Ayşegül Özkonak

Kişisel Gelişim

Month: Nisan 2017 (Page 1 of 2)

NEDEN?

NEDEN?
Kadınına ya da erkeğine sarıldığında birşey hissetmiyorsan, bunun nedenini de anlamlandıramıyorsan;

Her seferinde hayatına hep aynı tarzda insanları çekiyorsan;

Anne/ babana sarıldığında güzel bir duygu yaşamıyorsan,tanımadığın birine sarılır gibi sarılıyor; ” Neden böyleyim? Onlar bana karşı neden böyle? ” diyorsan;

Evladına sarılıyorken bir merhamet,vicdan,sevgi vb.duyguların yoksa; kendine nedenlerini sorduğunda” hiçbir nedeni yok” diyorsan;

Annene,babana,hayata,Yaradana,kendine hiçbir sebepsiz öfke doluysan;

Bebekken sinirli,sürekli ağlayan bir bebeklik geçirdiğin söyleniyorsa;

Bil ki herşeyin mutlaka bir nedeni vardır.
Bu da taa bebekliğine, anne karnına ,hatta atalarından getirdiklerine dayanır.
Geçmişinde istenmeyen bir bebek miydin?
Ya da sen istendiğini sanıyordun ama annen; ruhsal/ bedensel,zihinsel/ ekonomik olarak hamileliğe hazır değil miydi? Ya da babanla kavgalı olup” Bu adama çocuk doğrulmaz,keşke hamile kalmasaydım “diye düşünüyor muydu?…
Yaşadığın bu hayatta; yaşadıklarının, herşeyin bir nedeni var.
Ruhsal anlamda, nedenler tesbit edilip ,çözümlenince; rahatsızlık veren tüm hayatı etkileyen bu sorun da şifa bulur.
Sevgiyle kalın .

günaydın

Kendini sevmeyen insan,kimseyi sevemez.
Kendini içsel anlamda eleştiren insan, başkalarını da her fırsatta eleştirir.
Kendini içsel olarak suçlayan insan, başkalarını da çok sık suçlar.
İçsel anlamda kendini yargılayan insan, başkalarını da kolayca yargılar.
Kendine değer vermeyen insan, başkalarına da değer vermez.

Önce kendimize, öz halimize dönelim.
Kendimizi tanıyalım.Farkında olalım.
Ve düzeltebileceğimiz özelliklerimizi düzeltelim.
Kendimiz için; mutluluğumuz için,sevdiklerimiz için…
Sevgiyle kalın

Günaydınlar

Günaydınlar 🙂
Anın değerini bilene ne mutlu …
Düne, hatta 1 sn sonraya dönemiyoruz. Zaman bu kadar hızlı akarken; hayata ” hoşçakal ” diyeceğimiz tarihi de bilemediğimize göre; sevdikleriniz yanınızdaysa doyasıya sarılın.Onlarla birliktelik ve mutlu olma anlarınızı artırın.
Uzaktaysa açın bir telefon,sevdiklerinize ” Seni seviyorum ,çok özledim” deyin.
Kırıldıysanız,” Herşey geçmişte kaldı, yüreğim seninle” deyin.
Hadi hemen, şimdi.
Hâlâ yaşıyorken ve birşeyleri değiştirme gücüne,yetkisine,yeterliliğine sahipken…
Sevgiyle kalın

Merhabalar.

Merhabalar…:)
Bugün evinize yakın bir parka gidin.Bir bahar dalını koklayıp içinize çekin.Kuş cıvıltılarını işitmeye çalışın.Ağaçlara dokunun.Yüreğinizi açıp,dua edin.Özünüzden,yuvanızdan başlayan ve tüm evreni saran insanlık barışı için…Bugün ne diliyorsanız gerçek olsun.Çözümünü istediğiniz bir probleminiz çözülsün.Uzaktaki özlem duyduğunuz birine kavuşun.Hasta iseniz şifa bulun.Borcunuzu ödeyeceğiniz paraya sahip olun.Dert dedikleriniz bitsin, derman bulun.Başarı istiyorsanız başarılı olun.Huzuru özünüzde yakalayın.Maddi manevi bolluk bereket içinde olun.Mutluluk, tüm bedeninizden çevrenize yansısın.Ve Sevgiyle kalın.:)

KAVGAN KİMİNLE?

