler yapmalısınız?

a.Eğer birisi size kendiliğinden, karşılıksız bir yardımda bulunuyorsa siz de ona bir karşılık vermelisiniz.Gücünüzün yettiği ölçüde…Bu karşılık olan şey; para olabilir,hediye olabilir.Gücünüz yetmiyorsa, dua olabilir, manevi destek olabilir.

Eğer sizin birilerine yardım etmek için çırpınan bir özelliğiniz varsa;
” karşılıksız yardım etmeliyim ki, sevileyim, sevap kazanayım, bana iyi insan desinler “inancınız da vardır, Egonuz devrededir.Bu şekilde yardım ediyorsanız hep zarar gören de siz olursunuz… Çünkü kendinize haksızlık ediyorsunuz. Alma ve verme dengesine zarara uğratıyorsunuz.
Böyle davrandınız ve eğer kişi teşekkür etmediyse;
” Bana dua edin.” deyin. Bu dua, dengeye yardımcı olur.

b.Siz yardım talebinde bulunduysanız o emeğin ya da hizmetin mutlaka bedelini ya da değerini ödemelisiniz.Eğer aldığınız ürünün değerinin altında indirim taleb ederseniz, o kişinin emeğine ya da hizmetine saygısızlık etmiş ve enerjisini düşürmüş olursunuz. Bu düşük enerji de doğrudan sizi etkiler.Siz yeterince yarar sağlayamasınız. Hatta zarar görürsünüz.
Eğer ” Ben bu işten fayda sağlayamıyorum “diyorsanız, aldığınız ürünlerde bir sorun varsa kendinize dönün.Aldığınız ürünün ya da hizmetin ederinden daha az mı ücret ödediniz? Ya da karşıdakine bu kadar ödemek için ısrar mı ettiniz?
Bir alışveriş yaparken bizim kültürümüzde kullanılan bazı sözler vardır.
” İkram et. / Bize ne kadar indirim yaparsın?/ Bize ne kadara olur? ”
O kişi sizin hatırınıza indirim yaptıysa ya da sizi kıramadıysa, yaptığı indirim de kendi düşüncesine göre fazla ise; o kişi de siz de bu durumda fayda sağlayamasınız.Kişi sizin talebinizi çevirmez ama içinde bir kırgınlık yaşar.Kişinin kırılmış bu parçası; olumsuz bir enerji akışına neden olur.Siz isteğinize kavuşursunuz ama; ürün, eğitim, sağlık,hizmet vb… kusurlu olur. Emek veren kişi, bu çalışmaya, ürüne, eğitime, seminere, hizmete vb..tam emek verdiyse; kendisi bunun hakkını başka şekilde alacaktır.Ama siz bunu alamayacak, hayatınızda haksızlıklarla karşılaşacaksınız.Terapi aldıysanız sağlığınıza kavuşamayacaksınız.
Eğitim aldıysanız işinize yaramayacak.Kıyafet aldıysanız “ucuz etin yahnisine”dönecek.
Örneğin; eğer kaliteli bir hizmet ya da ürün 1000 lira, orta kalite 750, kalitesiz olan 500 ise, ve siz orta kalitede ürüne ısrarla 500 teklif ettiyseniz; karşıdaki insan istemeye istemeye size ” evet” dediyse, ürününüzden memnun kalmazsınız. Şikayetlenirsiniz. O insan işini önemseyen, sevgiyle yapan biri ise; sizin bu şikayetinizden rahatsız olup ” ne senin paranı, ne yüzünü istemiyorum” deyip paranızı iade ettiyse, o ürün de size gerekli birşey olup hala sizdeyse( iade edebilecek birşey değilse); ona emeğinin karşılığını ödemelisiniz. Para kabul etmese bile hediye niyetine o emeğin karşılığında birşey olmalı bu. Çünkü ortada bir emek, yani kul hakkı var.
Peygamberimizin bir sözü var ” işçinin ücretini alınteri kurumadan ödeyiniz”.
Ayrıca aklınızda olsun eğer bir alışveriş yaparken peşin ödeyemiyorsanız,indirim yaptırmaktansa taksitli ödeme planı isteyin. O zaman; o ürün, hizmet, sağlık, eğitim konularından daha çok yararlanırsınız.

4.Bir kişiye borcunuz var ama bu borcu ödemezseniz ne olur?
Bu hizmetten ya da emekten fayda sağlayamazsınız.
Hatta zarar görürsünüz.Hem de yedi nesliniz…
Size yardım eden kişi, başka yerden kazanç sağlar ama siz yine zarar görürsünüz.
Şimdi düşünün. Bu zamana kadar kime borçlandınız?
Kime ya da kimlere “borcumu ödeyeceğim” deyip ödemediniz?
Kime verdiğiniz sözü tutmadınız?
Kimlerin hakkını yediniz?