KAVGAN KİMİNLE?
Kendi içinde kavgalı olan insan, dışarıdaki herkesle kavgalıdır.
Eğer birine ya da kendine öfkelendiysen; kendini ve hayatını izle.Mercek altına al.Öfkeliysen, çoğunlukla öfke duyacağın insanlarla karşılaşabilirsin.
Birisine öfkelisin diyelim.
Yola çıktın,
Yürürken biri sana çarptı, çarptıktan sonra da :
– Dikkat etsene! Diye seni suçlar.Ona da sinirlenirsin.

Araba kullanırsın.Bir araç önüne kırar.
Şoförü sana bağırır ;
– Önüne baksana! Diye.
Ona da öfkelenirsin.

Bankaya ya da postaneye gidersin, veznedar seni suratsız ve tepkili karşılar.İşi ağırdan alır.
-İşlerini yapmıyorlar. Diye söylenirsin.

Sırada bekleyen birinden
önüne geçmek için izin istersin;
beklemediğin bir tepkiyi alırsın.
Onların agresif mesajları mutlaka seni bulur.

Bir arkadaşına dertleşmek isteği ile,öfke duyduğun birisinin davranışlarını çekiştirirsin, tüm bedenin negatif enerji ile dolar. Oysa sen birazcık da olsa rahatlamak isteği ile bunu yapmıştın. Arkadaşının da sana aktardığı olumsuz enerji ile yüklenmiş bir şekilde eve gelirsin.
İşte buna Çekim Yasası denir.

Bekle.Derin nefesler al ver.Düşün.
Kendine dön. Karşıdakini suçlamayı bırak Sen nerde hatalar yaptın?
Sorunun çözümü için neler yapabilirdin? Daha neler yapabilirsin?
İçsel hesaplaşmalarını durdur.
Öfke duyduğun insanla ruhsal bağını,akan olumsuz enerjini kes.
Affet.
Özgürleş.
Sonra test et.Öfken geçince, o öfkeli insanlar yine seni buluyor mu?
Artık, o tarz insanları kendine çekmediğini farkedeceksin.

LEYLAK ZAMANI

LEYLAK ZAMANI
Bir sabah çıksam yola Leylak zamanı
Ulaşsam bilmediğim zamana ve mekana
Otursam pembe çiçekli bir ağacın gölgesine…
Dokunsam gövdesine, konuşsam onunla biteviye;
ben anlatsam o dinlese, o anlatsa ben dinlesem…
Koklasam baharın kokusunu, çeksem içime şöyle bir;
Kıskanır mı bahar çiçekleri?…
Dinlesem şırıltısını yanıbaşımda akan suyun …
Kapasam gözlerimi; cıvıldaşsa ağaçtaki serçeler ,kur yaparken birbirine…
Dinlesem nazlarını,serzenişlerini,şımarmalarını…
Hiçbir düşüncem olmasa ; dünya için, insanlık için üzüldüğüm,dertlendiğim…
Herşey sakin, herşey dingin,herşey güzel,herşey masum…
Dinlesem,seyretsem,hissetsem…kana kana, doyasıya…AYŞEGÜL ÖZKONAK

CİNSİYETİ KABUL

CİNSİYETİ KABUL
Eğer çocukluğunuzda aynı cinsteki yaşıtlarınızın oynadığı oyunları oynamıyor, karşı cinsin oyunlarını oynuyorsanız; yetişkinliğinizde karşı cinsle ilgili sıkıntılar yaşıyorsanız, cinselliğinizle alakalı sorunlar varsa,organik bir rahatsızlık olmamasına rağmen, kadınlık/ erkeklik hormonunuzda düzensizlik varsa; çocukluğa inmek gerekir.

Anneniz ya da babanız ( yakın çevredekiler) sizi çocukken nasıl severdi ?

1.”Benim oğlum kız gibidir.”
” Seni kız doğacaksın diye çok bekledim.”

2.”Benim kızım aslandır, erkek gibidir.”
“Erkek Fatma.”
“Seni erkek doğacaksın diye çok bekledik. Bebeklik takımların bile maviydi”.
“Keşke erkek olsaydın. Bu dünyaya erkek gelmek gerek, erkekler şanslı bu dünyada.” Vb…

3.Çocukken; kız olmanıza rağmen daha çok erkek oyunları( futbol vb.) ya da oyuncaklarıyla ( kamyon, araba vb..) oynamaktan hoşlanıyor / hoşlandığınızı göstermeye çalışıyor muydunuz?