Ya da siz verilen sözleri tutuyorsunuz, borcunuza sadıksınız.Buna rağmen hâlâ para konusunda bir dengesizlik var.Araştırın bakalım. Atalarınızda borcunu ödemeyen, haksızlık eden, başkasının hakkına tecavüz eden birileri var mıydı?
Siz yapmasanız , ebeveynleriniz yapsa bile, hak yenmesi, 7 nesli etkiler. “Bir dede erik çalmış, torununun dişi kamaşmış” atasözümüz de, işte tam buradan gelir.
Ne edersek onu buluruz.

5.Her ne yapıyorsanız, nasıl emek veriyorsanız verin. Fakat emeğinizin karşılığını mutlaka alın.
6.Eğer kendi emeğinizin altında bir ücret alıyorsanız da , bu uygulamayı muhakkak düzeltin.Yoksa kazanamazsınız.
Kazanmak için; verdiğiniz emeğin, çabanın ederini hesaplayın.
7.Eğer kişi ederinden fazla, piyasa fiyatından daha fazla istiyorsa, kişi yine
kendisi her şekilde zarara uğrar.
Yedi neslimizin etkilemesini istemiyorsak, en doğrusu
ürünlerimize, emeğimize o doğrultuda paha biçmek;
başkalarından emek ve hizmet alıyorsak da ederi/ pahası neyse , hakkı neyse onu ödemektir.

Kazancınız bol, sağlığınız ve huzurunuz yerinde olsun.
Sevgiyle kalın.
Ayşegül Özkonak
05052509633
www.aysegulozkonak.com

NEDEN?

NEDEN?
Kadınına ya da erkeğine sarıldığında birşey hissetmiyorsan, bunun nedenini de anlamlandıramıyorsan;

Her seferinde hayatına hep aynı tarzda insanları çekiyorsan;

Anne/ babana sarıldığında güzel bir duygu yaşamıyorsan,tanımadığın birine sarılır gibi sarılıyor; ” Neden böyleyim? Onlar bana karşı neden böyle? ” diyorsan;

Evladına sarılıyorken bir merhamet,vicdan,sevgi vb.duyguların yoksa; kendine nedenlerini sorduğunda” hiçbir nedeni yok” diyorsan;

Annene,babana,hayata,Yaradana,kendine hiçbir sebepsiz öfke doluysan;

Bebekken sinirli,sürekli ağlayan bir bebeklik geçirdiğin söyleniyorsa;

Bil ki herşeyin mutlaka bir nedeni vardır.
Bu da taa bebekliğine, anne karnına ,hatta atalarından getirdiklerine dayanır.
Geçmişinde istenmeyen bir bebek miydin?
Ya da sen istendiğini sanıyordun ama annen; ruhsal/ bedensel,zihinsel/ ekonomik olarak hamileliğe hazır değil miydi? Ya da babanla kavgalı olup” Bu adama çocuk doğrulmaz,keşke hamile kalmasaydım “diye düşünüyor muydu?…
Yaşadığın bu hayatta; yaşadıklarının, herşeyin bir nedeni var.
Ruhsal anlamda, nedenler tesbit edilip ,çözümlenince; rahatsızlık veren tüm hayatı etkileyen bu sorun da şifa bulur.
Sevgiyle kalın .

günaydın

Kendini sevmeyen insan,kimseyi sevemez.
Kendini içsel anlamda eleştiren insan, başkalarını da her fırsatta eleştirir.
Kendini içsel olarak suçlayan insan, başkalarını da çok sık suçlar.
İçsel anlamda kendini yargılayan insan, başkalarını da kolayca yargılar.
Kendine değer vermeyen insan, başkalarına da değer vermez.

Önce kendimize, öz halimize dönelim.
Kendimizi tanıyalım.Farkında olalım.
Ve düzeltebileceğimiz özelliklerimizi düzeltelim.
Kendimiz için; mutluluğumuz için,sevdiklerimiz için…
Sevgiyle kalın

Günaydınlar

Günaydınlar 🙂
Anın değerini bilene ne mutlu …
Düne, hatta 1 sn sonraya dönemiyoruz. Zaman bu kadar hızlı akarken; hayata ” hoşçakal ” diyeceğimiz tarihi de bilemediğimize göre; sevdikleriniz yanınızdaysa doyasıya sarılın.Onlarla birliktelik ve mutlu olma anlarınızı artırın.
Uzaktaysa açın bir telefon,sevdiklerinize ” Seni seviyorum ,çok özledim” deyin.
Kırıldıysanız,” Herşey geçmişte kaldı, yüreğim seninle” deyin.
Hadi hemen, şimdi.
Hâlâ yaşıyorken ve birşeyleri değiştirme gücüne,yetkisine,yeterliliğine sahipken…
Sevgiyle kalın

Merhabalar.

Merhabalar…:)
Bugün evinize yakın bir parka gidin.Bir bahar dalını koklayıp içinize çekin.Kuş cıvıltılarını işitmeye çalışın.Ağaçlara dokunun.Yüreğinizi açıp,dua edin.Özünüzden,yuvanızdan başlayan ve tüm evreni saran insanlık barışı için…Bugün ne diliyorsanız gerçek olsun.Çözümünü istediğiniz bir probleminiz çözülsün.Uzaktaki özlem duyduğunuz birine kavuşun.Hasta iseniz şifa bulun.Borcunuzu ödeyeceğiniz paraya sahip olun.Dert dedikleriniz bitsin, derman bulun.Başarı istiyorsanız başarılı olun.Huzuru özünüzde yakalayın.Maddi manevi bolluk bereket içinde olun.Mutluluk, tüm bedeninizden çevrenize yansısın.Ve Sevgiyle kalın.:)

KAVGAN KİMİNLE?

KAVGAN KİMİNLE?
Kendi içinde kavgalı olan insan, dışarıdaki herkesle kavgalıdır.
Eğer birine ya da kendine öfkelendiysen; kendini ve hayatını izle.Mercek altına al.Öfkeliysen, çoğunlukla öfke duyacağın insanlarla karşılaşabilirsin.
Birisine öfkelisin diyelim.
Yola çıktın,
Yürürken biri sana çarptı, çarptıktan sonra da :
– Dikkat etsene! Diye seni suçlar.Ona da sinirlenirsin.

Araba kullanırsın.Bir araç önüne kırar.
Şoförü sana bağırır ;
– Önüne baksana! Diye.
Ona da öfkelenirsin.

Bankaya ya da postaneye gidersin, veznedar seni suratsız ve tepkili karşılar.İşi ağırdan alır.
-İşlerini yapmıyorlar. Diye söylenirsin.

Sırada bekleyen birinden
önüne geçmek için izin istersin;
beklemediğin bir tepkiyi alırsın.
Onların agresif mesajları mutlaka seni bulur.

Bir arkadaşına dertleşmek isteği ile,öfke duyduğun birisinin davranışlarını çekiştirirsin, tüm bedenin negatif enerji ile dolar. Oysa sen birazcık da olsa rahatlamak isteği ile bunu yapmıştın. Arkadaşının da sana aktardığı olumsuz enerji ile yüklenmiş bir şekilde eve gelirsin.
İşte buna Çekim Yasası denir.

Bekle.Derin nefesler al ver.Düşün.
Kendine dön. Karşıdakini suçlamayı bırak Sen nerde hatalar yaptın?
Sorunun çözümü için neler yapabilirdin? Daha neler yapabilirsin?
İçsel hesaplaşmalarını durdur.
Öfke duyduğun insanla ruhsal bağını,akan olumsuz enerjini kes.
Affet.
Özgürleş.
Sonra test et.Öfken geçince, o öfkeli insanlar yine seni buluyor mu?
Artık, o tarz insanları kendine çekmediğini farkedeceksin.

LEYLAK ZAMANI

LEYLAK ZAMANI
Bir sabah çıksam yola Leylak zamanı
Ulaşsam bilmediğim zamana ve mekana
Otursam pembe çiçekli bir ağacın gölgesine…
Dokunsam gövdesine, konuşsam onunla biteviye;
ben anlatsam o dinlese, o anlatsa ben dinlesem…
Koklasam baharın kokusunu, çeksem içime şöyle bir;
Kıskanır mı bahar çiçekleri?…
Dinlesem şırıltısını yanıbaşımda akan suyun …
Kapasam gözlerimi; cıvıldaşsa ağaçtaki serçeler ,kur yaparken birbirine…
Dinlesem nazlarını,serzenişlerini,şımarmalarını…
Hiçbir düşüncem olmasa ; dünya için, insanlık için üzüldüğüm,dertlendiğim…
Herşey sakin, herşey dingin,herşey güzel,herşey masum…
Dinlesem,seyretsem,hissetsem…kana kana, doyasıya…AYŞEGÜL ÖZKONAK

CİNSİYETİ KABUL

CİNSİYETİ KABUL
Eğer çocukluğunuzda aynı cinsteki yaşıtlarınızın oynadığı oyunları oynamıyor, karşı cinsin oyunlarını oynuyorsanız; yetişkinliğinizde karşı cinsle ilgili sıkıntılar yaşıyorsanız, cinselliğinizle alakalı sorunlar varsa,organik bir rahatsızlık olmamasına rağmen, kadınlık/ erkeklik hormonunuzda düzensizlik varsa; çocukluğa inmek gerekir.