4.Çocukken erkek olmanıza rağmen; daha çok kız oyunları ya da oyuncaklarıyla oynamayı seviyor / sevdiğinizi göstermeye çalışıyor muydunuz?

5.Karşı cinse ilgi duymuyor musunuz?

Çocukken anne , babanızın ya da çevrenizdekilerin sizin cinsiyetinizle ilgili söyledikleri sözleri hatırlayın.

TIBBİ anlamda hiçbir sorununuz yoksa muhtemelen; onlara kendinizi sevdirmek, onlar tarafından kabul görmek, önemsenmek, için bu şekilde davranmayı seçmişsinizdir. Bu halinizden memnunsanız bu seçime devam edersiniz. Memnun değilseniz,
bu seçimden vazgeçmek de yine size kalmış.
Sevgiyle kalın. 🙂
Ayşegül Özkonak

Eğer

Eğer bir ailede kadın mutlu ise; o aile de , aile bireyleri de mutludur.
Mutlu çocuk; mutlu ailede yetişir.
Mutlu çocuk demek; mutlu ve başarılı toplum demektir.
Ailelerin eğitimine yapılan yatırım, toplumun geleceğine yapılan yatırımdır.
Ailedeki sorunlar çözülürse,toplumdaki sorunlar da en aza iner.

BİRİLERİ SİZİ SİNİRLENDİRİYOR MU?

BİRİLERİ SİZİ SİNİRLENDİRİYOR MU?
Hepimiz toplumsal varlıklarız.Sosyal gruplar içinde bulunuyoruz.Zaman zaman bazı iletişim sorunları da yaşıyor olabiliriz.Nedir bu sorunlar? Örneğin, bulunduğumuz grup içinde bizi sinirlendiren,davranış ya da sözüyle canımızı sıkan bir insan olabilir.O ortamda o kadar insan var ve sadece birisiyle bir sorun yaşıyorsak, bunun bir nedeni olmalı.
Yıllar önce Davranış Psikolojisi Eğitimi alırken değerli bir hocam şunu söylemişti:”- Eğer birisi sizi sinirlendiriyorsa, siz de onu sinirlendirecek birşeyler yapmışsınızdır. Davranışlar,etki- tepki olayıdır. ”
Davranışlar madem etki – tepki olayı ; durup düşünelim. Sinirlendiğimiz insana biz daha önce ne yaptık?
Onunla ilgili yaşadıklarımızı düşünelim. Ona sevmediği bir söz sarfetmiş olabilir miyiz?
İstemediği bir şakayı yapmış olabilir miyiz?
Olumsuz bir davranış sergilemiş olabilir miyiz?
Bilimi bir kenara koyup, Spirituel anlamda konuşursak,o kişi bizim aynamız.Bize birşeyler öğretiyor. Belki gereksiz şakalar yapmamamız gerektiğini, şaka yapayım derken; kalp kırmamamız gerektiğini öğretiyor.
Belki bize yapılan gereksiz şakalara, davranışlara fazla sessiz kalmamamızı; fazla tepki veriyorsak da, o fazla tepkiyi azaltmamız gerektiğini öğretiyor. Belki değersizlik ve yetersizlik duygumuzun olduğunu, bu duyguların aslında canımızı çok yaktığını,anlamsız olduğunu, makam,mevki,eğitimin insanları ayrıştırdığını,sınıflandırdığını; aslında her insanın denk olduğunu öğretiyor. Belki sorunlar karşısında; problem yaşadığımız insana duygularımızı (arkasından değil), yüzüne uygun bir dille ifade etmemizi öğretiyor.
Belki ettiğimiz söz ve yaptığımız davranışa dikkat etmemiz gerektiğini öğretiyor.
Kimbilir belki de olumsuz davranışımızı değiştirmemizi sağlıyor.
Kimbilir?…
Durup düşünelim. Sizce hangisi?…
Sevgiyle kalın. Ayşegül Özkonak

Günaydın

Günaydın 🙂
Kadınınızı (ya da erkeğinizi ) nasılsa kazanılmış birşey olarak görmeyin. Onu; yine, yeniden kazanmanın yollarını arayın.

Page 1 of 2

Ayşegül Özkonak