Anneniz ya da babanız ( yakın çevredekiler) sizi çocukken nasıl severdi ?

1.”Benim oğlum kız gibidir.”
” Seni kız doğacaksın diye çok bekledim.”

2.”Benim kızım aslandır, erkek gibidir.”
“Erkek Fatma.”
“Seni erkek doğacaksın diye çok bekledik. Bebeklik takımların bile maviydi”.
“Keşke erkek olsaydın. Bu dünyaya erkek gelmek gerek, erkekler şanslı bu dünyada.” Vb…

3.Çocukken; kız olmanıza rağmen daha çok erkek oyunları( futbol vb.) ya da oyuncaklarıyla ( kamyon, araba vb..) oynamaktan hoşlanıyor / hoşlandığınızı göstermeye çalışıyor muydunuz?

4.Çocukken erkek olmanıza rağmen; daha çok kız oyunları ya da oyuncaklarıyla oynamayı seviyor / sevdiğinizi göstermeye çalışıyor muydunuz?

5.Karşı cinse ilgi duymuyor musunuz?

Çocukken anne , babanızın ya da çevrenizdekilerin sizin cinsiyetinizle ilgili söyledikleri sözleri hatırlayın.

TIBBİ anlamda hiçbir sorununuz yoksa muhtemelen; onlara kendinizi sevdirmek, onlar tarafından kabul görmek, önemsenmek, için bu şekilde davranmayı seçmişsinizdir. Bu halinizden memnunsanız bu seçime devam edersiniz. Memnun değilseniz,
bu seçimden vazgeçmek de yine size kalmış.
Sevgiyle kalın. 🙂
Ayşegül Özkonak

Eğer

Eğer bir ailede kadın mutlu ise; o aile de , aile bireyleri de mutludur.
Mutlu çocuk; mutlu ailede yetişir.
Mutlu çocuk demek; mutlu ve başarılı toplum demektir.
Ailelerin eğitimine yapılan yatırım, toplumun geleceğine yapılan yatırımdır.
Ailedeki sorunlar çözülürse,toplumdaki sorunlar da en aza iner.

BİRİLERİ SİZİ SİNİRLENDİRİYOR MU?

BİRİLERİ SİZİ SİNİRLENDİRİYOR MU?
Hepimiz toplumsal varlıklarız.Sosyal gruplar içinde bulunuyoruz.Zaman zaman bazı iletişim sorunları da yaşıyor olabiliriz.Nedir bu sorunlar? Örneğin, bulunduğumuz grup içinde bizi sinirlendiren,davranış ya da sözüyle canımızı sıkan bir insan olabilir.O ortamda o kadar insan var ve sadece birisiyle bir sorun yaşıyorsak, bunun bir nedeni olmalı.
Yıllar önce Davranış Psikolojisi Eğitimi alırken değerli bir hocam şunu söylemişti:”- Eğer birisi sizi sinirlendiriyorsa, siz de onu sinirlendirecek birşeyler yapmışsınızdır. Davranışlar,etki- tepki olayıdır. ”
Davranışlar madem etki – tepki olayı ; durup düşünelim. Sinirlendiğimiz insana biz daha önce ne yaptık?
Onunla ilgili yaşadıklarımızı düşünelim. Ona sevmediği bir söz sarfetmiş olabilir miyiz?
İstemediği bir şakayı yapmış olabilir miyiz?
Olumsuz bir davranış sergilemiş olabilir miyiz?
Bilimi bir kenara koyup, Spirituel anlamda konuşursak,o kişi bizim aynamız.Bize birşeyler öğretiyor. Belki gereksiz şakalar yapmamamız gerektiğini, şaka yapayım derken; kalp kırmamamız gerektiğini öğretiyor.
Belki bize yapılan gereksiz şakalara, davranışlara fazla sessiz kalmamamızı; fazla tepki veriyorsak da, o fazla tepkiyi azaltmamız gerektiğini öğretiyor. Belki değersizlik ve yetersizlik duygumuzun olduğunu, bu duyguların aslında canımızı çok yaktığını,anlamsız olduğunu, makam,mevki,eğitimin insanları ayrıştırdığını,sınıflandırdığını; aslında her insanın denk olduğunu öğretiyor. Belki sorunlar karşısında; problem yaşadığımız insana duygularımızı (arkasından değil), yüzüne uygun bir dille ifade etmemizi öğretiyor.
Belki ettiğimiz söz ve yaptığımız davranışa dikkat etmemiz gerektiğini öğretiyor.
Kimbilir belki de olumsuz davranışımızı değiştirmemizi sağlıyor.
Kimbilir?…
Durup düşünelim. Sizce hangisi?…
Sevgiyle kalın. Ayşegül Özkonak

Page 1 of 2

Ayşegül Özkonak